31 Aralık 2015

Kuzey Masalı- Zeliha Eren- Yorum



Kitap Tanıtımı:

Konuşmaktan çok homurdanarak iletişim kuran, Bilişim İstihbarat Servisi'nin yakışıklı ve sert ajanı Kuzey Karaarslan, dünyayı birbirine katan özel bir anahtarın sahibi olan zeki, baş belası ve kızıl kafalı Masal Kılıç ile karşılaştığında başına gelen ilk şey, pembe iç çamaşırlarıydı.

Bunun sadece bir başlangıç olduğunu anlaması ise hiç uzun sürmedi.
Kuzey, hayatı boyunca eline pers gülü renginde oje almamıştı. Bir dakika! Kuzey eline hiç oje almamıştı ki! Ta ki renklerin kitabını yazan, sakar bir belaya kalbini kaptırana dek…

Erkek türüyle sınırlı kalmayıp, son model arabalarından bile kıskandığı Masal için cayır cayır yanarken, dünyayı kurtarmak o kadar da kolay değildi. Operasyonun kilit ismi Masal da onunla aynı kulvarda koşuyordu. Çünkü Kuzey etrafındayken, dibi tutan yemekten farkı kalmıyordu.

İki zıt kutbun sıfırlı ve birli hikâyesiyle, bilişim dünyasına aşk dolu bir yolculuk yapacaksınız. Kemerlerinizi bağlamayı unutmayın!
Tavsiye: Sakin olmadan okuyun!

"Alışılmadık bir macera, hız kesmeyen bir aşk... Satırlarında kaybolacaksınız."
- Asude-



Kitap Yorumu:


Çook beğendiğim bir kitabın yorumuyla karşınızdayım. Kitabı okuyalı bir ayı geçkin bir zaman oldu fakat yorumu biraz gecikti :(

Kuzey Masalı, yazarın basılmış ilk kitabı. Fakat ben kendisine daha önceden forum sayfalarında denk gelmiştim farklı bir hikayesiyle, fakat kalemiyle tanışmak ilk kitabı Kuzey Masalı'na kısmetmiş :)

27 Aralık 2015

Konuş Benimle-Laurie Halse Anderson- Kitap Yorumu




Kitap Tanıtımı:

Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?

Melinda Sordino'nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY'den kaçıp saklanamayacağını, O GECE'yi unutamayacağını anlayana dek…


Kitap Yorumu:


Yepyeni bir kitap yorumundan merhaba :) Konuş Benimle, Go! Kitap'tan yeni çıktı. Kitabın uyarlama bir filmi de var izlemek isteyenler için :)

Kitaba başlarken büyük bir merakla başladım. Çünkü, kitap çıktığı zaman pek çok kişi, filmini izlediği için heyecanlandı. Ben izlememiştim. Bu yüzden konuyu bilmeyerek başladım. Konuya biraz bakmamız gerekirse;

Melinda Sordino, esas kızımız. Liseye başlıyor. Fakat çok yalnız bir kız. Eski arkadaşları, eski dostları, ailesi bile Melinda ile ilgilenmiyor. Melinda kendi yalnızlığında hayatını sürdürmeye çalışıyor. Okula başladığında mezuniyetine ne kadar gün kaldığını bile hesaplıyor Melinda. Çünkü okulu sevmiyor. Okuldaki en büyük avuntusu ise eski bir hademe odası. Burası kızımızın kaçış noktası oluyor zaman zaman.

Melinda'nın bir sırrı var ve bunu içine atmış. Kitabın çok büyük bir kısmında bu sırrı bilmiyoruz. Öğrendiğimizde de, Melinda artık kendisi için bir şeyler yapmak için çabalıyor. Bu attığı adımlar sayesinde Melinda'nın gelişimini gözlemleyebiliyoruz.

Melinda'nın ailesini kitap boyunca sevemedim. Ne olursa olsun insanların çocuklarına karşı sorumsuz olmaması gerektiğini düşünüyorum, ki Melinda bir ergen. İçine kapanma sebeplerinden biri de ailesi.Ve elbetteki yaşadığı kötü olay.

Tüm bunlara rağmen Melinda'nın hayatında güzel insanlar da var. Resim öğretmeni Bay Freeman örneğin. Bay Freeman, öğretmenliğin sadece ders vaktini tamamlayıp sınıftan ayrılmak ve öğrencileri ödevlere boğmak demek olmadığının en büyük kanıtı. Kişisel görüşüm, öğretmenlerin öğrencileri ile olan etkileşimlerinde öğrencilerinin psikolojilerini takip ederek, onları çeşitli faydalı etkinliklere yöneltmek. Kitabımızda Bay Freeman, Melinda'yı resim yaparak içini dökme, onu konuşturmaya çalışma gibi hareketlerle destek oldu. Bu da Melinda'nın hayatına bir yol göstericilik oldu. Çünkü bu noktada ailesi çok yetersiz kalmıştı.

Kitabın büyük bir kısmında duygu eksikliği vardı. Benim en büyük eleştirim kitap için bu olacak. Gerçi onun da sebebi var. Çünkü Melinda kitap boyunca konuşmuyor. Onun kafasından geçenleri okuyoruz. Duygu yoğunluğunun geçmemesi bu noktada çok doğal yani. Dediğim gibi kızımızın ailesi de bir parça okurken gıcık etti.

Konu olarak hassas bir konu yazarın işlediği. Çok aşırıya kaçmadan işlemiş kitap boyunca. Kapağa anlam verememiştim ama okuyunca anladım kapaktaki ağaç ve yaprakları. Sizde okuyup görün derim :) Çeviri ve editoryal çalışması da gayet başarılıydı.Kitabın sonunda yazarın kitapla ve karakterlerle alakalı bir röportajı ve kitabın içeriğindeki olayla alakalı çeşitli bilgiler var. Bu ek kısımları gayet başarılı buldum.

 Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum, belki okuduktan sonra benim de yapacağım gibi filmini izler kıyaslarsınız :)

Kitabın Yazarı: Laurie Halse Anderson
Çevirmen: Duygu Yücel 
Yayınevi: Go! Kitap
Sayfa Sayısı: 304
Basım Yılı: 2015


Kitaba puanım 4/5





14 Aralık 2015

Gece- Elie Wiesel- Yorum



Kitap Tanıtımı:

Tüm İnsanlığa Okutulması Gereken Kitap."
-Oprah-

Transilvanya'nın Sighet şehrinde doğan Elie Wiesel, 1944'te, ailesiyle beraber Auschwitz, ardından Birkenau'ya gönderildiğinde henüz 16 yaşındaydı. Gece, onun bu hatıralarının kitabıdır: Bir daha hiç görmeyeceği annesi ve küçük kız kardeşinden ayrılışı, babasıyla açlığı, soğuğu, darbeleri ve işkenceyi paylaştığı kamplar… Ve insan onurunu kaybetmenin utancı.

Gece'yi bu denli ürpertici kılan şey; yazarın başından geçen olayları -mış gibi yapmadan, bir tepki olarak gösterilen her düşüncenin, korkunun ve acının resmini derin fırça darbeleriyle gözler önüne seriyor olmasıdır. Hafızalardan silinmeyecek bir tarihe tanıklığın küçücük bir kitaba sığdırıldığı bu dev şaheser, yüreğinizle sizi baş başa bırakacak.

1986'da Nobel Barış Ödülü'nü alan Wiesel, Boston Üniversitesi'nde fahri profesör unvanıyla ders vermektedir.


Kitap Yorumu:

Merhabalar, bu sefer bir otobiyografi ile karşınızdayım. Esasen okumayı sevdiğim bir tür biyografi ve otobiyografiler. Ve yine 2. Dünya Savaşı döneminde geçen kitap ve filmleri takip etmeyi seviyorum. Anlayacağınız üzere kitabımız, savaş ve esaret günlerini atlatmış yazarın otobiyografisi.

