31 Aralık 2014

YENİ YIL :)





2015 yılında istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileği ile. Mutlu Seneler :)


TERSYÜZ- AMY HARMON-YORUM




Kitap Tanıtımı:

"Tersyüz bize modern yaşamın unutturduğu duyguları hatırlatıyor. Güzellik sadece yüzeysel olabilir ama bu hikâye ta içinize işleyecek ve uzun süre aklınızdan çıkmayacak."-A Love Affair With Books-

"Zaman zaman sizi neye uğradığınızı şaşırtan bir kitap okursunuz. Bu kitap benim için tam olarak böyleydi. Bugüne kadar okuduğum en güçlü hikâyeydi ve bana inanın, çok çok fazla kitap okuyorum. " - Holly Kelly, Rising kitabının yazarı.-

"Hiçbir Çirkin, Ambrose kadar yakışıklı, hiçbir Güzel de Fern kadar naif olmamıştı! Tersyüz sizi toplum yargılarının ötesine götürerek, yaralı ve genç kalplerin bir attığı bu duygusal hikâyeyle içine çekecek." -Romancekolik-

"Tersyüz, sevginin, arkadaşlığın, kaybetmenin ve hayata dair ikinci bir şansın, duygusal, yürek burkan ama aynı zamanda içinizi ısıtacak, kolay kolay unutamayacağınız öyküsü."
-Tuğçe'nin Kitaplığı-

Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...





Kitap Yorumu: 

2014 senesinin son kitabı Tersyüz oldu. Ve evet, en beğenilenler arasında yerini aldı elbette :)

Kitabımız, Pensilvanya'da Hannah Lake'de geçiyor. Kızıl saçlı,diş telli, gözlüklü, bir genç kız Fern. Pek beğenildiği söylenemez. Tam bir kitap kurdu. Aşk romanları yazıyor, merhametli ve zeki bir kız. En yakın kız arkadaşı Rita. 

Fern'in kuzeni Bailey... Bailey kitabın en güzel şeyi belki de. Müthiş birisin Bailey. Hayat sevgin,enerjin, mutlulukların hepsi çok güzeldi. Bailey, tüm bunlara karşın esasen yirmili yaşlarının başında ölüme mahkum biri, çünkü Duchenne kas distrofisi hastalığı var ve tekerlekli sandalye mahkumu.

Ve Ambrose... 1.90 boylarında, yakışıklı,sporcu. Okulun en yakışıklısı. Kızlar peşinde. Ve elbette Fern, Ambrose'a aşık hem de yıllardır :)

Fern, aşkını gizlice yaşarken, bir kişinin daha Ambrose'a aşkını öğrenir. O kişi Rita'dır. Rita'nın isteği üzerine, Fern, Ambrose'a, Rita'nın imzası ile aşk mektupları yollamaya başlar. 

Derken, 11 Eylül saldırıları olur. Liseden mezun olan Ambrose ve 4 yakın arkadaşı, orduya katılırlar ve Irak'a giderler. İşte bu bazı dengelerin değişmesine sebep olacak bir hareket olur. Çünkü, sadece 1 kişi geri dönebilecektir... Ambrose Young....

Aslında konuyu ancak bu şekilde spoiler vermeden anlatabilirim sanırım. Çünkü çok katmanlı bir roman Tersyüz. İçinde bir çok olayı barındırıyor.

Sadece bir aşk romanı değil Tersyüz.Arkadaşlığın,aile
bağlarının,savaşın,hastalığın,inanmanın,geri dönüşlerin ve ikinci şansların hikayesi.

Kitaba ciddi anlamda bayıldım, ne yazsam az gelecek. Kapak görselinden çeviriye, konudan karakterlere,her şey çok güzeldi.

Fern gibi kadın karakterleri seviyorum. Ne istediğini bilen, aklı başında, masum,saf fakat zeki genç kız. Bailey, dedim ya bayıldım Bailey'e. Ve Ambrose, ikinci şansını değerlendirebilecek mi bakalım, sizler okuyup görün.

Aldığı tüm övgüleri sonuna kadar hakeden, sağlam bir kurguya sahip, çok katmanlı bu kitabı tavsiye ederim, okuyunuz.



Kitabın Yazarı: Amy Harmon
Çevirmen: Arzu Altınanıt
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 369





....Fern: Sen daha önce "hiç kimse" oldun mu? Ambrose: Herhangi biri olan herkes başarısız olduğu anda " hiç kimse" olur.
            "Asla sevilmek istediğin biçimde sevilmeyeceğin gerçeğini kabullenmek zor."
              "Eğer acıyı yaşamazsa ellerinden kayıp gitmesin diye iki eliyle sımsıkı tuttuğu mutluluğu tekrar hissetme umudunun değerini bilmezdi."



Kitaba puanım elbette 5/5.



28 Aralık 2014

SAHRA- BURCU DEMET- YORUM




Kitap Tanıtımı:

Umutsuz ve başkalarına çözülmez bağlarla bağlı bir aşk onlarınki…

Mirza ve Sahra, imkânsız ve çok büyük bir aşkın birbirini inkâr eden iki fatihi.

Sevgi yok, aşk yok Sahra'nın dünyasında… Yanılsamalar dünyasındaki, aptalca hayaller onlar sadece. Umutsa… şekil değiştiriyor kalbinde. Beğenilmek yeter ona. Mirza, onun büyüdüğünü görsün, yeter. Onunla birkaç saat… sadece birkaç saat. Başka dileği yok.

Beni sevdiğini düşündüğüm herkesin beni terk ettiği dünyamda, sevilmek istemiyorum ben artık… Hoyrat ellerime her alışımda kırılan, camdan narin bir oyuncak sevgi.

Sevgi, hayatımdan koparılarak çıkarılan insanlar demek benim için, sevgi terk edilişin ilk işareti.

"Seni seviyorum…" söyleyenin vedası bana.

"Başlangıcı, sonu sadece ben olayım. Sadece benim tenime karışsın teni… Sadece benim olsun Sahra'm. Tüm gizemlerini bana açsın, ruhunda girmediğim tek kapalı oda kalmasın istiyorum."

"Artık ilk adımları atıldı geceyi teslim alan dansın…

Çalılıkların arasından çıktım çoktan. Özenli bir çabayla kurulmuş kapanımın tam ortasında Sahra... Kozasından sıyrıldığında kelebeğin güzelliğinin de ötesi olduğunu kefşediyor gözlerim. Bana açılan sayfanın okunmuş olduğu gerçeği ilk defa canımı yakıyor hayatımda."



Kitap Yorumu: 

19 yaşında gencecik bir kız. 9 yabancı dili anadili gibi konuşabilen, türlü eğitimlerden geçmiş, hayatta hep kendini korumak zorunda kalmış ve yalnız bir kız. Güzeller güzeli okyanus gözlü  Sahra...

