29 Kasım 2016

Gizemli Erkek Avcısı- Aylem Güngördü- Kitap Yorumu



Kitap Tanıtımı:

Eros, Kendi Kazdığı Kuyuya Düşerse…

Özgür ruhlu, sert, alaycı ve iş arkadaşlarının deyimiyle "tam bir cadı" olan Seçil Kaya, erkeklerin önünde diz çökmesine alışıktır. Çünkü o seçilmez, sadece seçer. Üstelik uzun ilişki denen şey asla ona göre değildir.

Yine de her zor kadını dize getirecek bir şövalye çıkar.
Seçil'in karşısına da o şövalye çıkmak üzeredir: Baran.

Baran'la karşılaştıktan sonra, hissettiği şeylerin adını koymakta zorlanan Seçil, yardım almaya karar verir. Çalıştığı dergideki köşe yazısında okuduğu Gizemli Erkek Avcısı, Seçil'in aklındaki soru işaretlerinin cevabını verebilecek gibi görünmektedir. Ancak Seçil bu cevaplara hazır mıdır?


Kitap Yorumu:

Merhaba :) Geçtiğimiz aylarda çok severek okumuş olduğum Külkedisinin Zayıflama Hikayesi kitabının devam kitabı nihayet çıktı. Macera, Gizemli Erkek Avcısı'nın sayfalarında devam ediyor :)

İlk kitaptan aşina olduğumuz karakterler, yeni eklenen karakterler ile yeni kitap çok güzel olmuş. Hadi önce kısaca konuya bakalım, sonra yorumuma göz atalım :)  İlk kitabı okumayanlar için yazının devamı SPOİLER içerir!!

Efendim ilk kitaptan tanıdığımız ve çok sevdiğimiz Öykü'nün gıccccık bir müdiresi vardı hatırlarsınız. Kendisi Seçil Kaya! İş arkadaşları tarafından "tam bir cadı" olarak nitelenen; Öykü'ye epey kök söktüren sevgili kızıl cadı Seçil'i bu kitapta daha net tanıyoruz.

Kendine güvenen, başarılı, karakter olarak biraz sert bir kadın Seçil. Tolga'nın da eski arkadaşı. Tolga'yı hatırladınız mı? İlk kitapta kendisi, Öykü'nün beyaz atlı prensiydi :)

İlk kitabın sonlarında, Seçil ve Öykü'nün arasındaki buzlar erimeye başlamıştı. Fakat bu kitapta bu ikiliyi bu kadar yakın görmeyi tahmin etmemiştim :) 

İlk kitapta, Külkedisi Öykü, dergideki köşesini Gizemli Erkek Avcısı'na bırakmıştı. Gizemli Erkek Avcısı, Öykü'den kalan köşeyi layıkı ile devam ettirmektedir. Seçil, Öykü'nün zorlaması ile Gizemli Erkek Avcısı'na başvurmak zorunda kalır. Fakat Seçil, bu köşeyi yazan kişinin kimliğini bilmemektedir. 

Seçil, Baran için başvurduğu Gizemli Erkek Avcısı'ndan aldığı taktikleri doğru uygulayıp, mutlu sona ulaşabilecek midir? Gizemli Erkek Avcısı' nın kim olduğunu öğrenince ne tepki verecektir? 

Bir de Baran var bu hikayede. Kendisi Tolga'nın kardeşi olur. Sempatik bir karakter olan Baran, Seçil'in değişiminin sebebi olabilecek mi? 


Bu kitabı da en az Külkedisinin Zayıflama Hikayesi kadar eğlenerek okudum. Seçil- Baran çatışmasını okumak çok keyifliydi. Önceden aşina olduğumuz karakterlere gelirsek, artık karşımızda evli-mutlu çiftimiz Öykü ve Tolga var :) Külkedisi projesinin mimarı Berk ve Öykü'nün kuzeni Melis, yine hikayede Öykü'nün yanında yer almaktalar :)

Öykü ve Seçil'in aralarını düzeltme çabaları çok tatlıydı. Seçil ile yıldızı barışmayan tek kişi Öykü mü sandınız, yanıldınız! Çünkü Öykü'nün kuzeni Melis, Seçil'e uyuz oluyor! 