Gece (La Nuit); Elie Wiesel'in 3 kitaptan oluşan serisinin ilk kitabı. Bu kitap 30'dan fazla dile çevrilmiş. Yazarın aynı zamanda, Nobel Barış Ödülü olmak üzere pek çok ödülü var.

Annesi,babası ve üç kız kardeşiyle yaşamına devam eden Elie, dinine düşkün,15 yaşında bir genç.

Kitap, ailelerin toplama kampına götürülmeleri ile başlıyor. Herkes ailesinden, sevdiklerinden ayrılmak zorunda. Kimse gidilecek yerdeki şartları bilmiyor, hayatta kalmak tek amaç.

Annesi ve kardeşlerinden ayrılan Elie ve yanındaki tek desteği olan babası için hayat çok zordur. Sürekli toplama kampında elemeler yapılıyordur ve Elie, babasından ayrılmamak için türlü çabalar içerisindedir. Ayazda çalıştırılma, yemeksiz bırakılma, fırın cezası, hastalıklarla ilaçsız boğuşma, sözel-psikolojik baskı onları en çok yıpratan şey. Geleceğin belirsizliği, evlerine dönüp dönemeyecekleri sorunu ise akıllarındaki en önemli şey.

Tarihi bir konu olduğu için, toplama kamplarının neticesini bilenler için spoiler korkusu gütmeden kitabın sonunu ve belki de beni en çok üzen yeri yazacağım. Türlü işkencelere, dayaklara,sağlık sorunlarına rağmen ayrılmayan baba-oğulun, bir bulaşıcı hastalık yüzünden ayrılması beni o kadar üzdü ki... Birbirlerinden ayrılmamak için pek çok fedakarlık yapsalar da, dizanteri yüzünden ayrılmaları bana çok dokundu. Keşke babası da sağ çıkabilseydi bu esaretten.

Kitaba puan vermiyorum otobiyografi olduğundan dolayı. Fakat kapak, çeviri, önsöz her şey güzeldi. Kitabı bitirdikten sonra önsözü tekrar okudum. Size de bunu tavsiye ederim. Kitap beni zaten çok etkilemişti, bitirip önsözü tekrar okuduğumda daha da etkileyici oldu. Savaş, esaret, 2. Dünya Savaşı konularıyla ilgilenenlerin okumasında yarar olan bir kitap diyebilirim. Keyifli okumalar diliyorum.

Savaşsız bir dünya dileğiyle... 



Yazarın Biyografisi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Elie_Wiesel


...." Hayatımı yedi kez sürgülenmiş uzun bir geceye çeviren kamptaki o ilk geceyi asla unutamayacağım.

O dumanı asla unutmayacağım.

Dilsiz mavi göğün altında vücutları kıvrımlara dönüşen çocukların o ufak suratlarını asla unutmayacağım.

İnancımı sonsuza dek tüketen o alevleri asla unutmayacağım.

Yaşama zevkinden beni sonsuza dek mahrum bırakan bu gece sessizliğini asla unutmayacağım."...



"Güzel bir Mayıs günüydü. Havada ilkbahar kokuları vardı. Güneş batıya doğru iniyordu. Bir müddet daha yürümüştük ki, başka bir kampın tellerini gördük. Üzerinde "Çalışmak özgürlüktür." ibaresi bulunan demir bir kapı. 

AUSCHWİTZ."


"Buna'da son gece. Bir kez daha son bir gece. Evdeki son gece, gettodaki son gece, vagondaki son gece ve şimdi, Buna'daki son gece. Hayatlarımız daha ne kadar bir son geceden öbürüne savrulacaktı?"



"Bir gün, ancak tüm gücümü topladıktan sonra kalkabildim. Karşı duvarda asılı olan aynada kendimi görmek istiyordum. Gettodan beri kendimi görmemiştim.
Aynanın derinliklerinden bir ceset bana bakıyordu.
Gözlerimdeki bakışı beni hiç terk etmedi..."


Kitabın Yazarı: Elie Wiesel
Çevirmen: Dila Balça Öğün
Yayınevi: Koridor Yayınları
Sayfa Sayısı: 176
Basım Yılı: 2015



6 Aralık 2015

-DKOE- Ben O Değilim- Fatma Erdek- Yorum





Kitap Tanıtımı:

Siz hiç, birbirine tıpatıp benzeyen ikizler gördünüz mü? İşte ben onlardan biriyim... Adım, Arın Soylu.

Genç, yakışıklı, güçlü ve mutlu bir erkeğin hayatı, bir anda nasıl altüst olur? Kolay… Bunun için, serseri ikizinizle, akıl almaz bir oyunun içine girmeniz yeterli. Sadece üç haftalığına, başka birinin hayatını yaşamaya cesaret ederseniz, beraberinde gelecek bütün sürprizlere de hazırlıklı olmalısınız.

Ben de hazırlıklıydım. Ta ki onu görene kadar... Tuna'mı… Bal rengi saçları ve güneş gibi parlayan yüzüyle, birdenbire hayatımı kökünden değiştirmişti. O benim beklediğimdi, o benim geleceğimdi. Onu elde etmeme kimse engel olamazdı. Hiçbir şey beni durduramazdı. Durduramadı da…

Başardım mı? Evet! Onu aşkıma inandırdım. Onu kendime âşık ettim. Peki ya sonra? Hiçbir yalan sonsuza dek sürmez, öyle değil mi? Bir gün, hiç ummadığım bir anda, yalanımla yüzleşmek zorunda kaldım. Artık 'Ben o değilim' desem de bir faydası yoktu. Tuna bana inanmıyordu. Ne yapacaktım şimdi? Vaz mı geçecektim hayatımın kadınından? Elbette hayır! Bedelini ödeyip, seni kazanacağım, Tuna cadısı! Her ne olursa olsun…


Kitap Yorumu:

Merhabalar herkese :) Takip edenler bilecektir, kendimce sıkı bir Fatma Erdek okuru ve takipçisiyim. Bilmeyenler de öğrensin bu vesile ile :) Kendisinin kalemi ile tanışıklığım ilk kitabı Melekler Zamanı'nın ilk baskısının çıktığı zamana dayanıyor. Daha sonrası ise Ephesus Yayınları'na geçiş, Melekler Zamanı yeni baskısı, Kara Kış Beyaz Düş, Erken Rüya Zamanlar ve Gece İle Şafak. Şimdi de en yeni kitabı olan Ben O Değilim. 

Yazarımız bu sefer, naif dramatik tarzının dışına çıkarak okuru gülümsetecek bir hikayeye imza atmış. Yine Fatma Erdek naifliğinde,yine duygu ağırlıklı ama gülümseyebileceğiniz bir
roman. Hem de keyifli bir konu ile karşınızda. 

Soylu Ailesi, 4 çocuklu, sevgi dolu bir ailedir. Gemicilikle uğraşan ailenin, 2 kızı 2 oğlu vardır. Oğulları kitabımızın ana karakterleri olan Arın ve Meriç! İkizlerimiz dış görünüş olarak tıpatıp birbirine benzemekle birlikte, Arın ve Meriç taban tabana zıt karakterlerdir. Arın ne kadar aklı başındaysa Meriç bir o kadar deli dolu bir karakter.

Arın, Yunanistan'da, sevgilisi Celia ile birlikte sakin sakin hayatına devam etmekte, bir yandan da işlerini Yunanistan'da sürdürmektedir. 

Arın'ın bu rutin hayatı, Meriç'ten gelen şu cümle ile tepetaklak olacaktır:

..."Bu kez gerçekten yardımına ihtiyacım var,Arın. Üç hafta Meriç olur musun?"...




30 Kasım 2015

-DKOE- Ben O Değilim- Ön Okuma ve Çekiliş



Merhaba :) Deniz Kızları olarak bu sefer, kalemini,kişisel duruşunu,kurgularını çook beğendiğimiz Fatma Erdek'i ağırlıyoruz. Bu kitabında farklı bir tarz deneyen yazarımızın kitabına bir kaç sayfa göz atmak isterseniz aşağıda ön okuması mevcut.

