23 Şubat 2014

Hayal


Günün ikinci kitap yorumu ile blogumdayım :) Aslında bu kitabı ilk çıktığı gün alıp o hafta içerisinde bitirdim fakat yorumu biraz geç kaldı malesef.

Hayal, Ayşe Kulin otobiyografisi. Yani Veda-Umut-Hayat-Hüzün serisinin son zinciri. Hüzün'de kaldığı yerden yani 1984 tarihinden devam ediyoruz Ayşe Kulin'in hayatına.





2 boşanma, 4 erkek evlattan sonra iş hayatına atılan Kulin'i okuyoruz öncelikle. Çalışma hayatına dahil oluşu, iş ortamları, iş arkadaşlarını anlatıyor bize. Sinema ve reklam filmleri çeviriyor, Betül Mardin vasıtası ile birkaç firmada PR olarak çalışıyor. Fakat içinde bir aşk var ve bu aşkı susturamıyor, elbette ki yazma aşkı :)

Yazdıkça, yazdıklarını bastırmak istiyor fakat yayınevi kapıları bir bir suratına kapanıyor. Hüsran üstüne hüsran yaşıyor fakat pes etmiyor. En nihayetinde Yazko'da para ile ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü'yü bastırıyor. Fakat, elbette minik bir hüsran yaşıyor bu kitapta da :)

Daha sonra bir Münir Nurettin otobiyografisi dökülüyor Kulin kaleminden.

Bu kitaptan sonra  çok ses getiren ve ünlendiği Adı:Aylin basılıyor. Ve artık çok daha büyük kitlelere hitap ediyor. Ve artık kitapları bir bir basılıyor.

Kitap, genel hatları ile Ayşe Kulin'in yazarlığını ve kitaplarının basım ve oluşum sürecini anlatıyor, fakat geri planda Ayşe Kulin'in aile, aşk, arkadaşlık, iş konularındaki gelişmelerini okuyoruz.

Bu kitabı eğlenceli olarak kategorilendirebilirim,diğer kitapları ile kıyaslarsam. Mizahi bir dille yazdığı pek çok kısımda eğlendim.

Kitabın kapak, iç kapak, sayfa içi çizimlerini çok beğendim.Hele sayfa içi çizimleri çok eğlendirdi beni :)

Kitabın en en sevdiğim yönü ise, daha önce okuduğum  Ayşe Kulin kitaplarının , konu oluşum, karakter yaratma, basılma aşamalarını yine yazardan okumak oldu. Bu sebepten, tüm kitaplarını tekrar okumak istiyorum.

Ayşe Kulin İzmir Kitap Fuarı 2012'den 



 Ayşe Kulin İzmir Kitap Fuarı 2013'ten



Görüldüğü üzere sıkı bir Ayşe Kulin hayranıyım :) Her sene kitap fuarı imza etkinliklerine katılmaktan zevk alıyorum. Nisan 2014 İzmir Fuarı'nda umarım tekrar görüşmek ve kitap imzalatmak kısmet olur :)

Şunu söylemeden geçemeyeceğim; çok zarif ve kibar bir hanım. Ve yakından çok güzel,bakımlı biri :)


Yazar: Ayşe Kulin
Yayınevi: Remzi Kitabevi
Baskı Yılı: 2014



Kitaba puanım 5 üzerinden 4.





Bir Cihan Kafes (Alıntılar)



Bu kitabı çok sevdiğimi, alıntıların ne kadar çok olduğunu bu fotoğraf yardımı ile anlatmak istedim sizlere. Şimdi, kitaptan bir kaç alıntı yazarak, bir önceki postumu desteklemek, kitabı okuma konusunda ikilemde kalan varsa bir nebze karar verdirmek amacı ile girişiyorum alıntılara.


Bir insanın yumruğu kadardır kalbi,derler.
Demek ki kalbin kadar insansın.
Avcunun içine düşen kalp kadar merhametin.

Herkesin hikayesi nasıl da benziyor birbirine.Ya da nasıl da tamamlıyor birbirini. Aradan geçen yılların ve yolların bile hiçbir önemi yok. Katbekat medeniyetler sözlerini ve suskunluklarını serpe serpe geçmişler bu coğrafyadan. Tanık olduklarım, peşine düştüklerim, çığlık edip öyküsünü kelimeye döktüklerim... Sonunda beni oradan oraya sürükler oldu. Birinin ömrüne şahit olmaya gör.. Taşa kazımak istersin kimi sözlerini... Ki kalsın, en çok o yaşasın diye...