İntikam yeminleri eden genç, yakışıklı bir adam. İyi kalpli biri aslında o. Mirza... Sahra'nın çocukluğundan beri delice aşık olduğu adam.

Olağanüstü güvenlik önlemleri ile korunan Sahra, intikamını almaya kararlı Mirza, anne-babasının asıl ölüm nedenini araştırıp gerçekleri ortaya çıkaran Sahra'nın abisi Levent, hamile bir genç kadın Damla, her şeyin tanığı yüksek bürokrat Haldun, savaş fotoğrafçısı Zal Kohen, ve geçmişin sırları. Bu kahramanları ortak noktada buluşturan sır ne? Bütün kitap bu olayın etkisiyle şekillenmiş. Peki Mirza, intikamını alabilecek mi? Sahra, yıllardır içinde saklayıp büyüttüğü aşkı Mirza'sına kavuşabilecek mi? 


Kitabın büyük bir kısmı, Mirza'nın gözünden olsa da, Sahra'nın gözünden kısımlar da var. Bu yazım tarzı, okumayı sevdiğim bir tarz, her zaman belirttiğim gibi  :)

2. baskının kapağını daha çok sevdiğimi belirtmeliyim. Kapak demişken, dövmenin sırrını, kitap yayınlandığı zamandan beri merak ediyordum. Öğrendim ve mutluyum. Dövmeyi benim kadar merak eden biri daha vardı, evet o kişi -Mirza- ! :) 

Betimlemelerin yoğun olduğu bu kitabı severek okudum. Sadece aşk değil, macera ve gizem öğelerini de içinde barındıran güzel bir ilk roman sunmuş bizlere Burcu Demet.

 Burcu Demet'in, Postiga Yayınları logosu ile çıkacak ikinci kitabı Cambaz'ın ana karakterleri Gecem ve Aktan'ın, Sahra'da 3-5 satır bahsinin geçmesi çok tatlıydı. Merakla bekliyorum kızıl cadının romanını. Sahra'yı hala okumamış olanlara, sırf aşk konulu değil okuduğu kitapta farklı bir soluk arayanlara, dövmeyi merak edenlere öneririm okuyun Sahra'yı :)


Kitabın Yazarı: Burcu Demet
Yayınevi: Postiga
Basım Yılı:2014
Sayfa Sayısı: 568



Kitaba puanım 5/4.



21 Aralık 2014

AŞKI SEÇTİM- MERAL KIR- YORUM


Kitap Tanıtımı: 

Ona, gururuna köle olmayacak kadar çok âşıktı. İstisnasız her gece, omuzlarında dans eden saçlarına dokunduğunu hayal etmişti. Ve her hayalinin sonunda o ipek sarısı, rüzgâra meydan okuyan saçların yokluğu ilmik olup boğazında düğümlenirken, geceler boyunca nefes almadan yaşamaya çalışmıştı. Şimdi ona bu kadar yakınken, uzak durmak hiç kolay olmuyordu.
Zengin ve ünlü Sancaktarların beş çocuğundan biri olan Asya, önceleri ailenin sosyetik kızıyken hayatı çok kısa sürede değişmişti. Deli gibi âşık olduğu ve çocuklarının babası olan Doruk, onu bırakıp eski sevgilisinin peşinden Amerika'ya gidince yıkılmamış, kendini çocuklarına adamıştı.

Bir gün Doruk, yanında eski sevgilisi Sabrina ile birlikte Türkiye'ye döndüğünde Asya'nın dengesi alt üst olur.

Asya, hayatına yeniden giren Doruk'un varlığına alışamamışken kendisinin ve etrafındaki herkesin hayatını tehlikeye sokan olaylarla mücadele etmesi gerekir. Kendini garip bir oyunun içinde bulan Asya, çocuklarını tehlikelerden korumaya çalışırken; Doruk da ailesine zarar vermek isteyenlerin kim olduğu ortaya çıkarmak için ?amansız bir savaş vermek zorunda kalır.

Doruk ve Asya, bütün bu olan biten arasında aşkı yeniden bulabilecek mi? Daha da önemlisi aşk her şeyi affedecek mi?





Kitap Yorumu:

Sancaktarlar Serisinin ilk kitabı olan Aylardan Aşk'tan tanıdığımız, Doruk ile Asya'nın hikayesini okuyoruz bu kez.

İlk kitabı okuyanlar hatırlayacaktır, Doruk-Asya ilişkisi kötü bir noktaya taşınmıştı, Doruk Amerika'dan Türkiye'ye dönerken yanında eski sevgilisi Sabrina'yı getirmişti. Ve biz okurlar nasıl ya diyerek kapatmıştık kitabın son sayfasını.

Aşkı Seçtim kitabında da, Doruk'un Türkiye'ye dönüşünden sonrasını okuyoruz. Yine ilk kitapta olduğu gibi, aşk ve macera öğeleri çok güzel harmanlanmış.Bir yandan, Asya-Doruk ilişkisinin ne şekilde noktalanacağını merak ederken, diğer yandan başlarına gelen organize felaketin suçlularını merak ediyorsunuz.

Asya'nın anne olduktan sonra, daha aklı başında bir genç kadına dönüşmesi çok güzeldi. Doruk'un geçmişiyle hesaplaşması, Ahmet- Sena atışmaları, Serra'nın bencillikleri, Mehmet'in tüm aileye kol kanat gerişleri, Yağız ve Tanem'in aşkları, Yaren ve Yağız'ın sevimlilikleri bu kitaba damgasını vurmuş.

İlk kitaba kıyasla, daha sade,daha akıcı, daha yoğun bir kitap olmuş. İlk kitabı beğenmiştim, ama bu kitap çıtayı biraz daha yükseltmiş. Ve Aylardan Aşk'ın sonunda olduğu gibi, bu kitabın sonunda da yine olamaz,burada bitemez nidalarıyla kapattım kitabı.

Üçüncü kitap, Ahmet-Sena ikilisine geliyor. Bu ikilinin atışmalarını okumak çok güzel olacak eminim :)

İlk kitabı okuyup beğenenlere, Asya-Doruk çiftini merak edenlere tavsiye ederim. Aylardan Aşk'ı okumadıysanız, onunla başlayın bence serüvene :) Keyifli okumalar dilerim :)


Kitabın Yazarı: Meral Kır
Seri Bilgisi: Sancaktarlar-2
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı: 409
Basım Yılı: 2014


Kitaba puanım tam. 5 üzerinden 5'i haketti Asya ve Doruk. 5/5.








18 Aralık 2014

BURÇİN ÇELİK- SÖYLEŞİ

Merhabalar :)  İlk blog söyleşimi benim için yeri bambaşka olan çiçeği burnunda bir yazarla yapıyorum. Söyleşimin konuğu Postiga Yayınları'ndan çıkan Beni Yarına Bırakma kitabının yazarı Burçin Çelik. 