Ephesus Yayınları Sponsorluğunda düzenlediğimiz çekilişimizde, 1 Facebook 1 İnstagram üzerinden olmak üzere 2 adet Ben O Değilim'i sizlere hediye ediyoruz. Linklere tıklayarak şansınızı denemenizi öneririz :)

Facebook çekilişi

İnstagram çekilişi


24 Kasım 2015

Pinokyo'nun Rüyası- Selvi Atıcı- Yorum



Kitap Tanıtımı:

Gecenin karanlığı üzerine en derin koyuluğuyla çöktüğünde Gazel, bir binanın en üst katındaydı. Ve o binadan canlı çıkması imkânsızdı. Hayatta tek bir kez bile olsa, geleceğiyle ilgili bir kararı kendisi verebilmek istedi. Nasıl öleceğini seçebilmek istedi. Onu kovalayan adamlar çoktan o binaya girmiş ve merdivenleri çıkmaya başlamışlardı. Birazdan yakalanacaktı. Ve yine, birilerinin onun adına verdiği kararları uygulamak zorunda kalacaktı. Başkalarının elinde oyuncak olmaktansa, ölmeyi tercih etti. Ve kendini boşluğa bıraktı.

Aynı gece, Ömer'in üzerine de kopkoyu bir karanlıkla çökmüştü. Bütün gün hastalarıyla ilgilenmiş ve ameliyattan ameliyata koşturmuştu. Trafikten kurtulmak için girdiği ara yolda ilerlerken aklından geçen karmakarışık düşünceler, büyük bir gürültü ve sarsıntıyla bölündü. Pat!

Arabasının üzerine bir şey düşmüştü. İlk anda ne olduğunu anlayamadı ama birkaç saniye sonra ön camına doğru uzanan bir kadın eliyle karşı karşıya kaldı. O el Ömer'e, 'beni tut' diye yalvarıyor gibiydi. O eli tuttuğu anda, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ne Ömer için; ne de Gazel için…


Kitap Yorumu:

Merhaba :) Son dönemde harika kitaplar okudum. Bunlardan biri de Pinokyo'nun Rüyası. Selvi Atıcı kaleminden çıkan benim okuduğum 3. kitap oldu Ömer-Gazel :)

Kitap, diğer Selvi Atıcı romanlarında olduğu gibi beni duygudan duyguya sürükledi diyebilirim. Kitabın konusundan biraz bahsetmek gerekirse;

Gazel 20 yaşında bir genç kız. Annesini ve kardeşini birbirine çok yakın tarihlerde kaybediyor. Peşinde adamlar olan genç kızımız, ya onların kendisini öldürmesine izin verecek, ya da o gün olayın gerçekleştiği çatıdan kendisi atlayacak. Gazel, pek tabii ikinci şıkkı seçiyor.

Ömer, yakışıklı doktorumuz. Kendisi zengin, yakışıklı, çapkın bir doktor olsa da, mesleğine son derece bağlı, merhametli bir doktor. Gerektiğinde gözünü kırpmadan günlerce çalışabilecek potansiyele sahip.






Bilinmezliklere doğru adım atıp kendini boşluğa bırakan bir kadın, o an arabasıyla olay yerinden geçmekte olan bir adam. Arabanın üstüne düşen bir kadın bedeni ve arabadaki kişi doktor. Olayların gelişmesi kaçınılmaz :) Aylar süren bir iyileşme sürecinin ardından, gidecek bir yeri olmayan Gazel ve doktor Ömer için bakalım hayatın hazırladığı sürprizler neler?

Öncelikle kitabın çok akıcı olduğunu belirtmeliyim. Ben vize dönemimde okuduğum için her gün bir doz Pinokyo'nun Rüyası okumuş olsam da, sınavlarım olmasaydı eminim elime aldığım gibi bitirirdim.

Hoşuma giden şeylerden biri, eski karakterleri kitapta görmekti. Bu beni çok mutlu etti, sanki gerçekten sevdiğin biriyle bir yerde karşılaşmışsın hissi gibi :)

Diğer bir nokta, arkadaşlar çikolata. Ben bir çikolata sever olarak, okuma sürecinde çikolata yememek için kendimi tuttum. Okurken siz yanınızda hazır edin yine de :)

Tüm bunların ışığında, kitap benim favorilerime eklendi bile. Ömer ve Gazel aşkı eminim sizi de çok etkileyecek. Güzel seven erkek karakterleri okumayı seviyoruz :)

Dediğim gibi akıcı bir kitaptı. Redaksiyon anlamında da iyiydi. Kapak sade ve naif. Kendisi pek sevdiğim İlknur Muştu yapımı çünkü <3

Selvi Atıcı hakkında hep kendimce şunu düşünüyorum; şu an ortalık fazlaca hikayeden kitaba dönüşmüş kitap dolu olsa da, sen kesinlikle seneler sonra da piyasada olacaklardansın kadın :) Yolun açık olsun tekrar tekrar, yepyeni kitaplarınla buluşmak dileğiyle. Keyifli bir aşk romanı okumak isteyenlere tavsiyemdir efendim Pinokyo'nun Rüyası :)





Kitabın Yazarı: Selvi Atıcı
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 463
Basım Yılı: 2015

Kitaba puanım 5/5



21 Kasım 2015

Pinokyo'nun Rüyası- Selvi Atıcı- Ön Okuma ve Çekiliş



Merhaba, yepyeni tur, yepyeni heyecan ve yepyeni Selvi Atıcı romanııı <3 Daha ne olsun :) Haydi sizler de ön okumaya göz atın ve çekilişimize katılıp şansınızı deneyin! :) Çekiliş :)


20 Kasım 2015

Kor Adası- Kimberley Freeman- Yorum




Kitap Tanıtımı:

Göz ardı ettiğiniz gerçekler er ya da geç çıkar karşınıza tamamlanmak için. Yüzleşin ki ruhunuz arınsın.

1891 yılının İngiltere'sinde Tilly Kirkland, rüya gibi bir evlilik yaptığını düşünürken kendini bir kâbusun tam ortasında bulur. Yaşadığı talihsizlikler onu Avustralya'ya, Kor Adası'nda bir malikâneye getirir. Burada bir yerel cezaevi müdürünün kızına mürebbiyelik yapacaktır. Aslında her günbatımında adeta bir kora dönüşen bu adaya hayatının cezasını çekmek için geldiğini anlayacaktır…

2012 yılında ünlü yazar Nina Jones, kafasını toparlamak ve yazmakta sıkıntı çektiği yeni hikâyesine odaklanmak için Avustralya'ya büyük büyükannesinden kalma malikâneye gelir. Ancak Starwater Malikânesi'nin duvarları, onun yıllardır sakladığı büyük sırrının kanıtlarıyla doludur. Keşfettiği her kanıt ise Nina'nın büyük bir gizemi çözmesini sağlayacaktır.

Üçüncü kitabıyla hayranlarının kalbine bir kez daha kazınacak olan Kimberley Freeman'ın romanı Kor Adası, yarım kalan gerçeklerin sonsuza kadar saklı kalamayacağını ve ne olursa olsun kalbimizin sesine kulak vermemiz gerektiğini anlatıyor.

"Geçmişle günümüz hikâyesini kusursuzca birleştiren bir roman. Aşk, tarih ve adeta gotik gizemi barındıran bu hikâye okuyucuların hoşuna gidecek."
-Booklist-


Kitap Yorumu:

Uzun bir aradan sonra merhaba :) Geçtiğimiz günlerde bir çok kitap okudum,bunlardan bir tanesi de Kor Adası. Kimberley Freeman, ülkemizde 3 kitabı basılmış bir yazar. Genel olarak, aile, aşk, dram temalarını işleyen yazar, Sarah Jio sevenler için tarafımca tavsiye edilir.