Kibir bir virüs gibidir. Bünyede bekler. Kendine güven, cesaret, güç, dik başlılık hatta tevazu bile içerir en başta. Onun ne vakit kibre dönüştüğünü taşıyan anlayamaz kimi zaman.


Kadın duaları!.. O dualara ne çok gözyaşı karışır. Ve ah, o gözyaşları! "Bir damlanın ağırlığı ne olabilir ki?" diye düşünür insan. Oysa tartıya gelmez ağırlıktadır bazıları...


Yaşı ne olursa olsun, insan her anladığında bir kez daha ağlar. Ağladıktan hemen sonra en güzel suretine bürünür. Yıkanır çünkü. Temizlenmektir ağlamak. Yıkandıkça başladığı yere, masumiyetine döner. Yıkandıkça, ağladıkça, yer açılır yeni iç savaşlara. Nefis ile gönlün büyük meydanında dövüşmeye güç toplar.İnsan kendine daha cesur meydan okur. Ya nefsin ya gönlün, ikisinden birinin mutlaka kaybetmesi gereken bir parça daha vardır zira.



Aşkta mesele şu ki... Odönme dolap, adı üzerinde, dönüyor.... Yükseliyor.... Alçalıyor.... Ama sen hep en tepedeki halini anımsıyorsun...


Eğer bir kadın kendi parasını kazanamazsa, mutlaka erkeğin kölesi olur. Sen köle olma kızım. Boyun eğme! Kimsenin sana acımasına izin verme. Hiçbir erkeğin seni boş vaatlerle kandırmasına göz yumma. Erkekler güzel sözler söyler. Kadınlar da güzel söze kanar. Sevilmek ister hepsi. Ama erkekler zayıftır yavrum, kolay konuşurlar. Konuşmak, söz vermek dilden çıkar, uçar gider. Bak baban söylüyor sana bunu. O yüzden benim aslan kızım, sen sen ol, hep güçlü dur. Bileğini bükemesin kimse. Muhtaç olma, olana da açma kalbini,kapını. İşin olsun, aşın olsun. Yavrunu da büyütürsün, memleketini de.


Bilirsiniz değil mi,insan dünyanın en büyük yalancısıdır kendine. İnanmak isteyin yeter ki ; ne bahaneler bulur yürek....


Ama zaman denilen silindir her şeyin üzerinden geçip gidiyor. İnsan kızgınlığı, nefreti unutuyor. Bir tek pişmanlığı unutamıyor. Pişmanlığım benimdir zira. Hür irademle yaptığım seçimlerin neticesidir. Muhakkak ki buna da katlanma sabrı verecektir yaradan...

"Kararında yalnızlık iyidir. Yeni bir güne, yeni bir güneşe hazırlar insanı. Ama ötesi... Ötesinden kork işte! Allah iki şeyi sevmez kızım. Israrlı günahı ve isyanı. Mutsuzlukta bu kadar ısrar edersen bir gün isyan edersin. Bu da ısrarlı günaha girer.. Kalk artık, kaldır başını!"


İnsan, birini hayatından çıkarmaya çalıştığında onu daha mı çok büyütüyordu içinde yoksa?

En büyük acıyı çektiren, acıdan en çok anlayandır hep.



Bir yelkenlinin rüzgarda hırpalanan bezi olmaktan yoruldum,yıprandım... Evet, rüzgarı almak, yağmuru, güneşi hissetmek çok güzeldi ama belki de o bezin bağlandığı direk olmak istiyorum artık.


Öyle ya, dünyanın bütün zalimleri kendilerini sevenin üzüntüsüyle beslenir....


Sevgin direğimiz,üzerimize saldığın korku çatımız olmuş meğer. Mutsuzluğumuzdan örülü bir devlet yaratmışsın hepimize. Sen en çok beni severdin ya. En çok beni köle yapmışsın kendine.


"Bilmem ki. Nefsin susarsa ruhun konuşur, derdi Mustafa Hoca. Sen susarsan ruhun harekete geçer, Allah yolunda giden herkes Allah'ın evliyasıdır, derdi. Haklılığını savunmak için anlamayana karşı sen boşuna konuşma. Haklılık bile şahit ister. Savundukça söz verirsin müfteriye. Pür-i pak haklıysan eğer , zaman  zaten şahit duracaktır sana,derdi."





Bir Cihan Kafes (Yorum)

İclal Aydın'ın okuduğum ilk kitabı oldu Bir Cihan Kafes. İclal Hanım'ın daha önce yayınlanan kitaplarından farklı olarak bu kitap, yazarın ilk roman denemesi. Bence çok kaliteli bir roman.