Seçil, bu kadar uyuz olunacak bir karakter mi? Okuyup siz karar verin. Seçil'i okudukça seveceğinize eminim. Hele Kamer ile olan maceralarını okudukça kahkahalar atmamak mümkün değil :)

Velhasıl, kitabı beklediğime değdi. Seçil'in değişimini ,Baran'ın aşkını, minnoş çiftimiz Tolga-Öykü'yü , Berk-Melis'i , kitaba yeni eklenen Kamer ve Ada karakterlerini okumak çok keyifliydi. Özellikle köşe yazıları yine çok tatlıydı. Romantik komedi türünü sevenlere, ilk kitabı okuyup beğenenlere kesinlikle tavsiye ediyorum :)


Kitabın Yazarı: Aylem Güngördü
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 280
Basım Yılı: 2016


Kitaba puanım 5/5










23 Ağustos 2016

Külkedisinin Zayıflama Hikayesi- Aylem Güngördü- Kitap Yorumu



Kitap Tanıtımı:



Bir kadın kendini değiştirmek istediğinde, ona engel olabilecek hiçbir yemek yoktur. Öykü, hayatını zorlaştıracak her şeye sahipti.
 Çalıştığı dergide gıcık bir müdire 
İnsanın dikkatini dağıtacak türden yakışıklı bir patron 
Fazla kilolar 
Sürekli topuz yapılan saçlar 
Paçoz kıyafetler 

Bu liste böyle uzayıp giderdi. Ancak bir gün bir şey oldu ve Öykü artık böyle devam edemeyeceğine karar verdi. Hayatını değiştirecekti. Ve buna, fazla kilolarından kurtularak başlamalıydı. Onlardan kurtulmak için ihtiyacı olan şeyler onda var mıydı peki?

Fazlasıyla vardı. Azim Uyuz ve süper çekici müdiresi Seçil, ondan dergiye bir köşe hazırlamasını istemişti. Öykü, yeterince iyi yazılar yazamazsa işini kaybedeceğini biliyordu. İlham gelsin diye beklerken, aradığı şeyi aynada gördü. Kendini yazacaktı. Kendi zayıflama hikâyesini ve bugüne kadar neler yaşadığını… Bu büyük bir riskti çünkü ilgi çekici bir konu gibi görünmüyordu. Ancak ilk yazı yayınlandığında, herkesi şaşkına uğratacak gelişmeler oldu. Artık Öykü'nün hayatı, kontrol edemeyeceği bir şekilde değişmişti. Külkedisi, küllerinden doğacaktı!


Kitap Yorumu:

Şeker mi şeker bir kitap yorumuyla merhaba :) Çiklit kitapları oldum olası çok sevmişimdir. Çok kafa yormaya gerek olmayan, karakterlerde mutlaka okurken kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bu türün güzel bir örneği olmuş Külkedisinin Zayıflama Hikayesi. 

Öykü Turan, 25 yaşında, bir kadın dergisinde editörlük yapan, balıketli bir kız. Her kızın olduğu gibi Öykü'nün de bir sürü derdi var. Mesela bunlardan biri dergideki süper gıcık Seçil Hanım!

Öykü, şirketin sahibi Bora Bey'in Türkiye'ye geleceğini öğrenir öğrenmez arama motorunda yaptığı küçük çaplı araştırma sayesinde Bora Bey'e aşık olur :)

Öykü'nün malesef tek sorunu Seçil değildir! Çünkü kendisinin vermesi gereken kiloları vardır. Seçil ile kilo hakkında atışmalar yaşadıktan sonra, kilo vermeyi kafasına koyar. Dergiden bir hışım çıkıp yolda yürürken gördüğü Sihirli Kitaplar Dükkanı'nda soluğu alır. Kitapçıdan zayıflama ve erkekleri tavlama üzerine kitaplar isteyen Öykü, aslında bilmeden çok güzel bir tesadüfe imza atmıştır :)

Sanırım konudan kısaca ancak bu şekilde bahsedebilirim yoksa duramayıp kitabı komple anlatacağım :)

22 Ağustos 2016

Zümrüt Şelaleleri- Kimberley Freeman- Kitap Yorumu



Kitap Tanıtımı:


Gözyaşlarınıza eşlik edecek biri varsa yanınızda, kalbinizdeki boşluk sizi ne kadar ıssızlaştırabilir? 

