23 Şubat 2017

Kum Taneleri- Berna Aslıhan- Kitap Tanıtımı, Kitap Yorumu ve Çekiliş



Tur Takvimi ve Çekiliş:

23-28 ŞUBAT BERNA ASLIHAN KUM TANELERİ TUR TAKVİMİ

1. Gün:
Yorum || Kitap Meltemi

2. Gün:
Yazar Tanıtımı || Mor Düşler Kitaplığı
Yorum || Son Sayfası "Hayat"

3. Gün
Kitap Tanıtımı & Seri Bilgisi || Son Sayfası "Hayat"
Yorum || Gonca'nın Dünyasından

4. Gün:
Karakter Tanıtımı || Rabi'ninGüncesi
Yorum || Mor Düşler Kitaplığı

5. Gün:
Müzik Listesi || Gonca'nın Dünyasından
Yorum || Rebellengels Read

6. Gün:
Alıntılar || Rebellengels Read
Yorum || Rabi'nin Güncesi



Kum Taneleri çekilişlerine katılmak için: Instagram Çekilişi  Facebook Çekilişi


Kitap Tanıtımı:

Bütün dünya yok olsun, sadece biz kalalım istiyorum.

"İsminin anlamını biliyorsun değil mi?"
Kız sessiz kalmayı tercih ederken başını usulca olumlu yönde salladı. "Azra..." dedi ismini tekrarlayarak. "

Ayak değmemiş kum demek."
"Çok doğru." dedi genç adam Azra'yı sarhoş edebilecek kadar harika gülümsemesiyle cevap verirken. Azra onu belki de ilk defa bu kadar içten gülümserken görmüştü. Genç adam derin bir nefes aldı ve kızın deniz mavisi gözlerine bakarak tekrar konuşmaya başladı. "Ben o ayak değmeyen kumda kendimi kaybetmek üzereyim Azra."

Azra duydukları karşısında şaşırmış bir ifadeyle bakıyordu adama. "Ama Arat-" Arat işaret parmağını kızın dudaklarına bastırıp onu susturdu. "Hiçbir şey söyleme, sadece seni sevmeme izin ver."


Kitap Yorumu:

Merhaba :) Kum Taneleri'ni, Gevezeler ile birlikte okuduk ve benim için çok keyifli bir okuma süreci oldu. Aynı anda aynı kitabı okuyup, kitap hakkında konuşmak çok keyifli :) Önce biraz konudan bahsedip, daha sonra yorumuma geçeceğim.

Azra, anne ve babasını bir kazada kaybeden, hukuk fakültesi öğrencisi, 20 yaşında bir genç kızdır. Ailesini kaybettiği için çok üzgün olsa da, onu çok seven ve teselli eden insanlar vardır çevresinde: Arat,Buğra,Barış ve Umut. Ve en yakın arkadaşı Esra'yı unutmayalım.

Azra için hayat görünürde normal bir şekilde akarken, esasen durum tam tersidir. Azra için bazı tehlikeli durumlar sözkonusudur. Azra'yı korumak için Arat'ın bir fikri vardır ve Azra hariç herkes bu fikri desteklemektedir!

Arat'ın bu fikri gerçekleştikten sonra, Azra için adeta sırları öğrenme süreci başlar. Her öğrendiği sır ile kendini bir ateş çemberinde bulan Azra ve yakın çevresi için adeta bir hayat mücadelesi başlar.

Yorumuma gelecek olursak; öncelikle bu roman vıcık vıcık bir aşk romanı değil. Aksiyon,gerilim ve aşk temasını bir arkadaş grubu üzerinden anlatmış bize yazar. Kitabın gerçekten son derece akıcı bir dili var. Kitapta kalabalık bir grup olduğu için, okurken keyifli hale geliyor bence. Geçmiş sahnelerini okumak da benim açımdan çok güzeldi. Gizemleri ortaya çıkaran da bu sahnelerdi o yüzden sevdim.

Azra-Arat'tan ziyade ben Esra-Buğra'yı daha çok sevdim. Bu çifti daha çok okumayı isterdim mesela, çünkü çok tatlılardı :)

Eleştiri olarak ise şunları söylemek istiyorum; kitapta çok fazla olay oluyor ve çok çabuk geçiyor diğer olaya, yani geçişleri biraz hızlı buldum. Bir diğer nokta ise, karakter betimlemelerini az buldum, Azra ve Arat hariç kahramanlar gözümün önünde canlanmadı.