Kitabımız genel anlamda, 3 farklı kadının hayat hikayesi gibi görünse bile, çok katmanlı bir kitap.

Bir kilisede başlıyor romanımız. Kilisede kitabımızın anlatıcısı, beyaz tenli bir kadın görüyor ve kadın ayin sırasında gözyaşlarına hakim olamıyor. Anlatıcımız bu kadından etkileniyor ve onu takip ediyor. Beraber bir uçak yolculuğu yapıyorlar.




Diğer yandan, küçük bir kız, bir beddua ediyor. Hem de ne beddua... Zaten kitabımız bu bedduanın etkisiyle çepeçevre sarılı.







Lorin,Samire,Yaşar... 3 farklı kadın, 3 farklı hayat. Bu kadınlar neden mutsuz? Neden aile olmak ile ilgili tereddütleri var?






Kitabımızın kilit noktası Ethem. Beddua kadar Ethem karakteri de etkiliyor olanları.

En sevdiğim karakteri sorguladığımda, bu 3 kadından herhangi birini öne geçiremiyorum. Hepsi okurken o kadar yakın,o kadar samimi idi ki, favori karakterimi belirleyemedim. Fakat en itici karakter pek tabii ki Doruk idi. Doruk karakterinde bir hainlik sezmiştim işin açığı. Lorin'in oğlu çok sevimli bir çocuktu. Samire, ah Samire, Alzheimer'lı halin bile o kadar tatlıydı ki :) Yemekten kalkıp, yemek yediğini unutup, karnın acıktığında bir çocuk gibiydin :)

Ben bu kitabı çok sevdim. İclal Aydın'ı ilk okuyuşum oldu. Fakat böylesine katmanlı, böylesine gerçek bir kurgu beklemiyordum.Kadın-erkek ilişkileri,aile-çocuk ilişkileri,acılar,dram,pişmanlık,aşk ne ararsanız vardı.





Dram,aşk,aile türlerini seven okuyucular için kesinlikle tavsiyemdir.

Kitabı bana tavsiye eden, beğeneceğim konusunda hiç şüphesi olmayan sevgili blogger arkadaşım YAMAK, çok teşekkür ederim canım :) Onun yorumu için; TIKKKKKK

Yazar: İclal Aydın
Yayınevi: Artemis Yayınları
Baskı Yılı: 2013



Kitaba puanım 5 üzerinden 5 oluyor.





16 Şubat 2014

Sen Gittiğinde

Eğer Yaşarsam'ı geçenlerde yorumlamıştım ( Tıkkkkkkkkk )  

Eğer Yaşarsam'ın devam kitabı olan Sen Gittiğinde, Adam'ın gözünden anlatılmış. Yani ilk kitabımızdan farklı olarak bu kitapta, erkek karakterin duygu dünyasını okuyoruz.

Kitap, ilk kitapta kalınan yerden 3 sene sonra başlıyor.Bundan sonrası SPOİLER içerir.

Mia'nın yaşama dönüşü ile, aradan 3 sene geçmiştir. Adam, gezerken şans eseri bir afiş görür. Afişte Mia Hall konseri ve tarihi yazılıdır. Adam olduğu yerde kalakalır,konsere gidip gitmeme ikilemini yaşar.

Afişi gördüğü andan sonra, ilk kitaptaki gibi, geçmiş ve günümüz harmanlanmış bir şekilde veriliyor.

Yani, 3 yıllık süreçte, Adam ve arkadaşlarının grubu çok ünlü bir rock grubu olmuştur, milyonlarca hayranları vardır, albümleri çok satmaktadır. Fakat, Adam mutlu değildir. Hatta, bu kitapta okuduğumuz Adam karakteri, ilk kitaptakinden çok farklı. Umutlarını yitirmiş, mutsuz, karamsar bir Adam var karşımızda.

Mia ise bu 3 yıl içinde iyileşmiş,yaralarını sarmış, müzik okulunu bitirmiş ve turnelere çıkan ünlü bir çellist olmuştur. Oregon'a ise hiç gitmemiştir.

Adam'ın gözünden geçmişe gidiyoruz, şimdiki zamanı okuyoruz,grup içi çekişmelere şahit oluyoruz.

Peki 3 yıl önce Adam ve Mia arasında neler oldu? Mia, Adam'a açıklama bile yapmadan neden terketmiş? Bu ikili nerede karşılaşacak? Geçmişe dönük hesaplaşma, çiftimize neler getirecek?



