18 Aralık 2014

BURÇİN ÇELİK- SÖYLEŞİ

Merhabalar :)  İlk blog söyleşimi benim için yeri bambaşka olan çiçeği burnunda bir yazarla yapıyorum. Söyleşimin konuğu Postiga Yayınları'ndan çıkan Beni Yarına Bırakma kitabının yazarı Burçin Çelik. 


·         Öncelikle ilk kitabın hayırlı olsun. Bilmeyenler için biraz kendinden bahseder misin?

Çok teşekkür ederim. Hemen belirteyim bu benim için çok farklı bir tecrübe olacak. Seninle saatlerce-ki bunu Ankara’ya geldiğinde tecrübe ettik- hiç durmadan sohbet edebilirim; ama iş söyleşiye gelince bir parça gerildiğimi inkâr edemeyeceğim :) Kendimle ilgili konuşmayı sevmediğimi en iyi bilen insanlardan birisin. Kendim hakkında konuşmayı sevmiyorum; çünkü beceremiyorum. Çok detaylı, çetrefilli tanımlarım yok kendime dair. Sıradan bir insanım işte… Herkes gibiyim, herkes kadarım… Uzatmalı bir üniversite öğrencilik döneminin ardından şu an iş arama sürecindeyim. Bunun dışında kafayı kitaplarla bozmuş, geveze bir okurum. Ve tabii ilk kitabının heyecanını yaşayan bir yazar adayıyım. 


·         Okur yönünü blogdan biliyoruz. Peki ya yazar tarafın? Ne zaman yazmaya başladın? Ve en önemlisi neden yazmaya başladın?

Yazmaya üniversitede başladım aslında. Bol vakte sahip olduğum bir hazırlık sınıfı maceram var esasında. Bol bol okulu kırdığım, ev kuşu kesildiğim bir dönem. İşte o sıralar, okumanın yanında bir de bir şeyler karalamak istedim. Ama inan o karaladıklarımı şu an görmek bile istemiyorum. Fazlasıyla amatör işi ve türünün kötü örneklerinden her biri. Birkaç ay sonrası hikâye forumlarıyla tanıştığım bir dönem. Yazdıklarım biraz birikince ‘Neden ben de yayınlamayayım?’ mantığı oluştu. Ve ilk yayınladığım hikaye kitabı okuyanların inanamayacağı bir tür; bir komedi.


·         Otuz Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor’dan bahsediyorsun sanırım. Benim senden okuduğum ilk şey…

Tam olarak ondan bahsediyorum :) Sanırım kalemimin bir nebze de olsa oturmasına yardım eden ilk kurgum oydu. Tembelliğim ve ne kadar yavaş yazdığım düşünüldüğünde bitirdiğime bile inanamıyorum aslında. Ki Beni Yarına Bırakma’ya ondan önce başlamış olsam da ilk final yapan kurgum Otuz Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor. Lafı fazla dağıttım farkındayım :) Forumda ilk bölümleri yayınladıktan sonra, yazma uğraşı biraz daha ciddi bir işe dönüştü. Çünkü bölüm sonralarında belirli başlı insanlardan gelen yorumlar, yapılan karakter dedikoduları çok keyifliydi. O dönemden hayatıma dâhil olan ve omuz omuza yürümekten gurur duyduğum pek çok insan var şu anda hayatımda. 

·         Peki yazdıklarını yayınlatma fikri nasıl oluştu?

Bu süreci en iyi bilen, en yakından izleyen insanlardan birisin sen. Ne çok sızlandığımı, kafanı ütülediğimi burada ifşa etmeyeyim en iyisi :)
Tamamen şuydu aslında: Bu benim hayalimdi… Kitap delisi olduğum artık herkesçe bilinen bir gerçek. Kitaplığımda kendi kitabımı da görmek istiyordum. Ama dediğim gibi hayaldi ve hala inanmakta zorlandığım zamanlar oluyor.

·         Biraz da Beni Yarına Bırakma’dan bahsedelim. Kurgu yer yer tahmin edilebilir olsa da farklı ve riskli bir yerden bakmış ve anlatmışsın. Sebep neydi? Neden ikinci kadını anlatmayı tercih ettin?