Violet Armstrong 1926 yılında Zümrüt Kaplıca Oteli'nde çalışmaya başladığında aklındaki tek şey, artık çalışacak durumda olmayan annesine bakmaktır. Ancak ötekileştirilenlerin dünyasında yer alsa da kalbine yenik düşerek ünlü Honeychurch-Black Ailesi'nin vârisine âşık olur. Bir gece kuvvetli bir kar fırtınasının gelmesiyle o tutku dolu aşkı da kara gömülür. Ta ki karlar eriyip o gecenin sırrı ortaya çıkana kadar…

Seksen sene sonra Lauren Beck, erkek kardeşinin vefatından sonra annesinin baskıcı tavırlarından sıyrılarak, kendi ayakları üstünde durmaya karar verir. Görkemli Zümrüt Kaplıca Oteli'nin karşısındaki kafede çalışan Lauren, eski otelin restorasyonuyla ilgilenen bir mimarla tanışır. Arkadaşlıkları devam ederken, Lauren 1926 yılında yaşanmış doludizgin bir aşkın mektuplarını keşfeder. Ancak keşfi bununla da sınırlı değildir… Unutulmuş bir trajedinin peşine düşen Lauren, yüzleşeceği gerçekle kendi hayatını da değiştirecek riski göze alabilecek midir?

Büyükannesinin hayatındaki unsurlardan esinlenen Kimberley Freeman, Zümrüt Şelaleleri'nde gizemi, kalp kırıklığını ve farklı hayatlardaki aşkı anlatıyor. Ötekileştirilenlerin dünyasında siz de kendinizden bir parça bulacaksınız… 

"Kitapta her dönemin kendi değer yargıları en iyi şekilde işlenirken, kış mevsimindeki Blue Mountains tasviri olağanüstü… Karakterler sizi alıp götürürken romanın nasıl bittiğini anlayamayacaksınız."
-Historical Novels Review-


Kitap Yorumu:

Epeyce uzun bir aranın ardından merhaba :) Kişisel yoğunluklar vs. derken blogu malesef boşlamak zorunda kaldım. Hatta bu sene istediğim gibi kitap okuyamadım bile, olsun sağlık olsun, her şey mutlaka rayına oturur.( Böyle ummak istiyorum diyelim :)  )

Bloga dönüşümü, sevdiğim bir yazar ve yayınevi ile yapmak istedim. Bu kitap, Kimberley Freeman- Zümrüt Şelaleleri oldu. Kitabı geçtiğimiz haftalarda yaklaşık 1.5 günde bitirmiştim. Önce konusundan biraz bahsedeyim, daha sonra beğenip beğenmediğimi paylaşayım :)

Kitap, çift zamanlı ilerliyor. 2014 ve 1926 yıllarında iki kadının yaşamını okuyoruz. 1926 yılında geçen hikayemizin kahramanı Violet Armstrong; bir ailenin yanında dikiş nakış işlerinde çalışan fakir annesine destek olmak amacıyla, Zümrüt Kaplıca Oteli'nde garsonluk yapmaya başlar. Fakat oteldeki işi belirli bir süreliktir. Otel müşterilerinden Samuel Honeychurch- Black'e aşık olmaktan kendini alamaz. Bu aşk için bir çok engel vardır önlerinde. Çiftin aşkı, pek çok kez sınanacaktır.

2014 yılındaki hikayemizde ise,amansız bir hastalık neticesinde abisini kaybeden Lauren Beck, hayatını yoluna koymak üzere, abisinin de zamanında gidip çok sevdiği Zümrüt Şelaleleri'ne gider. Burada bir kafede garsonluk yapmaya başlar. Kafeye gelen bir mimarla tanışır, bu mimar Zümrüt Kaplıca Oteli'ni restore etmeye gelen mimarlardan birisidir. 