Bu kitapta, duygu yoğunluğu daha fazlaydı. İlk kitapta olduğu gibi bu kitapta da bol bol müzik ve şarkılar vardı. Kimi zaman okurken Adam'dan kimi zaman Mia'dan sıkıldım, yani o an olan olaylardan ötürü :) Ama kitabın sonu güzel bağlanmıştı. Yazarın ilk kitabında olduğu gibi bu kitabında da müzikler, teşekkür kısmı, ve kitabın sonundaki Adam hakkındaki gazete haberi çok güzeldi.

Dram ve aşk türü seven okurlar için tavsiye edebileceğim bir kitap.

Yazar: Gayle Forman
Orjinal Adı: Where She Went
Çevirmen:Müge Kocaman Özçelik
Yayınevi:Pegasus
Baskı Yılı: 2013


Kitaba puanım 5 üzerinden 4 oluyor.





13 Şubat 2014

Zamanın Rengi Aşktır

Martı yayınlarından çıkan bu kitap, yazar ile tanıştığım kitap oldu. Daha önce hiç kitabını okumamıştım,bu kitabı ile bir başlangıç yapmış oldum, ve evet kitabı beğendim.

Kitap, artistik buz patencisi, fakir bir çocukluk geçirmiş olan,daha sonra buz pateninde olimpiyatlarda altın madalya kazanan, efsane bir patenci olmuş Anthony Malik ile, çok küçük yaşta anne ve babasını kaybeden, Anthony'nin korumasına aldığı Dany Alexander arasında geçiyor.

Dany,20 yaşında ve olimpiyatlara hazırlanıyor, Anthony, Dany'nin en iyisi olmasını istiyor,bu sebeple hep çok çalışmaya teşvik  ediyor. Hep hata buluyor ve Dany'i sinir ediyor.

Anthony, birine bağlanmaktan delicesine korkan bir kişilik,içine kapanık,sevgisini asla göstermeyen biri. Bunun sebebi, Anthony'nin  çocukluğunda gizli. Çok güçlü, çok ünlü, çok zengin bir artistik buz patencisi olmasına rağmen, Anthony'nin kişisel bir takım sorunları var, ve bunları bir çırpıda yenmesi zor.

Yan karakterler, Dany'nin masözü ve antrenörü eğlenceli karakterlerdi. 

İçten içe birbirlerinden hoşlanan Dany ve Anthony ikilisinden, ilk açılan acaba hangi taraf olacak? Dany, altın madalya kazanabilecek mi? Anthony, tabularını yıkabilecek mi?

Konu olarak günümüz romanlarından farklı bir soluk olan bu kitabı tavsiye edebilirim.

Çevirinin bir takım yerlerinde pürüzler olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kitabın orjinal ismi White Satin iken, Türkçe edisyonundaki ismi bağdaştıramadım. Kitabı biraz kısa buldum, sanki biraz daha uzun ve ayrıntılı olsa idi daha iyi olurdu.


Yazar:Iris Johansen
Çevirmen:Bahar Yaldız Çelik
Orjinal Adı: White Satin
Yayınevi:Martı Yayınları
Baskı Yılı: 2013


Kitaba puanım 5 üzerinden 4 oluyor.







10 Şubat 2014

Eğer Yaşarsam

Kitabımız, bir kar yağışı ile okullarının tatil olduğuna sevinen Teddy ve Mia'nın sevinci ile başlıyor. Bu sevince babaları dahil oluyor çünkü kendisi bir öğretmen. Anneleri iş yerini arayıp izin istiyor, ailesi ile birlikte olmak için.

Ailemiz arabalarına atlayıp önce aile dostlarını ziyaret etmeyi planlıyor, daha sonrasında aile yemeği planlıyorlar.






Fakat planlandığı gibi gitmiyor ve feci bir kaza oluyor bir anda.

Sadece 1 saniyede bir ailenin hayatı değişiyor. Mia, gördüklerini ve duyduklarını kendince yorumlamaya çalışıyor. Asfaltta yerde yığılan ölmüş babasını görüyor, annesinin öldüğünü öğreniyor. Teddy'i ararken, birden gördüğü bilek onu şaşırtıyor. Çünkü bu bilek kendisinin.

Mia, çok ağır yaralıdır, fakat ağrı hissetmediğini, kendini kimseye duyuramadığını farkeder. Çünkü, Mia, bedeninin içinde değildir.

Bir helikopter ile hastaneye götürülen Mia, komadadır ve acil ameliyata alınır. Mia, olan biten herşeyi görebiliyor, duyabiliyor, yürüyebiliyor haldedir. Ama bedeni yatakta hareketsiz yatmaktadır.




Bu noktadan sonra , Mia'nın , gerek aile, gerek okul, gerek aşk hayatına dönüşler yaparak dahil oluyoruz.