Daha kurgunun ilk kelimelerini yazmaya başladığımda riskli bir seçim olduğunu biliyordum. Selma’nın zor sevilecek bir karakter olacağının bilincindeydim. Çünkü hepimiz toplum değerlerine göre yetiştiriliyoruz. Olmazlarımız, çizgilerimiz var. Selma tüm bu çizgileri yaptığı tek bir seçimle aşan bir karakter. Tüm yazım süreci boyunca amaçladığım tek bir şey vardı: Okuyana Selma’yı tüm hatalarıyla sevdirebilmek. En yakın arkadaşınızı, küçük kız kardeşinizi, hatta belki evladınızı okur gibi hatalarıyla kabul ettirebilmek… Başarıp başaramadığım tartışmaya açık bir nokta. Ama Selim’den nefret ettiklerinden neredeyse eminim :)

·         Tam da bunu soracaktım: Neden Selim’i sevdirmek gibi bir çaban olmadı?

Bu konuda dürüst olacağım. Ben karakteri yazan kişi olarak Selim’e asla ve asla sempati besleyemedim. Sanırım en çok bu yüzden okuyanlar Selim’den haz etmiyorlar. Etmemekte de haklılar… Selim fazlasıyla bencil bir karakter. Korkak, sevgisiyle yüzleşemeyen, hırpalayan, kırıp dağıtan bir adam. Yıllar sonra aklı başına geldi evet, bu pek çok okur için yeterli de oldu belki; ama benim için değil. Ben kız tarafıyım.

·         Yan karakterlerden bahsedelim hemen biraz da. Özellikle Aylin’i çok severek okudum, okuyanların pek çoğu da eminim aynı fikirde. Kitapta Aylin ve Mehmet Ali’ye; Meryem’e; Perihan’a inceden dokundurmuş ama derine inmemişsin. Bu devam kitaplarının sinyali mi?

Aslına bakarsan başlarken seri yapmak gibi bir düşüncem yoktu, ki seri okumaktan pek haz etmediğimi de biliyorsun. Ama en başından beri kafamda net bir Aylin kurgusu vardı. Sadece kendimi ve tembelliğimi bildiğimden yazıp yazamayacağım konusu meçhuldü. Yine de şu kadarını söyleyeyim bağımlı, birini okumadan diğeri havada kalacak bir devam kitabı olmayacak Aylin’in kurgusu.
Meryem ve Perihan ise işin çok başka bir boyutu. O kadar uzun vadeli planlar yapmamak lazım :) Bakalım okuyanlar ne düşünecekler bu konuda? Biraz daha onların fikirlerini ölçüp tartma taraftarıyım.

·         Unutursam Fısılda Filmi’ndeki ‘Gel ya da Git’ isimli şarkıyı kitapla bağdaştırdım nedense. Yazarken senin sıkça dinlediğin şarkılar oldu mu?

Elbette oldu. Yazarken bol bol dinleyen biriyim aslında. Genelde sözsüz şarkıları dinlemek daha rahat yazdırsa da dinlemekten vazgeçemediğim Türkçe şarkılar da vardı. Sertap Erener’in Ben Öyle Birini Sevdim Ki şarkısı gibi. 

·         Peki son olarak okurlarına ne söylemek istersin?

Öncelikle hepsine hayalimi paylaştıkları için teşekkür ediyorum. Harcadıkları vakit ve emek öyle değerli ki. Hele bazen okudukları satırlarla ilgili paylaştıkları birkaç cümle öyle mutlu edip gururlandırıyor ki tarif edebilmem mümkün değil. Hepsi iyi ki varlar :)



Burçin Çelik'e zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum. Kendisine tekrardan başarılar diliyorum, yolu açık olsun :)

8 yorum:

  1. Sen böyle Burçin Çelik dedikçe ben kendimi yabancı gibi hissediyorum :D ahahah :)))

    YanıtlaSil
  2. Merhaba
    Blogumda dolu dolu kitap çekilişi var, katılımlarınızı beklerim
    http://ilknur--akpinar.blogspot.com.tr/2014/12/dolu-dolu-cekilis.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba İlknur Hanım, teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  3. Gözlerimi ekrana yapıştırarak okudum ellerinize yüreğinize sağlık hanımlar <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler sevgili Münevver :* <3

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...