Kitabın genel olarak konusundan bahsetmek gerekirse; 1800 lerin sonlarında, karakterimiz Tilly'nin düğünü ile başlıyoruz okuma yolculuğumuza. Büyükbabası ile yaşayan Tilly, eğitimli bir genç kadın. Büyükbabası ile arasında büyük bir yakınlık var, çünkü babası gibi görmüş Tilly kendisini. Büyükbaba ölmeden Tilly'nin evlenmesini, mutlu olmasını görmek istediği için, Tilly, Jasper ile evleniyor. Fakat, büyükbabası ölüm döşeğinde olduğu için, Jasper evine dönüp, Tilly'nin gelmesini bekliyor. Bu demek oluyor ki, Tilly'nin kocasıyla yaşayacağı eve gitmesi için, büyükbabasının ölmesi gerekiyor. Büyükbabanın vefatı ile tüm mal varlığı, Tilly'nin gıcık kuzeni ve karısına kalıyor. Tilly'e düşen ise, aşkla evlendiği kocasının yanına gitmek. Fakat, her şey her zaman göründüğü gibi değildir. Tilly için, azap günlerinden başka bir şey olmayacaktır kocasının yanına gidişi.

Günümüz kısmındaysa, Nina var. Nina, bestseller polisiye kitaplar çıkarmış bir yazar. Son romanı üzerinde çalışıyor fakat bir türlü başaramıyor ve kendini Kor Adası'nda buluyor.

Peki Tilly Kirkland ile Nina Jones'u aynı adaya sürükleyen şey ne? Bu ikili arasında nasıl bir bağ olabilir, ya da ikili arasındaki ortak tanınan kişi kim?

Spoiler vermemeye çalışarak ancak bu kadar anlatabilirdim sanırım :) Geçmiş ve günümüz şeklinde ilerleyen kitapları sevenler bilir, iki hikaye bir noktada buluşur. Ben bu tarz kitaplarda büyük bir çoğunlukla, geçmiş kısmını seviyorum. Bu kitapta da öyle oldu açıkçası :) Nina ve yazarlık bunalımından ziyade, Tilly'nin mücadeleleri, acıları, kaçışları; Starling'in kızı ile olan ilişkileri, Elenor'un yazma tutkusu, bahçede çalışan mahkumun ardındaki giz derken gördüğünüz gibi Nina'dan daha çok sevmişim bu kitabın geçmiş kısmını da :)

Klasik Arkadya çizgisinde bir kitap. Kaliteli baskı, iyi editoryal aşama, renkli püskül, konuyla alakalı kapak görseli ve kitabın adını direkt çevirmesi ile Arkadya bu kitapta da benden takdir topladı.

Kitaptan 1 puan kırma sebebim, Tilly'e gerçekten kızmış olmam. Gerçekten. Hem evliliğinde, hem Kor Adası'nda yaptığı saflıklar beni okurken kızdırsa da, Nina'nın bunalımlarını okumak beni biraz daraltsa da, kitabın genelini çok sevdim.

Başta da dediğim gibi çift zamanlı kitap sevenlere daha önce hiç okumadılarsa, Kimberley Freeman kitaplarını tavsiye edebilirim :) Keyifli okumalar :)




Kitabın Yazarı: Kimberley Freeman
Çevirmen: Duygu Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Sayfa Sayısı: 480
Basım Yılı: 2015


Kitaba puanım 4/5



Konuş Benimle-Speak- Kitap Tanıtımı



Merhabalar :) Go! Kitap'tan yepyeni bir kitap tanıtım ve ön okuması ile sizlerle :)


Yazar : LAURIE HALSE ANDERSON
Yayınevi : GO!
Etiket Fiyatı : 19.00 TL
Türü : Roman
Çeviren : Duygu Yücel
Editör : Nurten Hatırnaz
Sayfa Sayısı : 304
Baskı Tarihi : Kasım 2015


Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?


Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor.

Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…


Kitabın Ön okuması için:


16 Ekim 2015

Aşka Güven- Özge Gül- Kitap Tanıtımı



Yepyeni bir kitap tanıtımından merhaba. Arkadaşlarımın kitapları çıktığında ekstra sevindiğim ve heyecanlandığım bir gerçek. Özge Gül, ikinci kitabı Aşka Güven ile huzurlarınızda. Kendisinin ilk basılı kitabı Tutkulu Aşktı. Bu kitabı da ilk kitaptan tanıdığımız Selin ve Murat çiftinin kitabı. Kendisine ikinci kitabıyla çıktığı bu yolda çooook başarı diliyorum <3


Aşka Güven - Özge Gül

Çıkış Tarihi: 16 Ekim Cuma


ARKA KAPAK

Tutkulu Aşk'taki Selin ve Murat'ın yarım kalan hikâyesi devam ediyor...
Hangi bilge dile getirmiş ya da hangi yüce âşık iddia etmişti bunu?
Aşk; her zaman huzur getirir...
Bir kez ilişti mi gözlerin, dokundu mu tenin sevdaya, yolculuğun sonu hayal ettiğin mutluluk mu olurdu?
Selin için aşk her zaman huzur vermezdi ve bunu ilk aşkı tarafından aldatıldığında öğrendi. İnsanlar birini bulamazken, Selin yeni bir aşkın gücüyle karşılaştı.
Bu gücün adı: Murat Yıldırım'dı.
Peki ya kalbi yumuşak ve aşkı hiç tatmayan Murat, Selin'i yersiz bir şekilde kaybettikten sonra nasıl bir yol izleyecekti? Sahip olmak istediklerinin bilinciyle nefes alan bu güçlü adam, galiba hayatı dalgaya alırken, acının ona dokunuşuyla da pembe bulutların üzerinde dolanmaktan vazgeçecekti.
Aşka tekrar inanmak isteyen bir kadın ve sevginin önemini anlayacak olan bir adam. Birbirlerinden başkasına ihtiyaçları yok.
Tek yapmaları gereken, aşka güvenmek...
***
“Bu senin için ilk dizlerim üzerine düşüşüm değil. Son da olmayacak. Karşındayken duygularımın bedenimi eğişi gururumu kızdırsa umurumda değil. Çünkü seni sevmek böyle bir şeymiş, anladım. Hırçınsın. Kırarsın. Ama sevilmeye değersin... Ben sevmeyi ne kadar öğrendim bilmiyorum ama seninle birlikte olarak 
yepyeni şeylere açmak istiyorum yüreğimi...”

9 Ekim 2015

Kitap Tanıtımları-9



THE ORIGINALS- YÜKSELİŞ

Eser Adı : THE ORIGINALS - Yükseliş
Yazar : Julie Plec
Yayınevi : GO!
Etiket Fiyatı : 17.00 TL 
Çeviren : Ebru Sürmeli 
Editör : Nurten Hatırnaz 
Sayfa Sayısı : 305 
Baskı Tarihi : Ekim 2015 


AİLE GÜÇTÜR 

Köken Vampir ailesi bin sene evvel birbirlerine bir söz verdi. Her zaman ve sonsuza dek bir arada kalacaklardı. Ama verilen sözleri tutmak ölümsüzken bile kolay değildi. 


1722 yılında New Orleans’a ayak basan Köken Vampirler Klaus, Elijah ve Rebekah Mikaelson tehlikeli geçmişlerini arkalarında bıraktıklarını zannederler. Ne var ki bölgelerini kimseyle paylaşmak istemeyen cadılar ve kurt adamlar bu kanunsuz şehirde cirit atmaktadır. Üstelik çok yakında gerçekleşmesi planlanan bir evlilikle birlikte aralarındaki ittifak sonsuza dek mühürlenecektir. Ama düşmanları birbirine düştüğünde kendilerini çok daha güvende hisseden Köken Vampirlerin şehri bu iki klana teslim etmeye hiç niyetleri yoktur. Özellikle de müstakbel gelin Vivianne’e gönlünü kaptıran Klaus’un. Elijah ailesi ile birlikte güvende olabilecekleri bir yuva aramakla, Rebekah da Fransız ordusunu kendi saflarına katmakla uğraşırken aşk sarhoşu Klaus hem kendisini hem de ailesini büyük bir tehlikeye atacak olayların içine sürüklenmektedir. 




