6 Mayıs 2015

DENİZ KIZLARI İLE OKUMA ETKİNLİKLERİ- FATMA ERDEK SÖYLEŞİSİ



Etkinlik kapsamında biricik yazarımız  Fatma Erdek söyleşisi karşınızda :)

1) Öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkür ederek başlayalım. Yeni kitabınız Gece ile Şafak bol okurlu olur umarız. Söyleşilerin klasik sorusuyla başlayalım Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Ben de güzel dileklerinize teşekkür ederek başlıyorum.



Klasik ve aynı zamanda en çok korktuğum soru ile başladınız.  Kendimden bahsetmek, benim için roman yazmaktan daha zor. Aslında her romanımda biraz kendimden bahsediyorum. Satır aralarında mutlaka bana rastlarsınız. Roman karakterlerim sık sık kendi duygularımdan ve dünyamdan devşirdiğim roller oynarlar. Bunun dışında, orta yaşlarda, iş hayatından emekli, yazarlığa soyunmuş, göründüğü kadar bir kadınım diyelim. 




2)Gece ile Şafak yayınlanmış 4. kitabınız. Öncelikle ondan konuşalım birazcık. Kurgu nasıl oluştu? Yazmanıza sebep olan belirli ve etkilendiğiniz bir olay oldu mu?

Gece ile Şafak’ın kurgusu 4-5 yıl kadar önce oluşmuştu. Notları alınmış, ufak ufak pasajlar yazılmış bir şekilde, zamanının gelmesini, yazarıyla buluşmayı bekliyordu. Onu bu kadar süre bekletmemin bir sebebi, resmetmeye çalıştığım dünyanın sıradan insanlar için kapalı bir kutu oluşuydu. Biraz araştırma, bilgilenme, gözlem yapmam gerekiyordu ki, yanlış bir cümle kurmuş olmayayım. Kafamdaki resim, onu destekleyecek bilgilerle tamamlandığında, yazmaya başladım. Gece ile Şafak’ı belli bir olaydan etkilenerek yazmadım. Kitaba konu dünyaları yazmak istediğim için yazdım.

3)Yazarken kendinizi daha çok yakın hissettiğiniz karakter oldu mu?

Az önce de belirttiğim gibi, her karakterde kendimden bir şeyler bulduğum ya da farkında olmadan kendimi onların üzerine giydirdiğim sıkça olur. En kötü karakterimi yazarken bile, onu kendime fazlasıyla yakın hissederim. Hissiyatını anlayamadığım bir karakteri ifade edemem, yaratamam zaten.




4)Tuncay karakterini yaratmak sizin için zor oldu mu? Çünkü kitabın bir noktasında karaktere ölesiye sinirlenip kızarken, bir noktasında -en azından kendi adıma- üzülüyorsunuz. Yazarken Tuncay'ı aklamak, bir parça mazur göstermek istediğiniz oldu mu?

İtiraf ediyorum, hiçbir karakterimi yaratırken zorlanmam ben. Onların hepsi, kendiliğinden düşerler önce zihnime, sonra da yüreğime. Her karakterimi, sadece yaptıklarıyla değil, hayat oyununda aldıkları role süren nedenlerle koyarım okurun önüne. Kötü karakter dediklerimizi bile severek ve anlayarak yazarım. Tuncay benim başrol karakterlerimden biriydi. Tıpkı Kara Kış Beyaz Düş romanımdaki Selim karakteri gibi. Aşklar, sevgiler, iyiler ve kötüler, tek tip değildir. Bana göre her insan ayrı bir roman kahramanıdır. Tuncay’ı mazur göstermek istemedim. ‘O öyle sevdi, çünkü karakteri ve bildiği buydu’ demek istedim sadece.

5)Okurken beni en çok etkileyen karakterlerden biri de Mahur oldu. Yaşadığı şeyler... O dönem şartlarında kadın, daha da önemlisi dul bir kadın olmak... Üstüne bir de sahipsiz olmak... O güçlüğü hem bu kadar kısa hem de bu kadar etkileyici yazmak çok büyük bir takdir sebebi bana sorarsanız. Tüm kalbimizle tebrik ederiz sizi. Mahur'a daha uzun yer vermek neden istemediniz?

Mahur bir yan karakterdi romanda. 1986’da yaşanan ve bugüne uzanan hayat hikayesinin mimarlarından biriydi aynı zamanda. Toprak’ın annesiydi. Mahur’un hikayesi çok acıydı. Tek başına bir roman konusuydu. Gece ile Şafak içinde Mahur’a daha fazla yer ayırmak, okuru belki de kaldıramayacağı ölçüde ajite edebilirdi. Kararında ve dozunda olduğunu hissettiğim an, Mahur’un rolünü bitirdim.




6)Gece'yi yakan intikam ateşini sormak istiyorum. Sizce bir kadın, başka hiçbir şeyi gözü görmeyecek kadar intikamını saplantı haline getirebilir mi? Soruyu Gece kadar zeki bir kadın diye düzeltmem lazım sanırım

Aslında, Gece’nin intikam ateşi, kendi ailesinin diyetini almakla sınırlı değildi başlarda. O bütün Ceylanlar ve bütün Geceler için bu mesleği seçmişti. Onun intikamı, masumlara kötülük eden herkes içindi. Demirhanlı’nın Gece’nin karşısına çıkması beklenmedik bir durumdu ve bu büyük tesadüf Gece’ye göre bir yazgıydı. O noktaya kadar Gece’nin yaptığı sadece işti, ondan sonrasında saplantıya dönüştüğü doğrudur. Ve evet, romanda da dediğim gibi, kaybedecek bir şeyi olmadığına inananlar, daha tehlikeli ve gözü kara olurlar.