·         Öncelikle ilk kitabın hayırlı olsun. Bilmeyenler için biraz kendinden bahseder misin?

Çok teşekkür ederim. Hemen belirteyim bu benim için çok farklı bir tecrübe olacak. Seninle saatlerce-ki bunu Ankara’ya geldiğinde tecrübe ettik- hiç durmadan sohbet edebilirim; ama iş söyleşiye gelince bir parça gerildiğimi inkâr edemeyeceğim :) Kendimle ilgili konuşmayı sevmediğimi en iyi bilen insanlardan birisin. Kendim hakkında konuşmayı sevmiyorum; çünkü beceremiyorum. Çok detaylı, çetrefilli tanımlarım yok kendime dair. Sıradan bir insanım işte… Herkes gibiyim, herkes kadarım… Uzatmalı bir üniversite öğrencilik döneminin ardından şu an iş arama sürecindeyim. Bunun dışında kafayı kitaplarla bozmuş, geveze bir okurum. Ve tabii ilk kitabının heyecanını yaşayan bir yazar adayıyım. 


·         Okur yönünü blogdan biliyoruz. Peki ya yazar tarafın? Ne zaman yazmaya başladın? Ve en önemlisi neden yazmaya başladın?

Yazmaya üniversitede başladım aslında. Bol vakte sahip olduğum bir hazırlık sınıfı maceram var esasında. Bol bol okulu kırdığım, ev kuşu kesildiğim bir dönem. İşte o sıralar, okumanın yanında bir de bir şeyler karalamak istedim. Ama inan o karaladıklarımı şu an görmek bile istemiyorum. Fazlasıyla amatör işi ve türünün kötü örneklerinden her biri. Birkaç ay sonrası hikâye forumlarıyla tanıştığım bir dönem. Yazdıklarım biraz birikince ‘Neden ben de yayınlamayayım?’ mantığı oluştu. Ve ilk yayınladığım hikaye kitabı okuyanların inanamayacağı bir tür; bir komedi.


·         Otuz Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor’dan bahsediyorsun sanırım. Benim senden okuduğum ilk şey…

Tam olarak ondan bahsediyorum :) Sanırım kalemimin bir nebze de olsa oturmasına yardım eden ilk kurgum oydu. Tembelliğim ve ne kadar yavaş yazdığım düşünüldüğünde bitirdiğime bile inanamıyorum aslında. Ki Beni Yarına Bırakma’ya ondan önce başlamış olsam da ilk final yapan kurgum Otuz Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor. Lafı fazla dağıttım farkındayım :) Forumda ilk bölümleri yayınladıktan sonra, yazma uğraşı biraz daha ciddi bir işe dönüştü. Çünkü bölüm sonralarında belirli başlı insanlardan gelen yorumlar, yapılan karakter dedikoduları çok keyifliydi. O dönemden hayatıma dâhil olan ve omuz omuza yürümekten gurur duyduğum pek çok insan var şu anda hayatımda. 

·         Peki yazdıklarını yayınlatma fikri nasıl oluştu?

Bu süreci en iyi bilen, en yakından izleyen insanlardan birisin sen. Ne çok sızlandığımı, kafanı ütülediğimi burada ifşa etmeyeyim en iyisi :)
Tamamen şuydu aslında: Bu benim hayalimdi… Kitap delisi olduğum artık herkesçe bilinen bir gerçek. Kitaplığımda kendi kitabımı da görmek istiyordum. Ama dediğim gibi hayaldi ve hala inanmakta zorlandığım zamanlar oluyor.

·         Biraz da Beni Yarına Bırakma’dan bahsedelim. Kurgu yer yer tahmin edilebilir olsa da farklı ve riskli bir yerden bakmış ve anlatmışsın. Sebep neydi? Neden ikinci kadını anlatmayı tercih ettin?

Daha kurgunun ilk kelimelerini yazmaya başladığımda riskli bir seçim olduğunu biliyordum. Selma’nın zor sevilecek bir karakter olacağının bilincindeydim. Çünkü hepimiz toplum değerlerine göre yetiştiriliyoruz. Olmazlarımız, çizgilerimiz var. Selma tüm bu çizgileri yaptığı tek bir seçimle aşan bir karakter. Tüm yazım süreci boyunca amaçladığım tek bir şey vardı: Okuyana Selma’yı tüm hatalarıyla sevdirebilmek. En yakın arkadaşınızı, küçük kız kardeşinizi, hatta belki evladınızı okur gibi hatalarıyla kabul ettirebilmek… Başarıp başaramadığım tartışmaya açık bir nokta. Ama Selim’den nefret ettiklerinden neredeyse eminim :)

·         Tam da bunu soracaktım: Neden Selim’i sevdirmek gibi bir çaban olmadı?

Bu konuda dürüst olacağım. Ben karakteri yazan kişi olarak Selim’e asla ve asla sempati besleyemedim. Sanırım en çok bu yüzden okuyanlar Selim’den haz etmiyorlar. Etmemekte de haklılar… Selim fazlasıyla bencil bir karakter. Korkak, sevgisiyle yüzleşemeyen, hırpalayan, kırıp dağıtan bir adam. Yıllar sonra aklı başına geldi evet, bu pek çok okur için yeterli de oldu belki; ama benim için değil. Ben kız tarafıyım.

·         Yan karakterlerden bahsedelim hemen biraz da. Özellikle Aylin’i çok severek okudum, okuyanların pek çoğu da eminim aynı fikirde. Kitapta Aylin ve Mehmet Ali’ye; Meryem’e; Perihan’a inceden dokundurmuş ama derine inmemişsin. Bu devam kitaplarının sinyali mi?

Aslına bakarsan başlarken seri yapmak gibi bir düşüncem yoktu, ki seri okumaktan pek haz etmediğimi de biliyorsun. Ama en başından beri kafamda net bir Aylin kurgusu vardı. Sadece kendimi ve tembelliğimi bildiğimden yazıp yazamayacağım konusu meçhuldü. Yine de şu kadarını söyleyeyim bağımlı, birini okumadan diğeri havada kalacak bir devam kitabı olmayacak Aylin’in kurgusu.
Meryem ve Perihan ise işin çok başka bir boyutu. O kadar uzun vadeli planlar yapmamak lazım :) Bakalım okuyanlar ne düşünecekler bu konuda? Biraz daha onların fikirlerini ölçüp tartma taraftarıyım.

·         Unutursam Fısılda Filmi’ndeki ‘Gel ya da Git’ isimli şarkıyı kitapla bağdaştırdım nedense. Yazarken senin sıkça dinlediğin şarkılar oldu mu?

Elbette oldu. Yazarken bol bol dinleyen biriyim aslında. Genelde sözsüz şarkıları dinlemek daha rahat yazdırsa da dinlemekten vazgeçemediğim Türkçe şarkılar da vardı. Sertap Erener’in Ben Öyle Birini Sevdim Ki şarkısı gibi. 