DOKUZ GÜN


Rachel Jenner bir an için arkasına dönmüştü. Şimdi sekiz yaşındaki oğlu Ben kayıp. Peki ama o talihsiz öğleden sonra gerçekten ne olmuştu?

 Kişisel sorunları ve kendisine sırtını dönen insanlar arasında kalan Rachel bir hata yapmıştı ve artık güvenebileceği kimse kalmamıştı. Ya insanlar Rachel’ın anlattıklarına güvenebilir miydi?
 Saat ilerliyor, Ben’in şansı azalıyordu.







Yazar: Gilly Macmillan
Sayfa Sayısı: 496 sayfa
Dağıtım Tarihi: 09/10/2015


PEKİ, SİZ KİMİN TARAFINDASINIZ?

 • Amazon, Ağustos 2015 Ayın En İyi Çıkış Romanı
 • Bookseller, Ağustos 2015 Ayın En İyi Romanı
 • Stylist, Ağustos 2015 Ayın En İyi Romanı
 • Closer, “Mutlaka Okunmalı” Seçkisi
 • Elle, En İyi Ağustos Kitapları Seçkisi
 • The Observer, 2015 Yazının En İyi Romanları seçkisi
 • National Reading Group Day Newcomer Award, 2015 Finalisti
 • The Media Eye ve Amazon, 2015’in Rising Star Romanı

 “Eğer Kayıp Kız ve Uyuyana Kadar’ı sevdiyseniz, bunu okumalısınız.” - Closer

 “. . . en başından itibaren yüreğiniz ağzınızda okuyacağınız bir çıkış romanı… sizi daha ilk sayfadan etkisi altına alacak ve ikna edecek, kelimenin tam anlamıyla heyecan verici bir gerilim romanı. Mutlaka okunmalı.” -Sunday Mirror

 “Ne büyüleyici, etkileyici ve harika yazılmış bir roman. Dokuz Gün beni bütün gece uyutmadı ve korkudan ödümü patlattı.” - Liane Moriarty, Sırrını Derine Göm 

 “Ustaca yazılmış, gerilimli ve fazlasıyla etkileyici… Dokuz Gün okuyup bitirdikten sonra uzun sure unutamayacağınız türden bir roman.” - Tim Weaver, Paravan, Ölüm Patikası ve Tünel romanlarının yazarı

 “Bu hızlı, duygusal ve karakterleri ustaca kaleme alınmış romanın gerilim türünün başarılı örneklerinden olan Trendeki Kız ve Kayıp Kız gibi, çoksatanlar listelerinin üst sıralarında yer alacağı kesin.” - The Media Eye



TESS'İN GÖZYAŞLARI

Eser Adı : Tess’in Gözyaşları

Yazar : Pepper Winters
Özgün Adı : Tears of Tess 
Yayınevi : Arkadya Bitter Yayınları 
Etiket Fiyatı : 20.00 TL 
Çeviren : Arzu Sarı 
Editör : Çağla Dirice Çakır 
Sayfa Sayısı : 496 
Baskı Tarihi : Ekim 2015 


Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti. Bir adama satıldım!

Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıldönümlerini kutlamak için Tess Snow’u Meksika’ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi.

Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan’la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti. Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, “Gözlerindeki karanlığı görüyorum,” diyordu. “O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor.” Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.


“Şimdiye kadar yaptığınız tüm ‘en iyi kitap’ listelerini unutun ve bu kitabı en başa altın harflerle kazıyın. Yılın değil, yüzyılın en iyi kitabı.”

Lip Smackin Good Books



8 Ekim 2015

DKOE- SINIR- BEYZA ALKOÇ- YORUM



Kitap Tanıtımı:

Bu hikâyedeki Mavi Kuş benim, sevgilim. Hareket edebiliyorum, ama hiçbir yere gidemiyorum. Sen de benim kafesimsin. Senden giderken sana çarpıp yaralanacağım günü bekliyorum. Çünkü biliyorum, Sen beni yaraladığında, İşte ben ancak o gün özgür olacağım. Şimdi beni özgür bırak, İstersen öldür, Ama önce özgür bırak...

Hayatı hırslarından ve tutkularından ibaret sanan bir adamın sınırları; engelleri olan genç bir kız tarafından aşılabilir mi? Peki, bu adam... Aşık olabilir mi? Tutku dolu satırlara hazır olun.


Kitap Yorumu:

Yepyeni bir kitap yorumu ile merhaba. Etkinlik grubumuzun bu seferki konuğu, Yakamoz Kitap'tan çıkan Sınır. Sınır, yazar Beyza Alkoç'un ilk kitabı.

Ana kahramanımız Nehir Erdem, kendi kullandığı arabayla geçirdiği bir kaza neticesinde sakat kalıyor. Babasının şirketinin bulunduğu zor durumdan kurtulması için bir çözüm vardır. Nehir'in Bora Karahanlı ile evlenmesi ! Yani bir nevi şirket evliliği bu. Çünkü, Bora son derece çapkın ve ukala biri. Nehir'in durumu ise malum.

Kendilerini bir anda evli bulan çift için başlarda hayat çekilmez olsa da, daha sonralarında durum değişecektir.

Kitap, benim için 2 bölüme ayrılıyor. 215. sayfadan önce ve sonra. 215. sayfadan sonra çiftimizin Nehir'in tedavisi için İngiltere'ye gitmesi ile kitap benim için son derece akıcı oldu ve bir anda yön değiştirdi. Çabalar, özveriler, başarılar, duygular. Okuması güzel sahnelerdi. Fakat dediğim gibi kitabın ilk yarısı benim için bir parça sönük geçti.

Yazarın başlarda amatör bir şekilde başlayan yazım tarzı kitabın sonlarına doğru bir parça gelişim gösterdi. Fakat, bazı şeyler eksikti kitapta. Ya da bazı kitapların yaş grupları olduğunu düşünürüm kendimce. Ben bu kitabın yaş grubuna dahil değilimdir belki.

Tüm bu eleştirilerimden sonra, kitabın başındaki Mavi Kuş hikayesini ve kitabın sonunda Nehir'in duygu dolu konuşmasını çok beğendiğimi belirterek yorumumu noktalıyorum. Keyifli okumalar dilerim :)


Kitabın Yazarı: Beyza Alkoç
Yayınevi: Yakamoz Yayınları
Basım Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 392

Kitaba puanım 3/5



4 Ekim 2015

Ölüm Bizi Ayırana Dek- Barbara J. Zitwer- Yorum





Kitap Tanıtımı:


Joey, iş için Amerika'dan İngiltere'ye gelmiştir. Son dönemlerde epey kötü gitmiş özel hayatı yüzünden, evinden uzakta olacağı bu dönemi, kafasını toplamak için de kullanmaya kararlıdır. Kaldığı evin kapı komşusu olan Ian ve kızı Lily ile tanışır. Sadece baba ve kızdan oluşan bu aile, hayatına tahmin etmeyeceği bir şekilde dahil olmuştur ve aralarındaki ilişki gittikçe güçlenmeye başlar. Ian, Joey'in hayatında gördüğü en farklı ve dingin erkektir. Ve bu dinginlik, geçmişte yaşadıklarından ileri gelmektedir.

Evinin yakınlarında koşuya çıktığı bir gün Joey, saklı kalmış bir göl keşfeder. Kışları buz tutan bu göl, beş kadının sığınağıdır adeta. Her gün gölün buz gibi sularında yüzmek için buluşan beş eski dost… Joey'i de aralarına davet ederler. Onlarla birlikte gölün soğuk sularında yüzmeye başlayan Joey, bu kadınlardan hayatla ilgili her gün yeni bir şey öğrenir. Ağızlarından çıkan her cümleden bilgelik akan bu kadınlar, Joey'i, hem kendini hem de Ian'ı anlayabileceği bir yola sokarlar. Ancak hayatta geri dönüşü olmayan bazı yollar vardır. Anlamak gibi… İnsan bir kez anladığında, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Kitap Yorumu:

Yepyeni bir kitap yorumu ile merhaba :) Geçtiğimiz günlerde okuyup bitirdiğim, Nemesis Yayınları etiketi ile çıkan Ölüm Bizi Ayırana Dek kitabı, aile ve arkadaşlık bağları üzerine bir roman. Aşk minimum tutulmuş bu kitapta.