Lauren, otelde etrafı incelerken, eski bir gramofonun içinde, çok eski zamanlardan kalma tutkulu aşk mektupları bulur. Mektuplar, SHB imzalıdır. Lauren, mektupların gizemini çözmeye çalıştıkça, biz okurlar da hem Violet'i hem Lauren'i yakından tanımaya başlıyoruz.

7 Mart 2016

Düşlerimin Prensi Serisi Karakter Söyleşisi



Merhaba :)  Mert,Rüya, Rüzgar, Gizem, Figen ve Gökhan ile kısa bir söyleşi yaptık umarız beğenirsiniz :)



-Rüya, kendi masalını kendin yarattın diyebiliriz. Bize biraz anlatır mısın nasıl bir duygu bu?

İnan hiç kolay olmadı. Mert Demiroğlu'yla birlikte bir aşka yelken açmak. Onu görür görmez ayaklarım yerden kesildi, zaman durdu. Sonra zaten yavaş yavaş gelişti her şey. Ama önümüzde engeller hep vardı! Mesela ben biraz(!!!) Mert Demiroğlu'nun yanında gezdirdiği kız tanımına uymuyordum. Zamanla azmettim ve bir kuğuya dönüştüm.

-Mert'i kaybedeceğini düşündün mü?

Elbette. O kadar üzücü ki, onsuz her şey değersiz.

-Figen ve Gizem için neler demek istersin?

Ah o kızlar, ikisini de çok seviyorum. Onlar olmadan üniversite asla yaşanabilir bir yer olmazdı. Hele Gizem, okulun ilk gününde görür görmez anlamıştım ömürlük dost olduğunu. Figen ise, Gökhansız düşünülemez, ikisini de çok seviyorum.

-Mert, Rüya'nın değişimine destek oldun hep, bu aşamada sen neler düşündün?

Rüya... Benim için o kadar değerliydi ki her zaman, onun üzülmesini asla istemem. O nedenle ona destek oldum çünkü yapabileceğini biliyordum. Ve yaptı da. Kendine özgüveni olan, ayakları yere daha sağlam basan bir genç kadına dönüştü. Gerçi ben onu değişmeden önce de seviyordum zaten :)

-Mert, Rüya seni kaybettiğini düşündüğü zaman neler yaşadı, bunu yaşayan taraf sen olsaydın ne yapardın?

Ah hiç sorma bile bu soruyu. Nereden bilebilirdim kaza haberinin öyle yansıyacağını. Rüya'nın ne kadar üzüldüğünü tahmin edebiliyorum, aynı olay benim başıma gelse sanırım çıldırırdım, Rüya'sız bir hayatı düşünemiyorum!

-Gökhan, tatlı cadı Figen'le uğraşmak nasıl bir duygu?

O benim cadım, evet. Sevgi her şeyi yaptırıyor insana, onsuz bir dünya asla düşünemem. Hem ne demişler, gülü seven dikenine katlanır :)

-Figen. Gökhan sana cadı diyor, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Yıllardır seviyorum ne diyebilirim :)

-Rüzgar; Rüya ve Mert'in birleşmesi için katkıda bulundun epey. Ve aşk seni de buldu, Gizemli hayat nasıl gidiyor?

Aslında onu gördüğüm an etkilenmiştim, Gizem bana sevmeyi öğretti diyebilirim, onu çok seviyorum.

-Gizem, en yakın arkadaşın Rüya ile neler neler yaşadınız siz,arkadaşlığınız çok sağlam bağlarla kurulu. Neler demek istersin bize?

Rüya... Canım dostum. Onu okulun ilk günü gördüğümde ve sohbete başladığımızda, arkadaşlığımızın uzun yıllar sürmesini dilemiştim. O kadar güzel anlaştık ki, birlikte tatile bile gittik öğrenciyken. Ah pardon birlikte derken sadece Rüya ile değildi. Ama benim açımdan harika bir tatildi. :) Herkese Rüya gibi bir dost diliyorum. 


