16 Mart 2015

OKUMA ETKİNLİĞİ: GENÇLİK HATIRASI-ECE ALTINKAYA- YAZAR SÖYLEŞİSİ


Etkinliğimize yazar söyleşisiyle devam ediyoruz.

1) Bizi kırmayarak zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz öncelikle. Sizi tanımayanlar için, Ece Altınkaya'yı kısaca tanıyalım. Ece Hanım, günlük hayatında nasıl biridir? Neler yapmaktan hoşlanır?

Merhaba. Ne demek? Bütün zamanlar sizin. :) 35 yaşında, evli, bir oğlan annesiyim ve yakında da bir tane daha oğlan annesi olacağım. Bunların haricinde günlük hayatta da bir eş ve anne sıfatlarının üstüme yüklediği koşuşturma telaşesi içinde yazmayı seven bir insanım. Bunlardan arta kalan zamanda tabi eğer öyle bir zaman varsa, :) gülmeyi, eğlenmeyi, gezmeyi, okumayı, öğrenmeyi, dinlemeyi ve dinlenmeyi seven bir kişiyim. Yani herkes gibi…

2) Peki, ne oldu da Ece Altınkaya yazmaya başladı?


Eğer hikaye yazmayı kastediyorsanız, 2010 senesi civarlarıydı. Oğlumun iki buçuk yaşlarına geldiği zamanlardı. Sanırım, kitaplarda okuduğum hayatlar bana kelimelerden oluşmuş bir anahtar verdi, o zamana kadar girmeye cesaret edemediğim, başka bir alemin kapılarını açacak bir anahtar. Ben içimdeki duyguları, sözlerin yazıya dökülmüş haliyle anlatmayı daha iyi başaran biri oldum hep. Ancak bu ifade ediş genellikle şiirimsi şeklindeki yazılarda ortaya çıkmıştı o ana kadar. İçimdekileri dışa vuruş hiç düz cümlelerle yansımamıştı. Ben en çok okumayı severdim. Kitaplarda anlatılanlar kendi yazdıklarımdan çok daha heyecan verici ve müthişti çünkü. Belki de, topraktan biçimlendirilen bir çömleğin pişmesi gibi o süreç için beklemiştim. Çömlek piştikten sonra hazırdı üstüne şekiller verilerek boyanmaya… Ben de o alemin kapısını elimdeki anahtarla araladım ve karşımda Gülperi ve Ateş’i buldum. :)

3) Gençlik Hatırası'nı yazarken nasıl tepkiler aldınız?

Ben Gençlik Hatırası’nı, ilk bir forumda yayınlamaya başladım. Çok fazla foruma da eklemedim. Sadece iki tane foruma eklemiştim. Daha sonrada birkaç arkadaşımla birlikte kurup yönetimini üstlendiğimiz Facebook’taki Rengarenk Hikayeler adlı sayfamıza… Ancak hikayemi ilk günden beri okuyanlar hiçbir zaman bırakmadan ve bu uzun süreç zarfında usanmadan hikayemi okumaya devam etti. Gelen her tepki, her yorum, benim için paha biçilemez çünkü onların içimde uyandırdığı duyguları hiçbir kelime anlatmaya yeterli olmaz. Onların hikayeyi okuması ve destekleri ile her bölüm sonunda ise gelen yorumlar, paylaşımlar benim yazı yazmaya devam etmem için büyük bir güç verdi. Benim iyi bir iş yaptığımı ve bu hayata bir imza bıraktığımı düşündürttü. Beni mutluluktan mest etti. Onlara müteşekkir kalmama sebep oldu.

4) 1990'lar ile ilgili bir romanı yazarken, siz neler hissettiniz?