Ana karakterimiz, Joey Rubin, 37 yaşında, Amerika'da yaşayan bekar bir mimar. Köpeği Tink ile birlikte yaşayan Joey'in rutine bağladığı sıradan bir hayatı var.

Bir gün, bir görev gereği İngiltere'ye gitmesi gerekir. Stanway Evi'nin restorasyonu artık onun sorumluluğundadır. Joey, İngiltere'de yaşayan, on senedir görüşmediği, bir zamanlar kardeşi kadar yakını olan Sarah ile de yüzleşecektir. Fakat inişli çıkışlı bir süreç olacaktır bu yüzleşme iki taraf için de. Çünkü eski Sarah, yerini evli, çocuklu, kendine zaman ayıramayan paspal birine bırakmıştır.

Bir başka karakterimiz, Ian McCormack, eşi ölmüş bir adam. Kızı Lily ile birlikte sakin bir hayatları var. Stanway Evi'nin bakımı ve bekçiliği ile ilgileniyor Ian. Bu noktada, restore için gelen Joey ile bu baba kızın yolları kesişmiş oluyor ve bu üçlü için bakalım neler oluyor?

Kitabın orijinal isminin ilham kaynağı olan bir grup kadın var bir de. J.M.Barrie Yüzme Klübü üyesi, her biri en az 80 yaşında. Hepsi kendilerine göre sıkıntıları olan, görmüş geçirmiş kadınlar. Bu kadınların en büyük çılgınlıkları, kışın ortasında bile gölde yüzmeleri. Çünkü, bu onlar için bir nevi terapi. Lilia, Vivian, Aggie, Meg ve Gala, senelerin eskitemediği dostlukları ile acılarının üstesinden geliyorlar.İşte, mimarımız Joey'in bu grupla da yolu kesişiyor ve pek çok ders alıyor bu çılgın kızlardan.

Kalabalık kadrolu bir kitap esasen. Ama kesinlikle kafanız karışmıyor. Kitap, benim çok sevdiğim aile ve arkadaşlık temaları üzerine kurulu. Öncelikle Joey karakterinden ziyade ben J.M.Barrie Yüzme Klübü kadınlarını sevdim. Dostluklarını okumak müthişti. Yaşadıkları acılara birlikte merhem olmaları, seksen yaşında hala coşkuyla yaş günü kutlamaları çok tatlıydı.

Joey'in ayrıca Sarah karakterine karşı olan tutumunu sevmedim malesef. Sarah neticede evli çocuklu bir kadın. Bir kaç yerde geçen ne kadar bakımsız, ne kadar kilo almış, ıyyy çirkin tarzındaki düşüncelerini malesef gereksiz buldum. Fakat onların da dostlukları kuvvetli çıktı ve görüşemedikleri seneleri yoksaydılar.

Netice itibariyle, bana keyifle okuttu kitap kendini. İçinde geçen Peter Pan teması ise çok ciciydi. J.M. Barrie hakkında araştırmamı da yaptım merak etmiştim çünkü okurken. Aile, arkadaşlık, ikinci şanslar temalı kitapları sevenler için güzel bir seçenek. Keyifli okumalar dilerim :)

Kitabın Yazarı: Barbara J. Zitwer
Çevirmen: Eda Tevrizci
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 400
Basım Yılı: 2015


Kitaba puanım 4/5


11 Eylül 2015

Bana Şans Dile- Sinem Akça- Yorum- Okuma Etkinliği



Yepyeni bir okuma etkinliğinden merhaba. Bu sefer Renkli Kalemler Blog Tur ve Sihirli Kitaplık İle Okuma Etkinlikleri grupları olarak ortak bir etkinlik yapıyoruz. Sizler de etkinlik sonunda kitabımızı kazanan 2 şanslı kişiden olmak isterseniz, çekilişlerimize katılın.

Kitap Tanıtımı:

Kadın olmanın rengi hep başkadır. Sevince pembe, âşık olunca kırmızı, fincanda kahverengi, alışveriş poşetlerinde gök kuşağı gibi rengârenktir kadın…

En yakın dostu Eros'un da okunu nereden fırlatacağı hiç belli olmaz… Tıpkı otuz iki yaşına gelmiş ve bu yaşına gelirken boş oturmayıp ikinci kocasını da nihayet kaçırmış; vurdumduymazlığı, hiperaktivitesi ile arkadaşlarına illallah dedirtmeyi başarmış Didem'in kalbine saplanan ok gibi!

Önce ‘Neyse hâlim çıksın falım,’ deyip kapattığı fincanda görüldü yakışıklısı, sonra da kaza yaptığı arabada. Dedik ya ilk ok, tabir yerindeyse dünya umurunda olmayan, sadece kendi keyfi için nefes alan, evinin etrafındaki tüm restoran kuryelerinin yakinen tanıdığı Bağdat Caddesi kokoşu Didem'e...

İkincisi ise İstanbul Emniyeti’nin gözbebeği, deli lakaplı, tuttuğunu koparan, tutarlı, disiplinli baş komiser Bora'ya isabet ediyor...

Didem’in en yakın arkadaşı olma talihsizliğini yaşayan Yasemin'in evliliği ve bebek heyecanı ile renklenen hayatı...

Seçtiği playboy sevgililerinin aksine, aşkın masumiyetine olan inancını hiç yitirmeyen Elif.

‘OLMAZ AMA OLDURURUZ!’ diyerek istediğini alan, aşkta her yolu mubah sayan kadınların komik hikâyesi...


Kitap Yorumu:

Öncelikle Sinem Akça'dan okuduğum 3. kitap ile selamlıyorum sizleri :) İlk 2 kitaptan aşina olduğumuz karakterlerimiz Yasemin, Elif, Didem, Erhan ile yine yolumuza devam ediyoruz.

Delidolu karakteriyle benim en merak ettiğim karakter olan Didem, ikinci evliliğini de sonlandırıp, tası tarağı toplayıp İstanbul'a dönüyor. Yasemin'in eşi Erhan ise işi sebebiyle bir süreliğine Almanya'ya gidiyor. Erhan Almanya'dayken Yasemin, annesi ile kalmak için annesine taşınıyor bir kaç günlüğüne. Ve bir Didem ritüeli olarak, yine Yasemin'in üst katına taşınıyor bizim Didem :)

Didem yine şen şakrak, yine bencil, yine gamsız. Peşinden hamile Yasemin'i, mantıklı bir insan olan Elif'i, İzmir'e Manisa'ya sürükledi, o falcı senin bu falcı benim götürdü, amaç Didem'in 3. koca adayını falda görebilmek. Ve evet bingo, Didem'in falında çıkıyor yeni aşk!

6 Eylül 2015

DKOE- TUTKU OYUNLARI- YORUM



Kitap Tanıtımı:

Aşk, günahlarla yoğrulmuş bir oyunu bozabilir mi?

Claire Nichols, kusursuz hayatların, büyülü masalların ardında en kötü kâbusların yaşanabileceğinden habersizdi. Ta ki onunla tanışana kadar; Anthony Rawlings. Zorba, acımasız, gözü kara. Fakat aynı zamanda zengin, kibar, güçlü ve nefesleri kesecek kadar yakışıklı.

Parıltılı yaşamların gürültüsünden uzak, sıradan bir barmen olan Claire, onun tatlı tuzağına düştüğünde ise artık her şey için çok geçti. Nefretin bile çekici geldiği bu dünyada, tutku ve şehvet dolu bir oyunun en önemli parçasıydı artık.

Bu oyunun sınırları yok ama kuralları var. Hayatta kalmaksa ancak kurallarla mümkün. "Kimse onun kurallarının sonuçlarından kaçamaz."