Yazarın basılı ilk kitabı olan Kum Taneleri, Aşkın Sen Hali serisinin ilk kitabı.Kitabın sonunda serinin devam kitabından küçük bir metin eklenmiş.İkinci kitapta, bu kitapta da yer alan fakat fazla göremediğimiz Umut ve Barış'ı okuyacağız.

 Berna Aslıhan'a yazarlık kariyerinde başarılar diliyorum. Kitabı okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.


Kitabın Adı: Kum Taneleri (Aşkın Sen Hali-1)
Yazarı: Berna Aslıhan
Yayınevi: Mendirek Yayınevi
Basım Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 544


Kitaba puanım 3.5-4 arası /5


1 Şubat 2017

İpeği İşleyen Kız- Kelli Estes-Kitap Yorumu



Kitap Tanıtımı:

Keder kuşlarının başının üzerinde gezinmesini engelleyemezsin ama saçına yuva yapmasını engellersin…

Bir Çin atasözü der ki: "Keder kuşlarının başının üzerinde gezinmesini engelleyemezsin ama saçına yuva yapmasını engellersin…” Büyükannesi ve babasıyla yaşayan Mei Lien’in tek bildiği topraklar, doğup büyüdüğü Seattle’dı. Sırf Çinli olduğu için beyaz adamlar ona bulaşmasın diye erkek kılığına girerek dolaştığı topraklardı burası. Ta ki beyaz adamlar onu ve onun gibi olanları ülkelerinde istemediklerini söyleyip hepsini bir gemiye doldurana kadar…

Mei Lien gemiye bindiği sabahın gecesinde yaşananları hiç unutmadı. Herkesin yaptığı gibi hayatına devam etti belki ama unutmadı. Tek dayanağı, deniz ve onlardan bir işaret gelsin diye beklediği atalarıydı. Sözlerine kulak verilmeyeceğini bildiği için kimseye anlatmadı yaşadıklarını. İpeği eline aldı ve tüm hayatını ona işlemeye başladı.

Uzun zaman alsa da adaletin er ya da geç yerini bulacağının farkındaydı çünkü gerçekler ortaya çıkmak için gün sayardı…

Gerçek olaylardan esinlenerek romanını oluşturan Kelli Estes, kadınların ne kadar güçlü olabileceğini ve bedeli ağır olsa da asla doğrulardan kaçmadıklarını çarpıcı bir dille ortaya koyuyor. Kalbe dokunan bu hikâye, geçmişimizden arınmadığımız sürece günümüzle uzlaşamayacağımızın bir kanıtı…


Kitap Yorumu:

Merhaba, o kadar güzel bir kitap okuyup bitirdim ki, 2017 favorilerim listeme çoktan giriş yaptı İpeği İşleyen Kız. Bu kitabı sevgili arkadaşım Burcu ile okuduk @masuminciler, kendisinin yorumuna göz atmak isterseniz: Kitapların İncisi-İpeği İşleyen Kız Yorumu

Kitap, Arkadya Yayınları'nın çift zamanlı kitaplarından. Yani hikaye geçmiş ve günümüz şeklinde ilerliyor. İtiraf etmem gerekirse bu tarz kitaplarda geçmiş hikayeyi hep daha çok seviyorum, sizler hangi zamanı seviyorsunuz okurken? Unutmadan, kitabın gerçek hayattan yola çıkılarak yazıldığını belirtmek istiyorum.


1886 yılında bir gemi yolculuğu ile başlıyor kitap.Kahramanımız Mei Lien, Prince Of The Pasific gemisinde ömrü boyunca yaralarını saramayacağı bazı olaylara tanık oluyor. Esasen ailesiyle bu gemiye binmeleri de başka bir travma.

Günümüz hikayesinde ise, Orcas Adası'nda annesinin teyzesinden miras kalan malikaneyi ziyaret eden Inara Erickson ile tanışıyoruz. Inara, babasının isteği ile işletme okumuş bir kız. Naif bir yönü var ve teyzesi Dahlia'dan kalan bu evi, ailesini tekrar bir çatı altında toplamak üzere restore etmek ve butik otele dönüştürmek istiyor. Fakat, babası Starbucks'ta yönetim kadrosunda çalışması konusunda Inara'yı zorluyor. Baba-kız bu konuda mücadele verirlerken Inara, bu evde çok eski zamanlardan kalma bir kaftan kolu buluyor, ve bu giysi parçasının gizemini çözmeye çalışıyor.