7)Fatma Erdek için yayınladığı 4 kitabı içinde yeri ayrı olan var mı?

Hayır, kesinlikle yok. Elbette okurlarımın öncelikleri ve tercihleri olacaktır. Biri diğerinden ayrılacaktır. Birinin gönlüne dokunan bir başkasınınkine değmeden geçip gidecektir. Ancak benim için bu söz konusu değil. Hepsi benim çocuklarım, onları ben yarattım.





8)Yazarken belirlediğiniz hedefler var mı, yoksa spontane mi yazıyorsunuz?

Hedefsiz yola çıkılmaz. Elbette hepsine başlarken, alacağım yolu, gideceğim yeri net bir şekilde belirlerim. Zaman zaman akış içinde kendiliğinden gelişen ve romanın kurgusuna çok yakışan eklemeler olabiliyor. Spontan olan kısımlar bunlardır.

9)Kitapta Gece'nin şarkıcı olmasından kaynaklı birkaç şarkıya yer vermişsiniz. Kara Kış Beyaz Düş'te de çok güzel bir türküden bahsetmiştiniz.


Bu soru güzel oldu aslında.  Durumu ifade etmek, hoşuma gidecek. Evet, her romanımı yazarken, bir ya da birkaç şarkı ya da türkü ile yol alıyorum. Bu da kendiliğinden gelişen bir durum. Yazarken, konunun ruhuna uygun bir şarkı ya da türkü düşer gönlüme. Aylarca bunlara saplanıp kalırım. Çeşitlilik istemem. Çeşitlilik, dikkatimi dağıtır, yoğunlaşmama engel olur. Gece ile Şafak’ı yazarken, Gece’nin söylediği şarkıları dinledim. Defalarca, tekrar tekrar…

‘Dünya tersine dönse, vazgeçmem,
Gökteki güneş sönse, vazgeçmem.’

Hayatımda hiç dinlemediğim kadar arabesk müzik dinledim.  Çünkü bu, arabesk bir romandı.




10)Muhtemelen erken olacak ama... Yeni kitap için planlarınız var mı? Daha evvel yazdıklarınızdan biri mi yayınlanacak, yoksa yeni bir kurgu mu yazacaksınız?

Kesin bir şey söylemek için erken.  Kısmet diyelim.





11)Köklerini forumda atmış kaliteli bir yazar olarak Fatma Erdek, forum ve internet yazarlarına nasıl bakıyor?

Kaliteli işler ortaya koymaya çabalayan biri olarak, takdirinize teşekkür ederim öncelikle. Forum yazarlığı, oradan çıkma biri olarak bana çok şey kazandırdı. Hep dediğim gibi, sıkı bir eğitimhaneydi benim için. Fakat, bunun ille de oranın yazarlığı, buranın yazarlığı olarak katmanlara ayrılmasını doğru bulmuyorum. Forum yazarı olup, kendi egosunun sesinden başka tüm seslere kulaklarını tıkayan nice ‘yazan’ gördüm. O muhteşem eğitimhaneden, bir harf bile öğrenmeden, geldikleri gibi çıkanları gördüm. Nerede yazdığımız, nereden geldiğimiz değil, ne yazdığımız ve ne olmak istediğimiz önemli. Özgün, sağlam kurguları olan, -varsa- yetenekle birleşmiş, etiketlerde yazan fiyatı karşılayacak kalitede eserler ortaya koymak mı, yoksa daha önce yapılanların basit tekrarları olmak mı? Yazan herkesin kendine daha yolun başındayken sorması gereken, asıl ve önemli soru bu. Eleştiriye açık, söz savaşlarından geride duran, yazdıklarıyla ve duruşlarıyla örnek yazarlar çoğalsın isterim. Yaşım itibarıyla, çok net bir gözlemimi ortaya koymak istiyorum. Yazar profili değişti son yıllarda. Pek çok sorumlusu var bu durumun. Yayıncısından, yazarına, sosyal medyaya… Fakat bence en büyük sorumluluk ‘okur’da… Nihayetinde ortada bir arz-talep döngüsü var.




12)Son olarak okurlarınıza neler söylemek istersiniz?

Onları çok sevdiğimi… Her birini ayrı ayrı önemsediğimi… Onlara kaliteli bir kurgu ve ruhlarını okşayacak satırlarla gelebilmek için, çok kafa yorduğumu ve çok özendiğimi… Ve aldığım samimi karşılıklar için, binlerce teşekkürlerimi…
Ayrıca, bu etkinlikte emeği geçen ve okuyan herkese gönül dolusu selam ve sevgi ile…


Deniz Kızları ekibi olarak, yazarımıza teşekkür ediyor, yeni kitabının bol satışlı, bol imzalı olmasını diliyoruz. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...