Mia, 17 yaşında bir çellisttir. Çok başarılıdır çello konusunda. Sevecen, güzel bir ailesi, kendisi gibi müzisyen bir erkek arkadaşı vardır. Kaza olana dek her şey yolundadır. Bu kaza ile ailesini kaybeden Mia, seçim yapmak zorundadır. Ölmek mi yaşamak mı?

Peki siz bu durumda olsanız, hangisini seçerdiniz, ölüm mü yaşamak mı? Peki Mia hangisini seçecek ?

Kitap çok akıcı bir dille yazılmıştı, kitabın sonunda yer alan hikaye içinde hikaye kısmı, kitapta yer alan müziklerin açıklandığı kısımları beğendim. Kitabın devam kitabı var, en yakın zamanda okuyup,yorumlayacağım.



Yazar: Gayle Forman
Orjinal Adı: If I Stay
Çeviren: Ayşe Belma Dehni
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Basım: 2013
Kitaba puanım 5 üzerinden 4 oluyor.





5 Şubat 2014

İlk Defa



Üç kitaplık bir serinin ilk kitabı olan İlk Defa'yı beğendim.

Son zamanlarda popüler olan genç-yetişkin,romantik tarzda diyebiliriz kategori olarak.

Kitabımız, Bliss Edwards adlı 22 yaşında,Tiyatro bölümü son sınıf öğrencisi kızımızın, en yakın arkadaşı Kelsey  ile eğlenmek için bir bara gitmesi ile başlıyor.

Bliss, barda biri ile tanışıyor : Garrick ile. Ve güzel bir sohbet geçiyor aralarında. Yakınlaşıyorlar fakat Bliss, korkuları sebebi ile Garrick'i bırakıp gidiyor.

Okula gittiğinde derse girecek öğretim görevlisinin değiştiğini öğreniyor, ve bu kişi kim çıkıyor! Barda tanıştığı, William Shakespeare üzerine konuştukları o yakışıklı yani Garrick Taylor  :)

Bliss'in bir diğer yakın arkadaşı Cade çıkıyor karşımıza birde. Bakalım bu süreçten sonra Garrick-Bliss arasında neler oluyor?



Kitap ile ilgili eleştirim, karakter betimlemesindeki eksiklik olacak. Çünkü, karakteri gözümün önünde canlandıramadım, tek eksiği bu bence kitabın. Geri kalan her şeyin dozunda olduğunu düşünüyorum

Çevirisi güzeldi, sayfa düzeni,punto büyüklüğü güzeldi. Türü sevenler için, iyi bir örnek olacaktır İlk Defa.


Kitap bir seri dahilinde demiştim,şu an sadece ilk kitabı çıktı ülkemizde.

1.Losing it( İlk Defa)
 2. Faking it
 3. Finding it 



Yazar: Cora Carmack
Orijinal Adı: Losing It
Çeviri: İmge Tan
Yayınevi: Pena Yayınları
 Basım:  2014



 Kitaba puanım 5 üzerinden 4 oldu :)




2 Şubat 2014

Yeni Kitaplar-2

İyi haftasonlarıı :)

Son 1.5 haftada yapmış olduğum alışverişleri paylaşacağım bugün.



Öncelikle Ayşe Kulin- Hayal alındı. Ayşe Kulin, benim çok sevdiğim bir yazardır,hatta favori 5 yazar sıralamama dahildir. Dün Kurt Seyt ve Murka'yı almaya gittiğimde kitapçının vitrininde gördüm ve hemen aldım.

Kırık Camlar Üzerinde Dans kitabı ise, çıktığı günden beri konusu ile aklımda olan bir romandı. Nihayet buldum ve edindim.

Babamı Beklerken, yeni bir yayınevi olan Parodi Yayınları'nın bir kitabı. Konusu ve kapağında yer alan ödüllü kitap olduğuna dair yazılar ile ilgimi çekti diyebilirim.

Kurt Seyt & Shura - Kurt Seyt & Murka, bu 2 romanı annem için aldım, bende okumak istiyorum ve merak ediyorum, fakat annem çok uzun zamandır istiyordu. Kitapların basımı eski olduğu ve piyasada pek bulunmadığı için bulmak biraz zor oldu. Fakat sanırım dizisi çıkacağı için yeni basımları mutlaka yapılacaktır.

İlk Son Öpücük ve Gül Ve Avcı, çok uyguna geldiği için alındı.

Yemin, bir FMA klasiği, bakalım bu kitapta neler olacak?


Ben Ayşe Kulin-Hayal okuyarak başladım bile yenilerime :) Herkese mutlu haftalar dilerim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...