Belki biraz SPOİLER içerebilir bu kısım.

Inara'nın ailesiyle alakalı sır bütün aile tarafından öğrenildiğinde kardeşlerin verdiği tepki, parkın açılış töreni, kaftanın otelde sergilenmesi, Mei Lien'in büyükannesini son görüşü, Mei Lien'in oğlu ile ilişkileri,kaftanın o iç acıtan hikayesi ve daha pek çok sahne beni çok etkiledi. Duygusal bir insansanız, bu kitapta ağlamamanız kaçınılmaz. SPOİLER SONU


Yazarın ilk kitabıymış İpeği İşleyen Kız. Öyle bir kurgu gücü ile ilmek ilmek işlemiş ki romanını... Kitapta çok fazla katman var, bunları birbirine ustaca bağlamasına hayran oldum. Kitabın sonunda yer alan yazar röportajını okumanızı tavsiye ediyorum.

Kapak,çeviri, edisyon her zamanki gibi son derece iyiydi. Arkadya'yı bu kitabı seçtikleri için tebrik ediyorum. Yazarın yeni kitaplarını heyecanla bekliyorum.

Dram,aile, aşk temalarını seven okurlar için kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum, umarım sizler de benim sevdiğim kadar seversiniz bu çekik gözlü kadının hikayesini...

Kitabın Yazarı: Kelli Estes

Çevirmen: Duygu Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Basım Yılı:2017
Sayfa Sayısı:456


Kitaba puanım 5/5


29 Kasım 2016

Gizemli Erkek Avcısı- Aylem Güngördü- Kitap Yorumu



Kitap Tanıtımı:

Eros, Kendi Kazdığı Kuyuya Düşerse…

Özgür ruhlu, sert, alaycı ve iş arkadaşlarının deyimiyle "tam bir cadı" olan Seçil Kaya, erkeklerin önünde diz çökmesine alışıktır. Çünkü o seçilmez, sadece seçer. Üstelik uzun ilişki denen şey asla ona göre değildir.

Yine de her zor kadını dize getirecek bir şövalye çıkar.
Seçil'in karşısına da o şövalye çıkmak üzeredir: Baran.

Baran'la karşılaştıktan sonra, hissettiği şeylerin adını koymakta zorlanan Seçil, yardım almaya karar verir. Çalıştığı dergideki köşe yazısında okuduğu Gizemli Erkek Avcısı, Seçil'in aklındaki soru işaretlerinin cevabını verebilecek gibi görünmektedir. Ancak Seçil bu cevaplara hazır mıdır?


Kitap Yorumu:

Merhaba :) Geçtiğimiz aylarda çok severek okumuş olduğum Külkedisinin Zayıflama Hikayesi kitabının devam kitabı nihayet çıktı. Macera, Gizemli Erkek Avcısı'nın sayfalarında devam ediyor :)

İlk kitaptan aşina olduğumuz karakterler, yeni eklenen karakterler ile yeni kitap çok güzel olmuş. Hadi önce kısaca konuya bakalım, sonra yorumuma göz atalım :)  İlk kitabı okumayanlar için yazının devamı SPOİLER içerir!!

Efendim ilk kitaptan tanıdığımız ve çok sevdiğimiz Öykü'nün gıccccık bir müdiresi vardı hatırlarsınız. Kendisi Seçil Kaya! İş arkadaşları tarafından "tam bir cadı" olarak nitelenen; Öykü'ye epey kök söktüren sevgili kızıl cadı Seçil'i bu kitapta daha net tanıyoruz.

Kendine güvenen, başarılı, karakter olarak biraz sert bir kadın Seçil. Tolga'nın da eski arkadaşı. Tolga'yı hatırladınız mı? İlk kitapta kendisi, Öykü'nün beyaz atlı prensiydi :)

İlk kitabın sonlarında, Seçil ve Öykü'nün arasındaki buzlar erimeye başlamıştı. Fakat bu kitapta bu ikiliyi bu kadar yakın görmeyi tahmin etmemiştim :) 

İlk kitapta, Külkedisi Öykü, dergideki köşesini Gizemli Erkek Avcısı'na bırakmıştı. Gizemli Erkek Avcısı, Öykü'den kalan köşeyi layıkı ile devam ettirmektedir. Seçil, Öykü'nün zorlaması ile Gizemli Erkek Avcısı'na başvurmak zorunda kalır. Fakat Seçil, bu köşeyi yazan kişinin kimliğini bilmemektedir. 