Ben tabi ki çok çok severek yazdım. Bir kere benim de bir zamanlar genç olduğum zaman dilimiydi doksanlar. Her şeyi, tüm mutlulukları, hüzünleri, aradaki geçişleri en zirvede yaşadığım gençlik dönemi. Tabi biz bu geçişleri yaşarken, kimse duygular arasında ışık hızıyla geçiş yaptığımızı fark etmezdi. Çünkü çok fazla dışarı yansıtmazdık, yansıtamazdık. Tüm fırtınalar içimizde başlar, içimizde şiddetini alır ve yine içimizde sonlanırdı. Annelerimiz, babalarımız ‘Ahh! Şimdi oğlumuz, kızımız ergenliğe girince biz onlara nasıl davranacağız’ diye, kara yaslara kapılıp, arpacı kumrusu gibi önceden düşüncelere dalıp, tedbirler almazdı, alamazdı. Çünkü o zamanlar ergenlik diye bilinen bir kavram yoktu. :) Ya iyi aile kızı, çocuğu olurdun ya da hayırsız evlat muamelesi görüp, dış mihraklar tarafından ‘Allah kimsenin başına vermesin böyle çocuk!’ diyerek, hafif kız, serseri oğlan damgası yiyip, mimlenirdin. Ataerkil ve dışa kapalı toplumdan daha yeni yeni çıkıp, bazı fikirlerin, bazı kesimlerce (bunlarda en aydın kesimlerdi) ancak kabul edildiği zamanlarda genç olmanın zorlukları vardı. Her şeyden en önemlisi sosyal medyayı bıraktım internet denilen bir olgu yoktu. Ben şimdi oğluma ‘biz üniversitede okurken daha kimsenin cep telefonu yoktu, yeni çıkıyordu, tek tük olan kişilerde diğerlerinde olmayınca kimse kimseye şimdi olduğu gibi anında ulaşamıyordu, o yüzden cep telefonları cepte yükten, olanlarda havalı ve ulaşılmaz bir cihazdan başka bir şey değildi o zamanlar’ dediğimde bunu kafasında nasıl canladırmaya çalışacak çok merak ediyorum. :)

5) Gülperi, bir parça içine kapanık ve sakin bir karakter. Bu şekilde kurgulamanızın özel bir sebebi oldu mu?

Evet, belki de derinlerde, Gülperi’yi o zamanki liseli Ece’ye karakter olarak benzetmek istemiş
olmamdır bu şekilde kurgulamamın. Çünkü doksanlardaki bir genç kızı yazıyordum ve en net, sağlıklı, erişilebilir bilgiyi o zamanlarda genç kız olmuş birinden alabilirdim. Bu veriye de en rahat içimdeki genç kızı tanımlayarak ulaşabilirdim. Ancak yine de en önemli sebep, kitaplarda şimdinin kendine çok özgüvenli, hazırcevap, herkese meydan okuyan, kafa tutan, dik başlı, her işi beceren, güçlü, ele avuca sığmaz, popüler kadın karakterlerinden farklı bir karakter yazmak istemem olmuş olabilir. Bir de böyle uysal, çekingen bir genç kız olsun baş karakter olarak, bakalım nasıl olacak, dedim.

6) Hikayede geçen kahramanlardan hangisini kendinize daha yakın hissediyorsunuz?

:))) Tabi ki Gülperi'yi. :) Yani çoğu kişinin deyimiyle, masalımızın silik Peri Kızı'nı.

7) 3 kitaplık bir serinin ilk kitabını okuduk. Peki diğer 2 kitapta bizleri neler bekliyor?

Aslına bakacak olursak, bu hikayeye ben başlarken seri olsun diye başlamadım. Bir genç kızın kadınlığa doğru yürüdüğü, 16 yaşından 31 yaşına kadar olan bir hayat dilimini ele almak istedim. Kısa bir hikaye anlatmak isteyerek başladım fakat sonra Gülperi ve dolayısıyla Ateş’in anlatacaklarının devamına kulak kabartırken, onları kısa bir hikayenin içine hapsedemeyeceğimi anladım. Onları hikayeleri sürüyordu ve anlatacakları bitmemişti. Onlar kulağıma fısıldadı ben anlattım. İkinci kitapla birlikte, Gülperi’nin başka bir hayat dönemine girişini okuyacağız. Başka bir hayata adım attığında bile hatıralarının hayatına yansımasını ve yaşarken ne ile rastlaşacağımızı bilmediğimiz ama karşımıza çıkardıkça hayatın cilvesi dediğimiz türden yaptığı o planların, Gülperi’nin yaşantısına yansımalarını…

8) Bu kitap, yazarlık kariyerinizin ilk basamağı oldu. Peki, siz kendinizi nasıl buldunuz?

