5 Mart 2015

RKBT 2. GÜN UNUTMA BENİ-LİSA GENOVA YORUM VE ÇEKİLİŞ



Kitap Tanıtımı:

Artık dünü yoktu, belki yarını da. Sadece bugüne sahipti. Ama o, hatırlayacağı son anı için savaşmaya kararlıydı.

Elli yaşındaki Alice Howland hayatıyla gurur duyuyordu. Harvard'da bilişsel psikoloji profesörüydü ve dilbilim alanında dünyaca tanınan bir uzmandı. Aynı zamanda başarılı bir eşi ve üç yetişkin çocuğu vardı. Ancak Alice, unutkanlığının arttığını, aklının giderek karıştığını hissetmeye başlamıştı. Derken trajik bir teşhis hayatını geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirdi.

Etkileyici olduğu kadar rahatsız edici bir hikâye olan Unutma Beni, sizi Alzheimer hastalığının üzücü yolculuğuna çıkarıyor. Akıl Oyunları kadar sarsıcı, Sıradan İnsanlar kadar unutulmaz bir eser.

"Unutma Beni'yi okuduktan sonra içimden, yabancılarla dolu trende ayağa kalkıp bu kitabı almanız lazım, diye bağırmak geldi."
- The Boston Globe-

"Herkese anlatılması gereken bir hikâye."
- Brunonia Barry, New York Times Çoksatarı Yazar-




Kitap Yorumu:  

50 yaşında, evli, Harvard'da 25 senelik profesörlük kariyeri olan, 3 çocuklu bir kadın, Alice Howland.

Alice, 50 yaşına 1 ay kala, birtakım unutma problemlerinin olduğunu farkeder. Ve bunu yaşı gereği, menopoz dönemine bağlar. Çevresi de yavaş yavaş bu durumun menopozdan değil, daha ciddi bir sağlık sorunundan kaynaklandığını düşünmeye başlar. Ve Alice, önce yıllardır gittiği doktora gider. Tetkikleri ve filmlerinde her şey normaldir. Başka bir doktora giden Alice, doktorun koyduğu Alzheimer teşhisi ile yıkılır.

Teşhisin ardından, Alice'in eşi John, alternatif yöntemleri, tedavileri vb. pek çok şeyi araştırmaya başlar. Alice, yeni bir ilacın 15 aylık deneklerinden biri olacaktır. Amylix, Alice'i iyileştirebilecek midir acaba?

Kitabın konusu çok güzel. Bu kitabın turunu aldığımız için mutluyum. Öncelikle, kitaptaki tıbbi terimler, anlamadığım için okurken beni bazen sıktı. Alice'in çabaları, üzüntüleri, unutmaları, hatırlamaları, duyguları öyle güzel geçiyor ki okuyana. Bu anlamda çok başarılı bir kurgu olmuş. Aile bireylerine bakarsak, hepsi değişik aslında. En büyük kızları Anna, annesine Alzheimer teşhisi konulduğunu öğrendiği ilk an, henüz hamile bile olmadığı halde, benim bebeğimde de Alzheimer olacak mı acaba diye derde düşüyor. Bu bana çok saçma geldi. Annen hasta yahu,seni hatırlamayacak bir daha. Tom ve Lydia, daha mantıklı kişilerdi bence. Ve Alice'in kocası John. Karısının Alzheimer teşhisine rağmen, hala kendi kariyerinin derdinde olan, aldığı terfi teklifi ile New York'a gitmenin derdinde, bencil bir adam. Kitabın sonuna baktığımızda da, muallakta kalan bazı noktalar var bence. Merak ediyorum ben acaba ne oldu karakterlere? En yakın zamanda filmini de izleyeceğim. Ve kitabımızın filminde, Alice Howland karakterini Julianne Moore canlandırdı. Ve performansı ile geçtiğimiz günlerde En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kucakladı. 


Özellikle kitabın çok duygusal sahnelerinde, eminim sizler de durup düşünecek, bazen şükredecek, bazen sizin ve sevdiklerinizin de bu hastalığa kurban olmaması için dua edeceksiniz.

Artemis Yayınları'na, yapılan kusursuz editörlük için teşekkür ederim. Son zamanlarda okuduğum en kaliteli redakteye sahip kitaptı. Çevirisi de iyiydi.

Pek çok yerinde gözyaşlarınıza hakim olamayacağınız, Alzheimer hakkında farkındalık yaratan bu kitabı tavsiye ederim. Keyifli okumalar.



Kitabın Yazarı: Lisa Genova
Çevirmen: Bilge Gündüz
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 340
Baskı Yılı: 2015


Kitaba puanım 4/5.










a Rafflecopter giveaway

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...