Seçil, Baran için başvurduğu Gizemli Erkek Avcısı'ndan aldığı taktikleri doğru uygulayıp, mutlu sona ulaşabilecek midir? Gizemli Erkek Avcısı' nın kim olduğunu öğrenince ne tepki verecektir? 

Bir de Baran var bu hikayede. Kendisi Tolga'nın kardeşi olur. Sempatik bir karakter olan Baran, Seçil'in değişiminin sebebi olabilecek mi? 


Bu kitabı da en az Külkedisinin Zayıflama Hikayesi kadar eğlenerek okudum. Seçil- Baran çatışmasını okumak çok keyifliydi. Önceden aşina olduğumuz karakterlere gelirsek, artık karşımızda evli-mutlu çiftimiz Öykü ve Tolga var :) Külkedisi projesinin mimarı Berk ve Öykü'nün kuzeni Melis, yine hikayede Öykü'nün yanında yer almaktalar :)

Öykü ve Seçil'in aralarını düzeltme çabaları çok tatlıydı. Seçil ile yıldızı barışmayan tek kişi Öykü mü sandınız, yanıldınız! Çünkü Öykü'nün kuzeni Melis, Seçil'e uyuz oluyor! 

Seçil, bu kadar uyuz olunacak bir karakter mi? Okuyup siz karar verin. Seçil'i okudukça seveceğinize eminim. Hele Kamer ile olan maceralarını okudukça kahkahalar atmamak mümkün değil :)

Velhasıl, kitabı beklediğime değdi. Seçil'in değişimini ,Baran'ın aşkını, minnoş çiftimiz Tolga-Öykü'yü , Berk-Melis'i , kitaba yeni eklenen Kamer ve Ada karakterlerini okumak çok keyifliydi. Özellikle köşe yazıları yine çok tatlıydı. Romantik komedi türünü sevenlere, ilk kitabı okuyup beğenenlere kesinlikle tavsiye ediyorum :)


Kitabın Yazarı: Aylem Güngördü
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 280
Basım Yılı: 2016


Kitaba puanım 5/5










23 Ağustos 2016

Külkedisinin Zayıflama Hikayesi- Aylem Güngördü- Kitap Yorumu



Kitap Tanıtımı:



Bir kadın kendini değiştirmek istediğinde, ona engel olabilecek hiçbir yemek yoktur. Öykü, hayatını zorlaştıracak her şeye sahipti.
 Çalıştığı dergide gıcık bir müdire 
İnsanın dikkatini dağıtacak türden yakışıklı bir patron 
Fazla kilolar 
Sürekli topuz yapılan saçlar 
Paçoz kıyafetler 

Bu liste böyle uzayıp giderdi. Ancak bir gün bir şey oldu ve Öykü artık böyle devam edemeyeceğine karar verdi. Hayatını değiştirecekti. Ve buna, fazla kilolarından kurtularak başlamalıydı. Onlardan kurtulmak için ihtiyacı olan şeyler onda var mıydı peki?

Fazlasıyla vardı. Azim Uyuz ve süper çekici müdiresi Seçil, ondan dergiye bir köşe hazırlamasını istemişti. Öykü, yeterince iyi yazılar yazamazsa işini kaybedeceğini biliyordu. İlham gelsin diye beklerken, aradığı şeyi aynada gördü. Kendini yazacaktı. Kendi zayıflama hikâyesini ve bugüne kadar neler yaşadığını… Bu büyük bir riskti çünkü ilgi çekici bir konu gibi görünmüyordu. Ancak ilk yazı yayınlandığında, herkesi şaşkına uğratacak gelişmeler oldu. Artık Öykü'nün hayatı, kontrol edemeyeceği bir şekilde değişmişti. Külkedisi, küllerinden doğacaktı!


Kitap Yorumu:

Şeker mi şeker bir kitap yorumuyla merhaba :) Çiklit kitapları oldum olası çok sevmişimdir. Çok kafa yormaya gerek olmayan, karakterlerde mutlaka okurken kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bu türün güzel bir örneği olmuş Külkedisinin Zayıflama Hikayesi. 

