10 Temmuz 2015

SENİN YERİNDE OLSAYDIM- LİSA RENEE JONES- YORUM




Kitap Tanıtımı:


Bu sayfalar, bir kadının yasaklı dünyasına açılan gizemli bir kapı. Kapının ardında ise sıradan birinin asla hayal edemeyeceği bir dünya saklı; acının zevkle, korkunun aşkla karıştığı bir dünya. Tutkunun önüne ne gelirse yakıp küle çevirdiği o ilkel ateşin ve aşkın en saf hali gizli bu satırlarda. Ne duyarsan duy ya da ne görürsen gör devam edebilecek, bana hazzın ve acının en büyüklerini yaşatan gizemli adamın kim olduğunu çözebilecek kadar cesur musun? Benim yerimde olsaydın, cevabın ne olurdu?

Sıradan bir lise öğretmeni olan Sara McMillan'ın cevabı evetti. Ta ki bir rastlantı sonucu okuduğu o günlükteki kayıp kadını bulmaya çalışırken, git gide hiç tanımadığı o kadına benzediğini, onun hayatını yaşamaya başladığını fark edene kadar. Rebecca'yı içine çekip yutan, parlak ışıklarla dolu sanat dünyası, Sara'ya boyun eğecek miydi? Yoksa onun da sonu bu ateşli, gizemli ama bir o kadar da tehlikeli adamın kollarında mı gelecekti?

Kimdi bu adam? Peki, ya ben kimdim? Korku, nasıl böyle baştan çıkarıcı olabilirdi?
Öğrenmeye hazır mısın?

Kitap Yorumu:

Yepyeni bir kitap yorumundan merhaba. Bildiğiniz üzere naif, kalbe dokunan kitapların yayıncısı Arkadya Yayınları, geçtiğimiz aylarda, Arkadya Bitter'i bizlerle buluşturdu. Arkadya Bitter'in yayınlanan ilk kitabı Kayıp Günlükler Serisi'nin ilk kitabı olan Senin Yerinde Olsaydım. Hadi kitabın önce konusuna sonra benim yorumuma bakalım :)

Sıradan bir İngilizce öğretmeni olan Sara McMillan, kendisi gibi öğretmen arkadaşı Ella'nın, evinde unuttuğu bir günlüğü bulur. Okuyup okumamak arasında kalan Sara, merakına yenilerek günlüğü okumaya başlar. Okuğu şeyler, kendisini şaşırtır. Günlüğün sahibinin Ella olduğunu düşünür. Fakat gerçek bu değildir. Ella, bir depo satışından çeşitli eşyalar satın almıştır ve bu günlük, onlardan biridir. Sara, okuduğu günlüğün etkisiyle, kendini günlüğün sahibini bulmaya ve eşyalarını ona teslim etmeye adar.

Sanat aşığı bir kadın olarak hayatın zorlukları neticesinde öğretmenlik yapmaya başlayan Sara, günlüğün sahibi Rebecca'yı araştırırken, 3 yeni günlük daha bulur. Okumaya başladıkça, önünde çok farklı olaylar gelişmeye başlar. Rebecca'nın hayatını yaşamaya başlayan Sara Mc Millan'ın karşısına 2 adam çıkar ve Sara için seçim zordur, ikisi arasında kalır. Sanat galerisi sahibi, varlıklı, ince zevkleri olan Mark Compton ve deri ceketlerin efendisi, serseri yakışıklı, ünlü ressam Chris Merit.

Kitap baştan sona bir gizem ile ilerliyor. Öyle ki, tüm karakterlerin sırları var. Kitap bittiğinde dahi, tüm karakterler hakkında sorular kalıyor kafanızda. Kitap genel anlamda Rebecca'nın ve günlükteki erkeğin kimliği üzerine kurulmuş olsa da, Sara ve Chris'in de birtakım gizemlerini öğrenir gibi olduk. Ailesel birtakım sırları var ikilinin. Kitabın sonlarına doğru Mark abimizin de sırlarına az biraz dahil olduk. Yine kitabın sonlarında yaşlı bir ressam da dahil oldu olaya .Ama ne oldu ne bitti, işin içinden çıkamadım sevgili okuyucu, acilen biri 2. kitabı fırlatsın buraya!

Şimdi, bu kitabı okuyanlar tek yürek olduk soruyoruz, Rebecca nerdesin, kimle kaçtın, günlükteki adam kim, Sara sen ne yapmaya çalışıyorsun. Sorular sorular, ikinci kitabı bir an evvel okumak istediğimi söylemiş miydim :)

Diğer detaylara gelirsek, çeviri çok kaliteliydi. Kapağı zarif bulduğumu belirtmeliyim. Hem de renk uyumu çok tatlı olmuş, püskül desen seviyoruz :) Geldik editörlük olayına, Arkadya kitaplarını okuduğumda şunu biliyorum, kitap özenli bir şekilde baskıya hazırlanıyor, benim gibi redakte takıntılı bir insanı, son cümlesine kadar mutlu ediyor kitap. 

Kısacası, Arkadya Bitter ile tanıştığımız bu kitabı beğendim ve seri devamını bekliyorum, keyifli okumalar dilerim :)

Kitabın Yazarı: Lisa Renee Jones
Çevirmen: Hülya Bakça
Yayınevi: Arkadya Bitter
Sayfa Sayısı: 336
Basım Yılı: 2015


Kitaba puanım 4/5




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...