·         Peki son olarak okurlarına ne söylemek istersin?

Öncelikle hepsine hayalimi paylaştıkları için teşekkür ediyorum. Harcadıkları vakit ve emek öyle değerli ki. Hele bazen okudukları satırlarla ilgili paylaştıkları birkaç cümle öyle mutlu edip gururlandırıyor ki tarif edebilmem mümkün değil. Hepsi iyi ki varlar :)



Burçin Çelik'e zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum. Kendisine tekrardan başarılar diliyorum, yolu açık olsun :)

17 Aralık 2014

BENİ YARINA BIRAKMA- BURÇİN ÇELİK- YORUM





Kitap Tanıtımı: 


Sadece üç harfli bir kelime, aşk… Tüm duyguları barındıramaz ki içinde! Hiç ummadıkları anda aşkla çarpılan Selma ve Selim birbirlerine ait olmadıkları halde sevebilirler mi aşkla? Bazen aşka direnmek yersizdir. İnkâr ettiğimiz ne varsa imkânsızlıktan çıkar, korkularımıza, çaresizliklerimize rağmen sarılır bize aşk diye.


Selim'i de Selma'yı da böyle buldu aşk… Kimsesizliklerinin, korkularının arasında. Birbirleriyle sınanıp, akıllarıyla savaştılar; her mağlup çıkışlarında araflarından birbirlerine bir adım daha yaklaştılar. Aşk günahlarınla sınanmaktı belki de, masumiyetini yaktıkça aklanmaktı. Bedel ödedikçe daha çok yanmaktı. Yandıkça pervane misali ateşe çekilmekti. Aşk, cennetten vazgeçip bir ömrü araflara sürgün etmekti onlar için; araflarını cennete çevirmekti.


Kitap Yorumu:

Burçin ile tanıştığımızda, bir şeyler yazdığını bilmiyordum. Daha sonra, Otuz Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor hikayesine denk geldim. Finallerim vardı hatta, çok net hatırlıyorum, o süreçte su gibi akıp gitmişti benim için okuma süreci. Çik-lit türünde yazan profesyonel anlamda herkesi okumayan, Sophie Kinsella'yı kraliçe kabul eden ben, bu hikayeyi beğenmiştim. Gel zaman git zaman Burçin'in yazmış olduğu dram türündeki diğer kitapları için görüşmeler, kapak seçimleri, son okumalar, Can Kırıkları adı ile yayınlanan hikayenin isim revizesi gerçekleşti ve evet mutlu son, ilk kitabı çıktı. :)




Evet, yakın bir arkadaşın kitabına yorum yapmak gerçekten zor. Okuma sürecim ise gerçekten keyifliydi :) Yazarından spoiler yediğiniz bir kitap okudunuz mu daha önce :D Ben bizzat okudum :D Yorumumda objektif olacağımı belirterek başlıyorum.





Yıl 2007-2008- Yıl 2012-2013

Mimarlık öğrencisi genç kızımız Selma, bir gün arkadaşları ile gittiği barda,hoş bir adamla tanışır. İlk anda etkilenir Selma, Selim'den. Fakat apar topar mekanı terk ettikleri için, Selma, Selim'i bir daha göremeyeceğini düşünür. 

Şans bu ya, annesi, Selma'ya staj ayarlar bir şirkette. Selma, staj görüşmesine gider ve karşısına çıkan şirket sahibi sizce kimdir :)

Selma'nın Selim'in yanında çalışmaya başlaması ile, ikilinin birbirlerinin çekim alanına girmesi kaçınılmazdır. Fakat, ortada bazı pürüzler vardır. Selim, evlidir! 




2012-2013 kısımlarına geldiğimizde de, 5 yıldır devam eden bir ilişkinin, çiftimizi nasıl etkilediğini görüyoruz. Aynı zamanda, çiftimizin bireysel hayatlarında yaşadıkları ailesel sorunları da okuyoruz.




Bu kadar konuya girdikten sonra, kitap hakkındaki görüşlerimden bahsedeceğim.

Burçin'in ilk kitabı olmasına rağmen, gerçekten çok hassas bir konuya, gayet akıcı ve yer yer ağdalı, yer yer düz bir anlatım ile değinmiş. Kitap, belirttiğim gibi çift zamanlı ilerliyor. 45 bölüm süren kitapta, her bölümde hem geçmişi hem günümüzü okuyoruz. Ki bu bence, kopukluk olmadan yazmanın zor olduğu bir tarz, bu noktada Burçin , bunu bize başarıyla aktarmış.

Kapak konuyu yansıtan, soft, güzel bir kapak.

Karakterler açısından ise, ne çektin be Selma, gel yavrum al mendilini,sil gözyaşlarını değmez demek istedim :D Selim'i bencillikleri ile birlikte karanlık bir odaya kilitlemek, Metin'i ; Selim'i silkelediği süreçte alkışlamak, Aylin'in ise bıcır bıcır halleri ile hep hayatımın bir köşesinde olmasını istedim :) 




Kitabı okuyan çoğu insanın Aylin karakterini sevdiğini ve onun kitabını da okumak istediğini biliyorum. Ve, Aylin'in hikayesinin yavaş yavaş kaleme alındığı müjdesini de vereyim :) Umarım kitap olarak elimize alırız en kısa zamanda :)

Son olarak şunu paylamazsam olmaz, kitabın şarkısı benim için kesinlikle Unutursam Fısılda filminin soundtracki olan Gel ya da Git, müthiş uyuyor bence sözler. 



Burçin'e yazarlık kariyerinde başarılar diliyorum, yolun açık olsun canım dostum :)

Kitabın Yazarı: Burçin Çelik
Yayınevi: Postiga Yayınları
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 520

Kitaba puanım 5/4.5





RKBT 4. GÜN DİLEĞİM SENSİN- BARBARA FREETHY- YORUM VE ÇEKİLİŞ




Merhabalar :) Turumuzun son gününde yorum ile karşınızdayım :) Novella Yayınları'ndan çıkan Wish serisinin üçüncü ve son kitabını ağırlıyoruz bu turumuzda :)



Kitap Tanıtımı: 

Bazen şans bir dileği gerçeğe, umuduysa aşka dönüştürür...

İki yabancı, farklı dilekler, kesişen hayatlar...

Adrianna ve Wyatt farklı beklentilerle gittikleri dilek çeşmesinin başında tesadüfen karşılaşan iki yabancıdır. Ortak noktaları ise hayatın daha çok acı yüzüyle karşılaşmış olmalarıdır. İkisi de sevdiklerini kaybetmiş, yaşama küsmüş ve insanlara olan güvenini yitirmiştir. Ama belki de hayat en büyük tebessümünü onları bir araya getirerek göstermiştir. Kim bilir, belki o dilekler suyun dibindeki bozuk paralardan mutluluğa evrilecektir.