Öykü Turan, 25 yaşında, bir kadın dergisinde editörlük yapan, balıketli bir kız. Her kızın olduğu gibi Öykü'nün de bir sürü derdi var. Mesela bunlardan biri dergideki süper gıcık Seçil Hanım!

Öykü, şirketin sahibi Bora Bey'in Türkiye'ye geleceğini öğrenir öğrenmez arama motorunda yaptığı küçük çaplı araştırma sayesinde Bora Bey'e aşık olur :)

Öykü'nün malesef tek sorunu Seçil değildir! Çünkü kendisinin vermesi gereken kiloları vardır. Seçil ile kilo hakkında atışmalar yaşadıktan sonra, kilo vermeyi kafasına koyar. Dergiden bir hışım çıkıp yolda yürürken gördüğü Sihirli Kitaplar Dükkanı'nda soluğu alır. Kitapçıdan zayıflama ve erkekleri tavlama üzerine kitaplar isteyen Öykü, aslında bilmeden çok güzel bir tesadüfe imza atmıştır :)

Sanırım konudan kısaca ancak bu şekilde bahsedebilirim yoksa duramayıp kitabı komple anlatacağım :)

22 Ağustos 2016

Zümrüt Şelaleleri- Kimberley Freeman- Kitap Yorumu



Kitap Tanıtımı:


Gözyaşlarınıza eşlik edecek biri varsa yanınızda, kalbinizdeki boşluk sizi ne kadar ıssızlaştırabilir? 

Violet Armstrong 1926 yılında Zümrüt Kaplıca Oteli'nde çalışmaya başladığında aklındaki tek şey, artık çalışacak durumda olmayan annesine bakmaktır. Ancak ötekileştirilenlerin dünyasında yer alsa da kalbine yenik düşerek ünlü Honeychurch-Black Ailesi'nin vârisine âşık olur. Bir gece kuvvetli bir kar fırtınasının gelmesiyle o tutku dolu aşkı da kara gömülür. Ta ki karlar eriyip o gecenin sırrı ortaya çıkana kadar…

Seksen sene sonra Lauren Beck, erkek kardeşinin vefatından sonra annesinin baskıcı tavırlarından sıyrılarak, kendi ayakları üstünde durmaya karar verir. Görkemli Zümrüt Kaplıca Oteli'nin karşısındaki kafede çalışan Lauren, eski otelin restorasyonuyla ilgilenen bir mimarla tanışır. Arkadaşlıkları devam ederken, Lauren 1926 yılında yaşanmış doludizgin bir aşkın mektuplarını keşfeder. Ancak keşfi bununla da sınırlı değildir… Unutulmuş bir trajedinin peşine düşen Lauren, yüzleşeceği gerçekle kendi hayatını da değiştirecek riski göze alabilecek midir?

Büyükannesinin hayatındaki unsurlardan esinlenen Kimberley Freeman, Zümrüt Şelaleleri'nde gizemi, kalp kırıklığını ve farklı hayatlardaki aşkı anlatıyor. Ötekileştirilenlerin dünyasında siz de kendinizden bir parça bulacaksınız… 

"Kitapta her dönemin kendi değer yargıları en iyi şekilde işlenirken, kış mevsimindeki Blue Mountains tasviri olağanüstü… Karakterler sizi alıp götürürken romanın nasıl bittiğini anlayamayacaksınız."
-Historical Novels Review-


Kitap Yorumu:

Epeyce uzun bir aranın ardından merhaba :) Kişisel yoğunluklar vs. derken blogu malesef boşlamak zorunda kaldım. Hatta bu sene istediğim gibi kitap okuyamadım bile, olsun sağlık olsun, her şey mutlaka rayına oturur.( Böyle ummak istiyorum diyelim :)  )

Bloga dönüşümü, sevdiğim bir yazar ve yayınevi ile yapmak istedim. Bu kitap, Kimberley Freeman- Zümrüt Şelaleleri oldu. Kitabı geçtiğimiz haftalarda yaklaşık 1.5 günde bitirmiştim. Önce konusundan biraz bahsedeyim, daha sonra beğenip beğenmediğimi paylaşayım :)

Kitap, çift zamanlı ilerliyor. 2014 ve 1926 yıllarında iki kadının yaşamını okuyoruz. 1926 yılında geçen hikayemizin kahramanı Violet Armstrong; bir ailenin yanında dikiş nakış işlerinde çalışan fakir annesine destek olmak amacıyla, Zümrüt Kaplıca Oteli'nde garsonluk yapmaya başlar. Fakat oteldeki işi belirli bir süreliktir. Otel müşterilerinden Samuel Honeychurch- Black'e aşık olmaktan kendini alamaz. Bu aşk için bir çok engel vardır önlerinde. Çiftin aşkı, pek çok kez sınanacaktır.