Kitap Yorumu:

Deniz Kızları İle Okuma Etkinlikleri olarak, bu sefer Arkadya Bitter etiketi ile çıkan Tutku Oyunları- Consequences kitabını ağırlıyoruz. Tutku Oyunları, serinin ilk kitabı. Öncelikle yazarın notunu paylaşıyoruz sizlerle, bu uyarı kapsamında, kitapta geçen içeriğin, ÖZENDİRİCİ OLMADIĞINI bir kez daha bildirmiş olalım.

5 Eylül 2015

TUTKULU AŞK- ÖZGE GÜL- YORUM




Kitap Tanıtımı:

Aşk kalplere yerleşecek ve bedenlerde tutkuya dönüşecekti...

Yıllarca aşkla yanıp tutuşan ama karşılık bulamayan bir erkek ne yapar? Serkan hayatına devam etmeyi tercih etti ve bir başkasıyla nişanlandı. Onun için diğer kadınlar artık yok sayılacaktı. Ama Melisa'nın varlığı bile aklını karıştırıp aşkının katlanmasına yetiyordu.

Kalbi kararını çoktan vermişken, kadına yaklaşmanın yollarını arayacaktı ama Melisa, hayatı kendi bildiğinden ibaret sanırken bu hayli zor olacaktı.

Gittikçe yükselen, tutkuyla sarılmış, acılarla bilenmiş bir aşkın içine düşmemek için çabalayan Melisa'yı ikna edebilecek miydi Serkan? Peki ederse arzuladığı mutluluğa sonsuza kadar kavuşabilecek miydi?

Aşk için savaşırken, birbirlerinden güç almaları gerektiğini bilseler yetecekti ama bunu becerebilecekler mi?

Peki ya tutku her zaman aşk mı getirir?

İşte tüm bu sorular cevap bulurken, bu iki gencin hikâyesine bir tutamdan fazla acı eklenecek…



Kitap Yorumu:


Yepyeni bir kitap yorumundan merhaba :) Aslında bu kitabın yorumunu benim önceden yapmam gerekiyordu, fakat malesef ancak yapabiliyorum. Sabrın için teşekkürler Özge! :)

Özge Gül ile 2 sene önce İzmir Kitap Fuarı'nda bir imza günü sırasında şans eseri tanıştık. O günden sonra irtibatımız hiç kopmadı ve fuar bana güzel bir dost kazandırmış oldu. Kitap anlaşması yaptığı zaman çok sevinmiştim, kitabını okuduğumda da gururlandım kendisi ile. Kitabı fuara geldiğinde, kolileri açarken yaşadığı heyecanı görmek, çok güzel bir mutluluktu. İnşallah yolu çok açık olur, güzel kitapları okurlar ile buluşmaya devam eder.

Kitabımız, bir reklamcılık şirketinde çalışan Melisa Aydın ile Serkan Kara'nın yıllarca fırtınalı bir dönemden geçmiş aşkını konu alıyor. Şöyle ki, Melisa, genç ve güzel bir kız, akıllı ve başarılı. Fakat geçmişinde ailesel sorunlar yaşamış, anne-babası ile ilgili sıkıntıları sebebi ile karşısına çıkan kişilere güvensiz biri. Serkan ise, aynı firmada çalışıyor. Melisa'yı seviyor ama bir türlü birleşemiyor ikili. Gel zaman git zaman, gözde bir manken olan Eda ile nişanlanan Serkan'ı, Melisa'ya olan aşkı bir türlü rahat bırakmıyor. Serkan ve Melisa'yı bekleyen maceralar, ayrılıklar, vedalar okurken eminim sizi de etkileyecek.

Melisa, güvensizlikleri sebebi ile bazen bıktırsa da, onu okumak güzeldi. Öncelikle ev arkadaşı Selin'den bahsetmek istiyorum. Kitaplarda bu şekilde ilişkileri çok seviyorum. Baş kahramanımızın bir ev arkadaşı olur ya da en yakın arkadaşı. Ve o öylesine mükemmeldir, hem bir yol gösterici, hem dert ortağı, hem sığınılacak bir limandır her zaman. İşte Selin öyleydi. Selin'in deli dolu karakteri beni çok eğlendirdi. Onun da Yiğit ile yaşadığı üzücü deneyimden dolayı epey kabuğuna çekildiği bir dönem olmuşsa da, aşk herkes için var. Selin, Murat Yıldırım'a ilk görüşte aşık olacağını bilemezdi. Selin için aşk geldiğinde ise, bunun kolay olmayacağı çok belliydi.

Serkan'a baktığımızda, adeta bir sabır taşı görüyoruz. Yani 6 sene boyunca sevgisini içine gömmüş bir adam bu. Melisa ile olan ilişkisi bir türlü rayına oturamasa da umudunu hiç kaybetmeyen biri Serkan. Fakat, işte bazen araya pürüzler girer. İşte, kitabımızdaki pürüz Eda! Uzun bacaklı gıcık Eda.

Melisa'ya bazen uyuz olduğumu söyledim ya, onu unutun okurlar. Çünkü, Eda'ya uyuz olmamak elde değil. Kasıtlı olarak yaptığı şeyler, belki Serkan'ı kaptırmamak içindi, ama Eda'nın unuttuğu şey, yalan,dolan, oyunlara aşkın alet olmayacağı.

Bir diğer karakterimiz, Hilmi Bey. Serkan ve Melisa'nın babacan patronu. Hakkında söylenebilecek tek şey, Hilmi Bey'in bu hikayenin Hulusi Kentmen'i oluşu :)

Selin-Murat ikilisi, bizi kitap sonunda epey meraklı bir son ile uğurladı. Onların hikayesini, yakın bir zamanda kitap olarak okuyacağız. Açıkçası Selin'in, Murat'a kök söktürmesini çok istiyorum. Selin, umarım Elif'i tarihin tozlu sayfalarına gömersin! :)

Kitabın dili oldukça akıcı, her bir bölümün sonu merak edeceğiniz bir şekilde bitiyor, bu da bir bölüm daha okumaya niyetlenip birden çok bölüm okumanıza neden oluyor.

1 puan kırma sebebim, mutlu sahneleri daha çok okumak istemem. Yani okurken sürekli mutlu olmalarını, Serkan ile Melisa'nın birlikteliğini, yaralarına birlikte merhem olmalarını kitap içinde daha çok okumayı istedim. Aslında tam bir puan değil yarım puan diyelim, çünkü bu kitap gerçekten 4.5 hakediyor. Sözün özü, Tutkulu Aşk, güzel bir okuma yaşattı bana, hem güldürdü, hem sinirlendirdi, hem gururlandırdı. Yolun hep açık olsun güzel arkadaşım Özge :)


Özge'ye ulaşmak için: https://www.wattpad.com/user/OzgeGulRomanlari
Özge Gül Facebook:      Özge Gül Facebook

Kitabın Yazarı: Özge Gül
Yayınevi: Parola Yayınları
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 592



Kitaba puanım 4/5



2 Eylül 2015

Lola Ve Komşu Çocuk- Stephanie Perkins- Kitap Tanıtımı


Merhabalar, işte karşınızda Yabancı Yayınları'nın uzun zamandır beklenen yeni kitabı :)


Lola ve Komşu Çocuk, hem tatlı bir aşk hem gerçekçi bir dostluk hem de John Green ve Rainbow Rowell sevenlerin zevkle kucak açacağı bir kendini bulma hikâyesi. Henüz kendini geliştirme aşamasındaki tasarımcı
 Henüz kendini geliştirme aşamasındaki tasarımcı Lola Nolan modaya inanmıyordu... O, kostümlere inanıyordu. Kıyafet ne kadar parıltılı, eğlenceli ve farklı, yani ne kadar etkileyiciyse o kadar iyiydi. Ve Lola’nın hayatı, özellikle de seksi rockçı erkek arkadaşı varken mükemmele gayet yakındı. Ta ki Bell ikizleri olarak da bilinen Calliope ve Cricket mahalleye tekrar taşınıp Lola’nın derinlere gömdüğünü düşündüğü acı verici geçmişini günyüzüne çıkarana kadar.