"Barbara Freethy karmaşık karakterler yaratabilen ender yazarlardan biri."
-Library Journel-

"Geceye Fısıldanan Dilekler ve Bir Dilek Kadar Yakın'dan sonra Barbara Freethy, 
umudunu yitirmeyen ve dilekleri kadar samimi insanların hikâyelerini anlatmaya devam ediyor."
-Booklist-

"Eğlenceli, heyecanlı ve romantizm dolu; birbirinden farklı karakterleriyle ilham verici bir roman."
-Romantic Times-




Kitap Yorumu: 

Adrianna'nın hayali ünlü bir şef olmaktır. Hayaline çok yaklaştığı bir anda, çok acı bir olay yaşar. Sokak çocukları tarafından erkek arkadaşı öldürülür. Bu ölüm, Adrianna için adeta bir şok etkisi yaratmıştır. Hayaline bir adım kala, Adrianna kendini dünyadan soyutlar. Mutfağa adımını atmaz. 

Adrianna, üzerindeki ölü toprağından kurtulmak için bir şeyler yapması gerektiğinin farkına varır, ve restorana gitmeye karar verir. Restorana giderken, yolu üzerinde olan dilek çeşmesine, bir madeni para atar,elbette dileğini tutarak :)

Wyatt, eski eşinin kaçırdığı kızına ulaşmayı isteyen üzgün bir baba. Wyatt da bir dilek tutar ve madeni parayı dilek çeşmesine atar.

Ve kader :) Paraların bir tanesi suya düşer, bir tanesi de başka bir paraya çarparak dışarı düşer :) İkilimiz  tanışmış olur böylece :) Bu andan sonra ikili için bir şeyler değişecektir. Bakalım kader, ikiliyi ne tür maceralara savuracak? 

Kitabın konusu genel olarak bu şekilde :) 

Barbara Freethy kitaplarını beğenerek okuyorum. Naif bir kalemi var. Serinin ilk kitabını çok büyük bir beğeni ile okumuştum. İkinci kitabı sırada, malesef onu okuyamadım, üçüncü kitabı da çok sevdim. Umarım daha çok kitabını okuruz Barbara'nın.

Çeviriye gelecek olursak, Laden İldeniz, çevirileri kaliteli olan sayılı çevirmenlerden. Kapak, çok güzel. Konu zaten naif. Kitabı okumak isteyenlere tavsiye ederim, serinin diğer kitapları ile birlikte :)



Yazar: Barbara FreethyÇevirmen: Laden İldenizYayınevi: Novella YayınlarıBasım Yılı: 2014 




Kitaba puanım tam :) 5 üzerinden 5.
















a Rafflecopter giveaway

RKBT 2.GÜN MEKTUBUNDA DİYORSUN Kİ- KİTAP YORUMU VE ÇEKİLİŞ




Çok güzel bir kitabın turundan merhabalar :)  Bugün yorum sırası bende, gelin kitabımız nasılmış önce kitabımızı tanıyalım.




Kitap Tanıtımı:


Şiirleri yayımlanmış olan yirmi dört yaşındaki genç şair ElspethDunn, İskoçya’nın ufak adalarından biri olan Skye’ındışına hiç çıkmamıştı.
Okyanusun diğer yakasındaki bir üniversite öğrencisi olan DavidGraham’dan aldığı ilk hayran mektubu onu hem utandırmış
hem de sevindirmişti. İkili mektuplaşmaya devam ettikçe arkadaşlıkları yerini sıcacık bir aşka bırakacaktı.

David ambulans şoförü olarak büyük bir heyecanla Batı Cephesi’ne gittiğinde Elspeth’in elinden gelen sadece beklemek ve
onun sağ salim eve dönmesi için dua etmekti.  



Kitap Yorumu:

İskoçya Skye adasında yaşayan 24 yaşında, evli bir genç kadın olan Elspeth Dunn, resim yapmayı ve şiir yazmayı çok seven, kendi halinde biridir. Şiirleri kitaplaşan bir şairdir aynı zamanda.

Amerikalı bir hayranından bir gün mektup alır Elspeth. Bu mektup, aldığı ilk hayran mektubudur. Hem mektubun içinde yazılanlar, hem de uzaklarda bir yerlerde, şiirlerini okuyup beğenen birilerinin varlığını bilmek gururunu okşar. 21 yaşındaki David Graham ve Elspeth Dunn,bir mektup arkadaşlığının içinde bulurlar kendilerini.

Bu esnada 1. Dünya Savaşı başlar. Elspeth'in abisi ve eşi savaşa gider.  Zamanla aşka dönüşecek bir mektup arkadaşlığını kim tahmin edebilirdi ki? David ve Elspeth, birbirlerine aşıktırlar artık. Fakat, Elspeth'e bir kötü haber daha gelir, David, cepheye gidecektir.


Kitabımızın 1910'lu zamanlarında bunlar olurken, bir de 1940'lı zamanları var. Orada da, genç bir kadın, genç bir adam, bir aşk ve bir savaş var. Evet, 2 .Dünya Savaşı'nın gölgesinde bir aşk daha yaşanıyor kitapta. O aşkın kahramanları ise, Margaret ve Paul.


Kitap, genel hatlarıyla bu şekilde. Yani 2 farklı zaman dilimi var. Genel olarak Elspeth ile Margaret'ın mektupları gibi görünse de, Paul, David, Finley dayının mektupları var. Kitap, tamamen mektuptan oluşuyor. Bu kesinlikle sizde önyargı oluşturmasın çünkü kitap çook akıcı. Elime 2. alışımda bitirdim. Uykusuz kalmama değdi :)

Yazarın dilini, kitabın çevirisini, özellikle üstüne basarak söylüyorum -hatasız- redaksiyonunu, kapağını çok beğendim. Kitabı, aşk-dram-aile türünü sevenler eminim beğenecektir. Ben romanda biraz Sarah Jio havası sezdim. Bakalım okuyanlar bu düşünceme katılırlar mı?


Son olarak, savaşsız, barış içinde bir dünya dileyerek yorumumu noktalıyorum. Çekilişimize katılmayı unutmayın :)




Yazar: Jessica Brockmole
Çevirmen: Duygu Filiz İlhanlı
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Basım Yılı:2014



Kitaba puanım 5 üzerinden 4.










a Rafflecopter giveaway

14 Aralık 2014

ALİ'M BİR TÜRK MASALI- IŞIL PARLAKYILDIZ- YORUM



Kitap Tanıtımı:

"Biliyordum, onu gördüğümde yine bütün kalkanlarım bedenimi saracak ve âşık ruhumu saklayacaktım. Artık hiç değilse kendime dürüst olma vaktiydi. Aslı ruhuma işlemişti işlemesine de ben bunu istiyor muydum? Hoş aklıma, ruhuma girerken bana sorduğu yoktu ama korkuyordum. Hiçbir şeyden korkmadığım kadar korkuyordum."