2014 yılındaki hikayemizde ise,amansız bir hastalık neticesinde abisini kaybeden Lauren Beck, hayatını yoluna koymak üzere, abisinin de zamanında gidip çok sevdiği Zümrüt Şelaleleri'ne gider. Burada bir kafede garsonluk yapmaya başlar. Kafeye gelen bir mimarla tanışır, bu mimar Zümrüt Kaplıca Oteli'ni restore etmeye gelen mimarlardan birisidir. 

Lauren, otelde etrafı incelerken, eski bir gramofonun içinde, çok eski zamanlardan kalma tutkulu aşk mektupları bulur. Mektuplar, SHB imzalıdır. Lauren, mektupların gizemini çözmeye çalıştıkça, biz okurlar da hem Violet'i hem Lauren'i yakından tanımaya başlıyoruz.

7 Mart 2016

Düşlerimin Prensi Serisi Karakter Söyleşisi



Merhaba :)  Mert,Rüya, Rüzgar, Gizem, Figen ve Gökhan ile kısa bir söyleşi yaptık umarız beğenirsiniz :)



-Rüya, kendi masalını kendin yarattın diyebiliriz. Bize biraz anlatır mısın nasıl bir duygu bu?

İnan hiç kolay olmadı. Mert Demiroğlu'yla birlikte bir aşka yelken açmak. Onu görür görmez ayaklarım yerden kesildi, zaman durdu. Sonra zaten yavaş yavaş gelişti her şey. Ama önümüzde engeller hep vardı! Mesela ben biraz(!!!) Mert Demiroğlu'nun yanında gezdirdiği kız tanımına uymuyordum. Zamanla azmettim ve bir kuğuya dönüştüm.

-Mert'i kaybedeceğini düşündün mü?

Elbette. O kadar üzücü ki, onsuz her şey değersiz.

-Figen ve Gizem için neler demek istersin?

Ah o kızlar, ikisini de çok seviyorum. Onlar olmadan üniversite asla yaşanabilir bir yer olmazdı. Hele Gizem, okulun ilk gününde görür görmez anlamıştım ömürlük dost olduğunu. Figen ise, Gökhansız düşünülemez, ikisini de çok seviyorum.

-Mert, Rüya'nın değişimine destek oldun hep, bu aşamada sen neler düşündün?

Rüya... Benim için o kadar değerliydi ki her zaman, onun üzülmesini asla istemem. O nedenle ona destek oldum çünkü yapabileceğini biliyordum. Ve yaptı da. Kendine özgüveni olan, ayakları yere daha sağlam basan bir genç kadına dönüştü. Gerçi ben onu değişmeden önce de seviyordum zaten :)

-Mert, Rüya seni kaybettiğini düşündüğü zaman neler yaşadı, bunu yaşayan taraf sen olsaydın ne yapardın?

Ah hiç sorma bile bu soruyu. Nereden bilebilirdim kaza haberinin öyle yansıyacağını. Rüya'nın ne kadar üzüldüğünü tahmin edebiliyorum, aynı olay benim başıma gelse sanırım çıldırırdım, Rüya'sız bir hayatı düşünemiyorum!

-Gökhan, tatlı cadı Figen'le uğraşmak nasıl bir duygu?

O benim cadım, evet. Sevgi her şeyi yaptırıyor insana, onsuz bir dünya asla düşünemem. Hem ne demişler, gülü seven dikenine katlanır :)

-Figen. Gökhan sana cadı diyor, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Yıllardır seviyorum ne diyebilirim :)

-Rüzgar; Rüya ve Mert'in birleşmesi için katkıda bulundun epey. Ve aşk seni de buldu, Gizemli hayat nasıl gidiyor?

Aslında onu gördüğüm an etkilenmiştim, Gizem bana sevmeyi öğretti diyebilirim, onu çok seviyorum.

-Gizem, en yakın arkadaşın Rüya ile neler neler yaşadınız siz,arkadaşlığınız çok sağlam bağlarla kurulu. Neler demek istersin bize?