 ***

 “Stephanie Perkins bizim neslimizinJane Austen’i. Hikâyeleri kısa sürede unutamayacağınız kadar büyüleyici.”
— Tahereh Mafi, Bana Dokunma romanının çoksatan yazarı

 “Büyülü... âşık olmanın nasıl bir şey olduğunu gerçek anlamda hatırlatıyor.”
— Cassandra Clare, New York Times çoksatan yazarı

 “Perkins, insanların farklılıklarını kabullenmenin ancak aşk ile mümkün olduğunu son derece iyi bir şekilde gösteriyor.”
—Booklist


21 Ağustos 2015

Her Güne Bir Öpücük- Rachel Gibson- Yurt Dışı Okur Yorumları ve Yurt Dışı Kapakları




5 YILDIZ



Rachel Gibson okumak, eğlence garantili. Onun karakterleri, eğlenceli, seksi ve kendini sevdiriyor. Yeni kitap için sabırsızlanıyorum! İyi eğlenceler.

4 YILDIZ




Rachel Gibson'dan başka bir eğlenceli kitap. Onun kitapları her zaman çok eğlenceli . Ancak birçok insan gibi, ben de çok kısa buldum. Bu biraz hayal kırıklığı yarattı.

3 YILDIZ



Rachel Gibson kitaplarından birkaçını okudum ve bu kitap benim tüm zamanlar favorim değil. Bu kitapta karakterleri kopuk hissettim . Bu sadece benim kişisel zevkimin bir yansımasıdır. Hala kitapları okunmaya değer ve ben hala onun kitaplarını okumaya devam edeceğim!


2 YILDIZ




Ben genellikle Rachel Gibson'ı seviyorum ve ben bunun bir roman olduğunu biliyorum ama çok hızlı aktığını hissettim.İçinde bir sihir eksikti .

1 YILDIZ




Hayal kırıklığına uğrattı. Bayan Gibson benim en sevdiğim yazarlardan biridir, ama bu kitap bana kısa yol gibi göründü. İlişkilerin hiçbirinin ana karakterler de dahil olmak üzere çok detaylı olarak ele alınmadığını hissettim.











20 Ağustos 2015

Kitap Tanıtımları #8

Merhabalar :) Yepyeni kitaplar, yepyeni yayınevleri geliyor okurlar. Hadi bakalım bir kaç tanesine beraber bakalım :)




Kadın olmanın rengi hep başkadır. Sevince pembe, âşık olunca kırmızı, fincanda kahverengi, alışveriş poşetlerinde gök kuşağı gibi rengârenktir kadın… 

En yakın dostu Eros’un da okunu nereden fırlatacağı hiç belli olmaz… Tıpkı otuz iki yaşına gelmiş ve bu yaşına gelirken boş oturmayıp ikinci kocasını da nihayet kaçırmış; vurdumduymazlığı, hiperaktivitesi ile arkadaşlarına illallah dedirtmeyi başarmış Didem'in kalbine saplanan ok gibi! 

Önce ‘Neyse hâlim çıksın falım,’ deyip kapattığı fincanda görüldü yakışıklısı, sonra da kaza yaptığı arabada. Dedik ya ilk ok, tabir yerindeyse dünya umurunda olmayan, sadece kendi keyfi için nefes alan, evinin etrafındaki tüm restoran kuryelerinin yakinen tanıdığı Bağdat Caddesi kokoşu Didem'e... 

İkincisi ise İstanbul Emniyeti’nin gözbebeği, deli lakaplı, tuttuğunu koparan, tutarlı, disiplinli baş komiser Bora'ya isabet ediyor... 

Didem’in en yakın arkadaşı olma talihsizliğini yaşayan Yasemin'in evliliği ve bebek heyecanı ile renklenen hayatı...



 "O dediğin ne demekti?" 

"Şurimşine mi?" 

"Evet, o." 

"Lazca; canımın içi, sevgilim demek." 

Sina, yalnızlığının kabuğunda, adını aldığı çöl gibi ıssız bir genç kızdır. Bir partide tanıştığı Deniz ise, dalgalar kadar hırçın bir delikanlı. 

Adını bile bilmeden birlikte olduğu Deniz'in, yeni matematik öğretmeni olduğunu öğrenmesiyle Sina'nın hayatı tamamen değişir. 

Her şeye rağmen Sina'dan vazgeçmeyen Deniz, farkında olmadan ona zarar vermektedir. Sina, yeni tanıştığı sahiplenilme duygusuyla Deniz'e sığınırken, aşkları engelleri aşmalarına yardım edebilecek miydi? 

Sina ve Deniz'in yasak aşkı tüm engellere rağmen sürebilir miydi? 

"Neden hiçbir şey olmamış gibi davranmadın? Öğretmenimsin, her şeyi yok saysan daha kolay olurdu." 

"Yapamam. Olmuşla ölmüşe çare olmazmış."




Bu kitabı eline aldığına göre hatta arkasını çevirip burayı okuduğuna göre benim aradığım nadir kişilerden biri olabilirsin. Çok insan tanıdım, çok yönetici gördüm, çok patron tanıdım…
Binlerce kişiye eğitim verdim, yüzlerce patrona hizmet sattım, birçok firmaya yönetim danışmanlığı yaptım ve yaklaşık iki yüz personel çalıştırdım. Evet, insanlar çok iyi yaratıklar! Bunu gördüm. Ancak gördüğüm başka bir şey daha var ki o da insanların çoğunun yönetim konusunda çok zayıf oldukları.

Etrafıma bir baktım ki sadece işletmeler değil ilişkiler de çok amatörce yönetiliyor. Sonra boşanma oranları, küslükler, tartışmalar ve çözümsüzlükler; yani mutsuzluk için gereken her şeyin arttığını fark ettim.

Sadece bir işletme değil; eşin, ailen veya sevgilinle aranda var olan tüm ilişkiler de yönetilmek zorundadır. Bundan da öte insan kendini daha da önemlisi duygularını yönetebilmelidir.

Bu kitap aracılığıyla hayatın birçok alanını daha iyi yönetmen için yanında olacağım. Aslında her şeyden önemlisi, bir şeyleri yönetmenin sorumluluğu altında yalnız kaldıysan sana arkadaş olacağım.
MERHABA  PATRON 



Yorgun bir ülkenin yorgun ama yürekli insanlarıydı onlar. Toros Dağları eteğinde, gelecek günler ve konuklardan habersiz bir hayat sürüyorlardı. Ansızın köylerine gelen bir yabancının neyin habercisi olduğunun farkında değillerdi.
Bu yabancı misafiri aralarına kabullenmeleri uzun sürmediğinde ise kendi kaderlerini kendileri belirlemişlerdi.

 Topraklarından uzaklarda yaşamak zorundaydı Yüzbaşı Vorontsov. Askeri üniformasını ne zaman giydiğini hatırlayamayacağı kadar uzun bir süre geçirmişti yurdundan uzakta.

Bir an önce ülkesine ve hak ettiği zafere ulaşmak istiyordu ve bunun için atması gereken son bir adımı kalmıştı.

Toroslar'ın eteklerinden Erzurum'a, Batum'dan Sibirya'ya kadar uzanan bir tarihi kurgu romanı Kafkas İmam. Savaşın sadece cephede kazanılmayacağının da bir örneği.






Kim demiş boyamanın yaşı olur diye... Biraz kafa dinlemek ve sıkıntılarınızdan uzaklaşmak istediğinizde, renklerin dünyasına yolculuk etmek iyi gelir. Hayallerinizin bahçesine adım atmaya karar verdiğinizde, ihtiyacınız olan yol arkadaşınız sadece boya kalemleriniz. Kitabınızı elinize alın ve boya kalemlerinizin ucundan akan renklerin, gününüzü renklendirmesine izin verin.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...