Ali Aral, nam-ı diğer Ali'm.. Karanlık ve acımasız bir hayatı seçmek zorunda kalan, korkularını ve pişmanlıklarını kör bir cesaretin arkasına saklayan bir adam… Ali'm, yetimliğinin acısını; Duygu'ya can, Bekir'e kan, Sado'ya yıkılmayan duvar olarak unutmuştu. Hercai arzuların efendisiyken, bir gün hayatına gökten zembille inen Aslı'yla tanıştığında hayatındaki en büyük eksikliğin ne olduğunu anladı: Aşk... Fakat hayatındaki eksik şeyi yerine koymak sandığı kadar kolay olmayacaktı. 

Ali'm, Aslı için yanmayı ve yakmayı öğrenebilecek miydi? Öksüz ruhuna, kana bulanmış geçmişine aşkı anlatabilecek miydi? Ondan kaçan kadını, onu kendinden bile çok seveceğine inandırabilecek miydi?

Hercai arzuların ebedi aşka dönüştüğü Bir Türk Masalı daha...






Kitap Yorumu:  

Işıl Parlakyıldız kaleminden çıkan, okuduğum 2. kitap oldu Ali'm.  İlki Duygu idi. Yorumu için: TIK TIK

Duygu'nun Ali'si yani Ali'm, ilk kitaptan bildiğimiz gibi çapkınlar prensi, hödük, kutup ayısı, ama ah kitabın sonunda öküzlüklerine nokta koyan romantik biri :)

Üç deveden bir tanesi olan Ali Aral ile otogarda tanıştığı sarı cadı yani Aslı'nın evlendiklerini Duygu kitabında okumuştuk. Peki Ali'nin geçmişini, Aslı'ya olan duygularını, evliliklerinin sonrasını okumak ister misiniz, o zaman Ali'm'i kesin okumalısınız.

Kitabın ilk bölümleri, Duygu'nun hatırlatması niteliğinde. Alim'in gözünden bakıyoruz bu kitapta. Özellikle Ali'nin çocukluğu, Sedat ile yollarının kesişmesi, aile özlemi çok güzel yansıtılmış.

Aslı ile tanışması, zorunlu evlilikleri, Ali'nin öküzlükleri, Aslı'nın yangına körükle gitmeleri. Çoook eğlendim yine çooook :) Kaç kere kahkaha attım okurken, sayamadım. Ve elbette Ali'nin kitabın sonlarına doğru çocukluğu ile yüzleşmesi, ah evet okurken gözünüze toz kaçabilir bu sahnelerde :)

Uludağ gezisi,kaza,Duygu'nun isteme töreni, Aslı'nın masumlukları, Selma- Duygu- Aslı çetesi, o kadar çok yer var ki beğendiğim :) 

Eğer bu serinin devamı gelecek ise, benim okumak istediğim kişi kesinlikle Levo :) Bu kitapta, Levent'e bayıldım. Diplomalı mafyamız da nihayet aşkı buldu :) Kime mi aşık oldu Levo, onu da okuyup siz görün :)

Kitabın kapağını ilk gördüğüm an gerçekten bayılmıştım, ki Duygu'nun kapağı da benim sevdiğim kapaklardan idi. Ufak tefek redaksiyon hataları vardı, fakat okumanızı etkilemiyor kesinlikle.






Duygu yorumumun sonunda, bana Alim'i verin okumam lazım hemen demiştim. Şimdi ise, Köle'nin çıkmasını bekliyorum, Müptela Yayınları bizi çok bekletmeden Işıl Hanım'ın yeni çıkacak kitabının müjdesini verdi :) 

Bence önce Duygu'yu hemen ardından Ali'm'i okuyun, bekletmeyin sırada :) Keyifli okumalar :)

Kitabın Yazarı: Işıl Parlakyıldız
Yayınevi: Müptela Yayınları
Basım Yılı:2014
Sayfa Sayısı: 528

Kitaba puanım 5/4.5 (Buçuklu puanlamalar için de görsel hazırlamalıyım :) )




12 Aralık 2014

RKBT 3. GÜN KIZ KAFASI-LAFEBESİ- YORUM VE ÇEKİLİŞ




Kitap Tanıtımı:

Aslında her şey evrenin: 
"Sen isteklerini söyle gerisini bana bırak" demesiyle başlamıştı... 

Ben de bir güzel sıralamıştım isteklerimi... Acaba çok şey mi istedim evrenden? Yoo, çok şey istemedim aslında... Ve böylece düştüm yollara...

Hayallerim, heveslerim, yaşadıklarım, yaşayamadıklarım, sevdiklerim, kızdıklarım, kırdıklarım ve vazgeçtiklerim...

Yazdım; çünkü ben keşkeleri hiç sevmem... Hayallerim, heveslerim, yaşadıklarım, kırdıklarım ve vazgeçtiklerim...

Taşınan bavullar, yapılan çılgınlıklar, karşılıksız aşklar, çekilen otostoplar, yaşanan gelgitler ve daha niceleri...





Kitap Yorumu: Merhaba :) Yeni tur kitabımız Olimpos Yayınları'ndan çıkan Kız Kafası :) Öncelikle kapak rengi ile gönlümüzü çelen kitabı inceleyelim.

Kahramanımız, 22 yaşında bir genç kız. İstemediği bir bölümde okuyor. Hayalleri var. Ve hayallerinin peşinden gitmek için tekrar sınavlara giriyor. Bu sefer istemediği bir bölüm kazanıyor, sınıf öğretmenliği, hem de Kocaeli'nde.. 

Kızımız, hayatın kendisine kattıklarını, yediği darbeleri, aşk acısını, ev huzursuzluklarını, ayakları üstünde durmayı anlatıyor bizlere türlü çeşitli şekillerde. Belaya yakalanma konusunda da kimse eline su dökemiyor kızımızın :)

Tabii başka karakterler de var kitapta. Kahramanımızın uzatmalısı Narcus mesela :) Narcus'lu sahneler, genellikle delirtti :D Neden mi? Okuyun da görün Narcus'u.

Dizüstü edebiyat, çok tercih ettiğim bir tür değil esasen. Daha önce okuduğum örneklerinin yanında güzel bir kitaptı. Yer yer gülümseten, yer yer hüzünlendiren bir hikaye. Yer yer kendinizi, arkadaş grubunuzu, varsa-olduysa ev arkadaşınızı bulacağınız bir kitap aynı zamanda. Argo kesinlikle sevmeyen biriyim kitaplarda-filmlerde, bu anlamda kitapta sevmediğim şey argo kelimeler idi. Kapak rengini sevdiğimi zaten söylemiştim, Lafebesi'ne yazarlık kariyerinde başarılar dilerim. Keyifli okumalar :)

Kitabın Yazarı: Lafebesi
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Basım Yılı: 2014 
Sayfa Sayısı: 296

7 Aralık 2014

Yeni Kitaplar-5


Merhabalar :) Uzuun zamandır alışveriş yazısı yazmadığımı farkettim. Son 1 ay içerisinde kütüphaneme dahil olanları yazayım dedim :)

Öncelikle kitaplar Oku oku, Kitap Sihirbazı, Tüyap, kitapçım olmak üzere farklı farklı yerlerden alındı.

