5 Mayıs 2014

Kocan Kadar Konuş- Şebnem Burcuoğlu (Alıntılar)


Hangi görümce sevilmiş bugune kadar ? Elti eltiden kaçar , görümceler bayrak açar.

Türk kadınlarının doğdukları andan itibaren DNA'larına kodlanmış olan 'evlenme saplantısı' ne yazık ki bizde daha yoğun yaşanıyor. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize de bu evlenme saplantısı kalmış. "Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş" atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır, yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem. Yani kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Kocan kadar konuş kızıaam!!

Haydi kocayı buldum diyelim, geçmişime beyaz bir perde gibi çekeceğim dapdaracık straplez gelinliğimin içinde nefes alamadığım,dünyalar prensesi bir geline dönüşüyorum.Düğünü takiben, yurtdışında egzotik bir adaya tatile gidiyoruz. Tatil esnasında Facebook,Twitter,İnstagram'a yeterli sayıda egzotik ada,ananaslı kokteyl ve denizin önündeki şezlongda uzanırken sadece ayaklarımızın göründüğü fotoğrafları yüklüyorum. E tabii, maksat o fotoğrafları evlenen-evlenemeyen kız arkadaşlarımın, eski sevgililerimin sevgililerinin ve benim hoşlandığım ama bana yüz vermeyen TÜM adamların görmesi. Hem zaten kimsenin gözüne sokmayacaksam neden evlendim ki?

Türk kızının en moderninin annesi bile gün gelir kızının mürüvvetini görmek ister. Şahsen ben,
"Kızım evlenmesen de olur, çocuk istiyorsan ya evlatlık alırsın ya da sperm bankasına başvurursun" diyen bir Türk anne tanımadım.

Şiddetli bir şekilde tüme varasım var ama içime kaçmış saftirik teyze " Tümden gel,gitme kız sakın tüme!" diyor.

Söz konusu aşk olunca çıplak elimizle sıcak tencereye değmekten korkar gibi karşımızdakine değmekten korkuyor muyuz? Kırk küp, kırkının da kulbu kırık küp demek kolay da, şöyle içten bir 'Seni Seviyorum'  mu zor?

Boşuna dememişler insanlara yönetebileceği küçücük bir alan ver , bir adım geri çekil , sonra da esas yüzlerini gör diye.


Yahu şarz demek şarj demekten daha zor. Kim, neresinden çıkardı bu şarz lafını?

Kocan Kadar Konuş- Şebnem Burcuoğlu (Yorum)


Merhabalarrr :)

Bu kitabın konusuna sanırım sosyal medyadan, televizyonlardan herkes hakim :)





Aslında okuma listemde ön sıralarda değildi , taa ki kitabı annem kahkahalar eşliğinde okuyup bitirene kadar. Evet, annem kitaba ve Efsun'a bayıldı :) Haliyle merak ettim ve Sevgili Dostum Yamak ile bu kitabı okuduk :) Onun yorumu için TIKKK

Kitabımız, 30 yaşındaki Efsun'un başarısız ilişkileri,evlilik düşünmeyişi ile başlıyor. Efsun'un ailesinin kadınları ise sürekli baskı yapıyorlar. Fallar bakılıyor, 23 yaşındaki kuzeni bile zengin koca buluyor ama Efsun bulamıyor :)

Zavallım Efsun, bu kadar baskıya dayanamıyor. Zaman zaman en yakın arkadaşı Sabahattin Ali ile dertleşiyor. Evet yazar Sabahattin Ali :) Efsunumuz böyle bir kız :)

Günün birinde Efsun ilk aşkı ile çok olaylı bir şekilde karşılaşıyor. Bakalım neler oluyor bundan sonrasında Efsuna :)

Kitabı bende çok beğenerek okudum. Yazım dili çok eğlenceli ve gündelikti. Kitapta işlenen Efsun karakteri aslında hepimizden bir şeyler taşıyor. Efsun aslında bizleriz kızlar :)

Fakat kitabın sonu yarım kaldı sanki, ben Efsun'un sonunu çok ama çooook merak ediyorummm :)


Gülmek için bir kitap arayışındaysanız, tavsiye ederim :)


Kitabın yazarı Sevgili Şebnem Burcuoğlu, imza günü için İzmir Kitap Fuarı'ndaydı. Kendisiyle biraz sohbet etme imkanımız oldu, çok sevimli, çok güzel bir hanım kendisi. Yolu hep açık olsun :)





Kitap,annem için imzalatıldı bilee :)









Yazarlar:Şebnem Burcuoğlu

Yayınevi: DexPlus

Baskı Yılı: 2014

Kitaba puanım 5 üzerinden 4 oluyor.







Peri Masalı (Yorum) Biray Dalkıran- Tolga Aydoğan


Kitap Fuarı'ndan aldığım kitaplardan ilkini okudum ve çok etkilendim. Esasında bu kitabın bir filmi de var aynı adlı. Fakat ben filmini malesef izleyemedim. Kitap ilk gördüğüm andan beri ilgimi çekiyordu. Fuarda kaçırmadım ve edindim hemen.




Kitabımızın ana karakteri Peri. Peri'nin büyük aşkı Mert. Ve Yıldız Hemşire. Yani kitabımız 3 anlatıcı üzerinden anlatılıyor bölüm bölüm.

Peri ve Mert, 7 senelik güzel bir ilişkileri olan, genç, hayat dolu bir çifttir.

Mert, esasen Rizeli, annesini kaybetmiş, babası ile yıllardır konuşmayan genç bir fotoğrafçıdır.

Peri ise, cıvıl cıvıl bir genç kadın. Keman çalıyor, müziğe tutkun. Onun da annesi Peri küçükken ölmüş. Babası ise, Peri'yi babannesine bırakıp kaçmış.

Çiftimiz için her şey yolunda giderken bir gün Peri kanser olduğunu öğrenir. Bu süreçten sonra çiftimizin aşkı daha da büyür. Peri, tıpkı ismi gibi, yattığı hastanede herkese sanki bir peri değneği değmişçesine etki eder. Hastalardan, hemşirelere, doktorlara herkes Peri'yi çok sever ve iyileşmesi için herkes elinden geleni yapar.



Bu şarkı ne de güzeldir, değil mi?








Kitap, çok duygusal. Okuyacak olanlar için tavsiyem, moraliniz bozukken okumayın. :) Kitapta en fazla etkilendiğim yer, hiç şüphesiz Mert'in Rize'ye babaevine gidişi ve babası ile yüzleşmesiydi.

Peri o kadar iyiydi ki hastalık sürecinde, insan böyle birine kanseri yakıştıramıyor. ( Hatta ben kanseri kimseye yakıştıramıyorum. Keşke kimse kanser olmasa. )

Kitapta çiftimizin birlikteliği sürecinde birbirlerine hediye ettikleri kitaplar, dinledikleri parçalar, okudukları şiirler de paylaşılmış. Çok güzel ayrıntılardı bunlar bence :)

Yıldız Hemşire ve annesi kitaba güzellik katan karakterlerdi.

Ben kitabı gerçekten beğendim, emeği geçenlerin eline sağlık. Filmi bir an önce izlemek istiyorum.

 Film hakkında bilgi ve fragman için :




Yazarlar:Tolga Aydoğan
              Biray Dalkıran
Yayınevi: Minval Yayınevi
Baskı Yılı: 2013



Kitaba puanım 5 üzerinden 4 oluyor.








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...