Bir kişinin kendisini eleştirmesi kadar zor bir şey yoktur sanırım. Ve şimdi bir dağın eteğinde durmuş, buranın ilk basamağından yukarı doğru çıkan basamaklara doğru bakıyorum. İnsan karşıdan aldığı geri bildirim, yorum ve eleştirilerle kendini ileriye götürecek yolun rotasını çizmeye çalışır diye düşünüyorum. Bu kitapla ilk bebek adımımı attım, umarım sağlıkla gelişen ve büyüyen her mutlu çocuk gibi yazarlık kariyerimin de olgunluk aşamasını yaşarım.

9) Yazmaktan kaçınacağınız bir tür var mı?

Sanıyorum komedi. :) Komik biri olduğumu düşünmediğim için yazmakta zorlanırım diye düşünüyorum.

10) Yazarken sizi ne zorlar?

Komedi haricinde mi ? :P ^_^ Beni sadece yazarken değil yaşarken de zorlayacak bir durum; Samimiyetsizlik. İçten olmayan, içten gelmeyen her şey beni zorlar.

11) Gençlik Hatırası'nı yazarken özellikle dinlediğiniz müzikler oldu mu?

En çok üzüldüğüm nokta bu. :) Ben Gençlik Hatırası’nı yazarken o kadar güzel müzikler öylesine
harika şarkılar eşliğinde yazdım ki hatta bunların çoğunu, forumda ve Facebook sayfamızda, hikayemi paylaşırken hikayemin satır aralarına ekledim. Çünkü o bölümleri anlatan o duygu bütünlüğünü ve yoğunluğunu yaşatabilecek, o yıllara ait çok güzel şarkılardı. Kıyamadım hiç birine. Benim yazarken yaşadığım gibi, hikayeyi okuyacak olanları da içine çeksin istedim. Ancak tabi hikaye kitaplaşırken hikayenin içinde adları geçen şarkılar kaldı. Diğerleri silinmek zorunda kaldı. :)

12)forum kökenli bir yazar olarak forumlar hakkında neler söyleyeceksiniz?

Çok güzel, keyifli ve verimli bir ortamdı. Şöyle ki; doksanları ortasında genç olmuş ve o zamanları ortasından yakalamış biri olarak aynı şekilde forum yazarlığını da ortasında ve en keyifli zamanlarında yakaladığımı düşünüyorum. Ve o ortamı yaşadığım için kendimi çok mutlu, ayrıcalıklı hissediyorum. Benden daha eski olanlar çok daha iyi bilirler muhakkak ancak, orada edindiğim dostluklarım, arkadaşlarım, okurlarım hayatıma çok şeyler kattılar. Hepsi de hayatıma iyi ki girmiş dedim her zaman ve bu böyle gidecek. Hepsine çok teşekkür ederim bir kez daha.

13) Şu an yazdığınız yeni bir şeyler var mı? Biraz bahseder misiniz?

Evet aslında var. Başlangıçlarını yaptığım iki hikaye, beş bölümünü yazıp Wattpad’e eklediğim ‘Kaçak Kalp’ isimli bir hikaye, kafamda dönüp duran kurgusuyla bekleyen iki hikaye daha ve sonunu yazmaya çalıştığım bir Gençlik Hatırası var. Başlangıçlarını yazdığım hikayeler de, Gençlik Hatırası’ndan tanıştığınız bazı karakterlerin yer aldıklarını söyleyebilirim. :)

14) Okuyucularınıza neler söylemek istersiniz.

İlk öncelikle çok teşekkür etmek istiyorum. Gençlik Hatırası’na, Ateş ve Gülperi’ye (her ne kadar onu bazen buna layık görmesiniz de :D) verdiğiniz kıymet için. Bu hislerle kitaba destek olmanız, benim gözlerimi yaşartacak, sevinçten ağlamama neden olacak kadar önemli. İnsanın yürürken yalnız olmadığını bilmesi, tökezlediğinde elini tutup onu kaldıracak bir gücün yanı başında durduğunu hissetmesi çok güven verici. Ayrıca bana ilettiğiniz, söylediğiniz, en ufak söz bile beni nasıl onurlandırıyor anlatamam. Beni böylesine bir mutluluğa layık gördüğünüz için tekrar çok teşekkür ederim. Çok seviliyorsunuz. İyi ki varsınız. :)

Sevgili Ece Altınkaya'ya samimiyeti için çok teşekkür ederiz :)

2 yorum:

  1. Ayy röportaj çok güzel olmuş ellerinize sağlık :) İkinci fotoğrafta kendimi görünce pek sevindim ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize çok sevindik Sezgi Hanım :) Sevgiler <3

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...