Kız Kafası, Renkli Kalemler Blog Tur'un yeni tur kitabı. Gündüzsefası, Burçin'in Tüyap hediyesi :) Handan, Yıllar Sonra, Alışverişkolik en sevdiğim yazarların yenileri.Üçü de seri devamı. 

Aşkı Seçtim, merakla beklenen Doruk-Asya aşkını, Ali'm Aslı-Ali'm aşkını konu alıyor. Sahra ve Çiçek Kızlar, merak ettiklerimden :) En yakın zamanda okunacaklar :)

İki Renk Aşk, Pabucumun Ajanı-2 imzalı kampanyadan alındı. Yanına arkadaş olarak, Hiçliğin Kıyısında, Beni Yarına Bırakma ve Aşık Kim'i de katarak :)

Şahmelek ve Çirkin Güzel ise, fuar zamanı Kitap Sihirbazının yaptığı müthiş indirimden :)

Sanırım uzuun bir süre kitap almamalıyım :) İstediğiniz tüm kitaplara kavuşmanız dileği ile, mutlu pazarlar  :)





6 Aralık 2014

Kitap Tanıtımları #1

Tersyüz



Amy Harmon
   
"Tersyüz bize modern yaşamın unutturduğu duyguları hatırlatıyor. Güzellik sadece yüzeysel olabilir ama bu hikâye ta içinize işleyecek ve uzun süre aklınızdan çıkmayacak." --- A Love Affair With Books 

 "Zaman zaman sizi neye uğradığınızı şaşırtan bir kitap okursunuz. Bu kitap benim için tam olarak böyleydi. Bugüne kadar okuduğum en güçlü hikâyeydi ve bana inanın, çok çok fazla kitap okuyorum. " --- Holly Kelly, Rising kitabının yazarı.

 “Hiçbir Çirkin, Ambrose kadar yakışıklı, hiçbir Güzel de Fern kadar naif olmamıştı! Tersyüz sizi toplum yargılarının ötesine götürerek, yaralı ve genç kalplerin bir attığı bu duygusal hikâyeyle içine çekecek.” --- Romancekolik
  
 “Tersyüz, sevginin, arkadaşlığın, kaybetmenin ve hayata dair ikinci bir şansın, duygusal, yürek burkan ama aynı zamanda içinizi ısıtacak, kolay kolay unutamayacağınız öyküsü.” --- Tuğçe’nin Kitaplığı

 Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young’a âşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar… 

 Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikâyesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi... Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikâyesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin’i... 



DÜNYANIN EN İYİ KİTABI

Peter Stjernström
   

“Kitap içinde kitap” okumanın zevkini yaşatan Dünyanın En İyi Kitabı, mizahıyla, akıcılığıyla ve yayın dünyasına getirdiği eleştirilerle her kitap kurdunun okuması gereken bir roman. 

 Dünyanın en iyi kitabını yazmak mümkün mü?

 Titus Jensen, yazarlık dünyasında yaşayan bir efsanedir ama alkol problemi ve boş vermişliği yüzünden çok uzun yıllardır tek kelime dahi yazamamıştır. İçinde bir çok-satana yakışan her türlü konuyu barındırması gereken Dünyanın En İyi Kitabı’nı yazma fikri ortaya çıktığında, Titus’tan istenen alkolden uzak durması ve binlerce sayfaya ulaşabilecek potansiyelde olan kitabı 250 sayfaya sığdırmasıdır.

 Eddie X, özellikle kadınlar tarafından çok sevilen popüler ve genç bir yazardır. Eddie, Titus’a saygı duyuyor gibi görünse de onun başarılı olmasını istememektedir. Titus, Eddie’nin de bir şekilde bu proje üzerinde çalıştığını ve kendi fikirlerini çalacağını düşünür.

“Adam dediğin doğru düzgün bir çok-satan yazmalı. Olay budur!”
 “Hedefi on ikiden vuran bir hit. İnsanların hakkında yıllarca konuşacakları şu kitaplardan. Her yıl listelerin en üstüne yerleşenlerden!”
 “Bir sürü dile çevrilecek bir kitap!”
 “Bir sürü ödül kazanacak bir kitap!”
 “Filmi çekilecek bir kitap!”
 “Tiyatroda sahnelenecek bir kitap!”
 “Moda olacak bir kitap!”
 “Aynen öyle!”
 “Kesinlikle!”

Jill Shalvis

Aşk Yağmuru 

Brady, orduya bağlı olarak çalışan kiralık bir pilottur. Evi yoktur, sadece bir valizle hiçbir yere bağlı kalmadan yaşamaktadır.

Lilah, üniversitede yaşadığı bir olay yüzünden erkeklere olan güvenini yitirmiş, bu yüzden bütün hayatını hayvanlara adamıştır. Geçirdikleri küçük bir araba kazasından sonra Lilah ve Brady’nin tüm hayatları değişir.

Belki de bu sefer Brady ilk kez doğru yerdedir ve evini bulmuştur. Belki ilk kez sırlarını anlatabileceği bir kadına rastlamış, üstelik o kadının tüm sırlarını merak etmiştir. Ve Lilah belki de ilk kez bir adama büyük bir tutkuyla bağlanacaktır.

Aşk bir yağmur olup üzerlerine yağacaktır; hem de onları sırılsıklam edene kadar.

Christine Bell

Sürpriz Balayı

Lacey Garrity, yeni evlendiği eşini, düğünü yaptıkları otelin lobisindeki bir malzeme odasında yarı çıplak halde bulur; yanında Lacey’nin en yakın arkadaşlarından ve nedimelerinden biri ola
n Becca’yla birlikte. Üstelik daha düğünleri bitmemiştir bile.

Yaşadığı şokla oradan kaçıp gelinliğinden kurtulmaktan başka bir şey düşünemeyen Lacey’ye yardım edecek tek kişi, diğer yakın arkadaşı Cat’in ağabeyi ünlü boksör Galen Thomas’tır.

Galen’in, Lacey’yi yaşadığı yıkımdan biraz da olsa uzaklaştırmak için bir fikri vardır. Düğünden sonra eşiyle gitmek için hazırlandıkları, aylardır heyecanla bekledikleri balayı için Porto Riko’ya doğru yola çıkmak. Balayı olarak düşünülmüş de olsa biraz tatil yapmak, Lacey’ye iyi gelecektir ve Galen ona eşlik etmeye hazırdır. Birlikte çıktıkları bu balayı, her ne kadar evliliği baştan bitmiş bir gelin ve sahte bir damatla yapılsa da, yeni başlangıçlara gebedir.