Rüya... Canım dostum. Onu okulun ilk günü gördüğümde ve sohbete başladığımızda, arkadaşlığımızın uzun yıllar sürmesini dilemiştim. O kadar güzel anlaştık ki, birlikte tatile bile gittik öğrenciyken. Ah pardon birlikte derken sadece Rüya ile değildi. Ama benim açımdan harika bir tatildi. :) Herkese Rüya gibi bir dost diliyorum. 


6 Mart 2016

Düşlerimin Prensi 2.Cilt- Buse Gümüş- Yorum



Kitap Tanıtımı:

Masal devam ediyor…
Bir zamanlar asla inanmam dediğim bir şey vardı. Benden asla ama asla bir prenses olmazdı. Gerçekleşmeyeceğini düşündüğüm düşlerim vardı benim. Bana göre; aşk bana uğramaz, mutluluk beni teğet geçerdi.

Tüm umutsuzluğuma rağmen yine de hayat beni yanıltmış, aşkı ve mutluluğu bir kişide toplamıştı. İmkânsız dediğim aşk, beni sarıp sarmalamış ve her şeyi baştan sona değiştirmişti. Onunla olmak, aşkı onunla yaşamak düşlerimin de ötesinde bir mucizeydi.

Ancak her şey hayallerimdeki gibi tozpembe gitmiyordu. Mutlu sona ulaşmadan önce önümüze birçok engel çıkacaktı. Hayat bizi sınarken, birlikte tutunabileceğimiz tek şey sevgimizdi. Kavgalar, küslükler, barışmalar, ayrılıklar… Ve daha nicesi. Yaşanacaklar gözümü korkutmuyordu, çünkü gerçekliğinden emin olduğum bir şey vardı: Mert, benim Düşlerimin Prensi'ydi ve bizim masalımız, her şeye rağmen mutlu sonla bitecekti.


Kitap Yorumu:


İkinci kitabın yorumu ile karşınızdayım, keyifli pazarlar dilerim :) Okuyanlar bilecektir, ilk kitap oldukça kötü bir yerde bitmişti.

İkinci cilt, ilk kitabın kaldığı yerden devam ediyor. Spoiler olmaması için olayı söylemiyorum, fakat yanlış anlaşılma nedeniyle bizi üzdün Mert! Okuduktan sonra oh dedik, hala Düşlerimizin Prensi olarak sapasağlamdın neyseki :)

İlk kitapta çiftimiz Rüya ve Mert'i tanımış, arkadaş çevrelerini okumuş, Rüya'nın kabuğunu kırışını, kendini buluşunu ve çiftimizin sevgili oluşunu okumuştuk. İkinci kitabımızdaysa olaylar bir tık daha ciddileşiyor, anlayacağınız üzere her şey dört dörtlük ilerlemiyor! Bakalım Rüya-Mert çiftimizi neler bekliyor bu yolda?

İlk kitapta yer alan Figen-Gökhan ve Gizem-Rüzgar çiftleri yine bizimleydi bu kitapta. Ve inanın ben hangi çifti favori olarak seçsem bilemiyorum. Hepsini sevdim :)

Seri hakkındaki genel yorumum, ilk kitapta da bahsettiğim gibi, naif bir anlatım tarzına sahip, duygu yoğunluğunu güzel veren bir seri. Üniversite ortamı, arkadaş grubu gibi öğeler okurken sevdiğim konular. Ve seriyi sevmemdeki diğer bir neden, Mert'in o kadar imkana rağmen badboy olmayışı, çünkü artık bıktık klişelerden( ya da ben bıktım :P )

Kitabın sonunda bizi tatlı bir sürpriz bekliyor,  Mert Demiroğlu tarafından da bu seriyi okuyacağız, açıkçası sevindim :)

Kapak yine İlknur Muştu'dan. Uyumlu bir seri kapağı olmuş. Bir diğer nokta da, her iki kitapta da ayrı ayrı yer alan illüstrasyonlar. Onları çok sevdiğimi belirtmeliyim.

Evet kısacası Düşlerimin Prensi serisi bana güzel hisler yaşatan bir okuma süreci oldu. Geçtiğimiz günlerde duygu eksikliği olan bir kitap okumuştum, onun ardından bu iki kitap ile telafi etmiş oldum durumu. :)

Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum :)

Kitabın Yazarı: Buse Gümüş
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 512
Basım Yılı: 2016



Kitaba puanım 4/5





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...