Son Şans'taki Diğer Yarım

Hope Ramsay

Son Şans Serisi'nin üçüncü kitabı Son Şans'taki Diğer Yarım
11 Aralık'ta tüm kitapçılarda ve marketlerde!

Sevgili okuyucu,

İtiraf etmeliyim ki, güzel kızım Rocky’nin bu sefer gerçekten benim yardımıma ihtiyacı var. Onun sıradan adamlarla ilgilenmediğini bilirdim ama kim onun kasabaya bir İngiliz soylusuyla döneceğini tahmin edebilirdi ki?

Bu İngiliz soylusu Hugh’un haşmetli malikânesini bırakıp kasabamıza gelme sebebi ne olabilir acaba? Ayrıca kızıma karşı olan bariz ilgisine rağmen onun Rocky için doğru insan olduğundan da emin değilim. Tabii ki çok klâs ve yakışıklı biri ama gerçekte onunla ilgili ne biliyoruz ki? Evhamlı bir anne gibi konuştuğumun farkındayım ama eşim Elbert ile mutlu geçen kırk yıldan sonra tek istediğim küçük kızımın da aynısını bulabilmesi.

Tamam, bu kadar sohbet yeter, Bayan Bray’in saçlarına maşa yapmam gerek. Sizinle konuşmak her zaman büyük bir zevk ve unutmayın Kes Kıvır’da her zaman ihtiyaç duyduğunuz bakımı, lezzetli kahveyi ve kasabanın en iyi dedikodusunu bulabilirsiniz.
Çok yakında görüşmek dileğiyle,

Ruby Rhodes

Ey Aşk, Evliliğe Hazır mısın? 

 Cindi Madsen

Dakota Halifax, mutluluğa giden yolda insanlara rehberlik eden ünlü ve başarılı bir düğün organizatörüdür. Kendi düğün töreni de şu ana kadar yapılanların en mükemmel örneklerinden biri olacaktı.Tabii nişanlısı Grant evlenmekten son anda vazgeçmeseydi.

Genç kadın yaşadığı hayal kırıklığıyla baş etmeye çalışırken, yıllar sonra çocukluk arkadaşı Brendan'la yolları kesişir. Belki de aşk, karşısına Brendan'ı çıkararak ona yeniden göz kırpıyordur. Ancak nişanlısının tekrar ortaya çıkması kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

İkisi arasında tercih yapmak zorunda kalan Dakota yola kiminle devam etmeli dersiniz?

"Gerçek aşkın gidişatı hiçbir zaman pürüzsüz değildir."
-William Shakespeare-

"Mizahi yönü kuvvetli, eğlenceli ve son derece romantik bir hikâye."
-Romantic Times-

"Okurken kimi zaman Dakota'nın yerinde olmak istemezdim diyeceksiniz ama çoğu zaman da onun yerine geçmek isteyeceksiniz."
-Amazon-

"Evliliğe ve aşka dair samimi ve bir o kadar gerçekçi bir roman okuyacağınızdan emin olun."
-Publishers Weekly-

Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var 

 Debbie Macomber

Çıkış Tarihi: 08.12.2014

Katherine OConnor vaktinin çoğunu Blossom Sokağındaki French Cafede başkaları için Yeni Yıl mektupları yazarak geçiren, bir taraftan da tamzamanlı iş arayan genç bir kadındır. Zamanla,mektup yazma işi onun için yeni bir kariyeredönüşmeye başlamıştır.

Çocuk Psikoloğu Wynn Jeffries de tıpkı Katherine gibi, aynı kafede vakit geçirmekten keyif almaktadır. Genç kadın onunla tanışmamıştır bile ama kitabında Yeni Yıl geleneklerinin çocukları kandıran saçmalıklardan ibaret olduğunu savunduğu için Wynnden hoşlanmamaktadır. İkisinin yolları, devamlı gittikleri bu mekânda kesişir. İlk başlarda, anlaşamadıkları konusunda anlaşırlar. Ancak onları yakınlaştıran asıl sebep birbirine zıt iki insan oluşlarıdır. Henüz fark edememiş olsalar da bunu anladıklarında aşk çoktan kapılarını çalmış olacaktır. Tabii eğer âşık olmaktan korkmayıp o kapıyı açmaya cesaret edebilirlerse…

"Debbie Macomberın kaleminden her zamanki gibi dokunaklı ve bilindik ama bir o kadar farklı bir hikâye… Kışın soğuğuna inat sımsıcak bir Yeni Yıl romanı."
-Romantic Times-

"Debbie Macomber hayranları bu romanı okurken Katherine ve Wynn arasındaki diyalogların nereye varacağını merak ve heyecanla takip edecekler. Macomber her zamanki gibi kalplere dokunan karakterler yaratmayı başarmış."
-Times Record News-

"Yeni Yıl yeni başlangıçlarla birlikte gelir. Debbie Macomberın bu umut ve aşk kokan romanını okuyarak yeni bir yılı karşılamak başlangıçların en güzeli olacak."
-Chicago Tribune-

Marslı

Andy Weir


Altı gün önce, Mark Watney Mars’a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

Neresinden bakarsanız bakın, sıçmış durumdayım.
 Bu benim değerlendirmem.
 Sıçtım.
 Hayatımın en harika iki ayı olmasını beklediğim sürecin sadece altı gününü yaşayabildim ve gerisi tam bir kâbusa dönüştü.
 Bunu kimin okuyacağını bile bilmiyorum. Herhalde eninde sonunda birisi bulacaktır. Kimbilir, belki bundan yüz yıl sonra falan.
 Kayıtlara geçsin diye söylüyorum: Ben Sol 6’da ölmedim. Şüphesiz, mürettebatın kalanı öldüğümü sanmıştır ve bu konuda onları suçlayamam. Belki benim için bir gün ulusal yas ilan edilir ve Vikipedi sayfamda, “Mark Watney Mars’ta hayatını yitiren tek insandır,” yazar.
 Ve işin gerçeği de bu olacaktır, muhtemelen. Çünkü hakikaten burada öleceğim ben. Sadece herkesin sandığı gibi Sol 6’da değil.
 Şimdi bir bakalım... nereden başlasam?

 “Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve
 gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip.”
—Hugh Howey, Wool serisinin yazarı

 “Sürükleyici… Defoe’nun Robinson Crusoe’su sanki daha zeki biri
 tarafından yazılmış gibi.”
—Larry Niven, Hugo, Nebula  ve Locus ödüllü Halka Dünya  romanının yazarı

 “Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden.”
—John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve  Locus ödüllü yazarı

 “Andy Weir’in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı –başka bir kitap hakkında  hiç böyle bir şey söylemedim– edebi anlamda da elden bırakmak  mümkün değil.” —Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı

 “Marslı aklımı başımdan aldı!”
—Ernest Cline, Başlat romanının yazarı

 “Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı.”

—Library Journal
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...