6 Mart 2016

Düşlerimin Prensi 2.Cilt- Buse Gümüş- Yorum



Kitap Tanıtımı:

Masal devam ediyor…
Bir zamanlar asla inanmam dediğim bir şey vardı. Benden asla ama asla bir prenses olmazdı. Gerçekleşmeyeceğini düşündüğüm düşlerim vardı benim. Bana göre; aşk bana uğramaz, mutluluk beni teğet geçerdi.

Tüm umutsuzluğuma rağmen yine de hayat beni yanıltmış, aşkı ve mutluluğu bir kişide toplamıştı. İmkânsız dediğim aşk, beni sarıp sarmalamış ve her şeyi baştan sona değiştirmişti. Onunla olmak, aşkı onunla yaşamak düşlerimin de ötesinde bir mucizeydi.

Ancak her şey hayallerimdeki gibi tozpembe gitmiyordu. Mutlu sona ulaşmadan önce önümüze birçok engel çıkacaktı. Hayat bizi sınarken, birlikte tutunabileceğimiz tek şey sevgimizdi. Kavgalar, küslükler, barışmalar, ayrılıklar… Ve daha nicesi. Yaşanacaklar gözümü korkutmuyordu, çünkü gerçekliğinden emin olduğum bir şey vardı: Mert, benim Düşlerimin Prensi'ydi ve bizim masalımız, her şeye rağmen mutlu sonla bitecekti.


Kitap Yorumu:


İkinci kitabın yorumu ile karşınızdayım, keyifli pazarlar dilerim :) Okuyanlar bilecektir, ilk kitap oldukça kötü bir yerde bitmişti.

İkinci cilt, ilk kitabın kaldığı yerden devam ediyor. Spoiler olmaması için olayı söylemiyorum, fakat yanlış anlaşılma nedeniyle bizi üzdün Mert! Okuduktan sonra oh dedik, hala Düşlerimizin Prensi olarak sapasağlamdın neyseki :)

İlk kitapta çiftimiz Rüya ve Mert'i tanımış, arkadaş çevrelerini okumuş, Rüya'nın kabuğunu kırışını, kendini buluşunu ve çiftimizin sevgili oluşunu okumuştuk. İkinci kitabımızdaysa olaylar bir tık daha ciddileşiyor, anlayacağınız üzere her şey dört dörtlük ilerlemiyor! Bakalım Rüya-Mert çiftimizi neler bekliyor bu yolda?

İlk kitapta yer alan Figen-Gökhan ve Gizem-Rüzgar çiftleri yine bizimleydi bu kitapta. Ve inanın ben hangi çifti favori olarak seçsem bilemiyorum. Hepsini sevdim :)

Seri hakkındaki genel yorumum, ilk kitapta da bahsettiğim gibi, naif bir anlatım tarzına sahip, duygu yoğunluğunu güzel veren bir seri. Üniversite ortamı, arkadaş grubu gibi öğeler okurken sevdiğim konular. Ve seriyi sevmemdeki diğer bir neden, Mert'in o kadar imkana rağmen badboy olmayışı, çünkü artık bıktık klişelerden( ya da ben bıktım :P )

Kitabın sonunda bizi tatlı bir sürpriz bekliyor,  Mert Demiroğlu tarafından da bu seriyi okuyacağız, açıkçası sevindim :)

Kapak yine İlknur Muştu'dan. Uyumlu bir seri kapağı olmuş. Bir diğer nokta da, her iki kitapta da ayrı ayrı yer alan illüstrasyonlar. Onları çok sevdiğimi belirtmeliyim.

Evet kısacası Düşlerimin Prensi serisi bana güzel hisler yaşatan bir okuma süreci oldu. Geçtiğimiz günlerde duygu eksikliği olan bir kitap okumuştum, onun ardından bu iki kitap ile telafi etmiş oldum durumu. :)

Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum :)

Kitabın Yazarı: Buse Gümüş
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 512
Basım Yılı: 2016



Kitaba puanım 4/5





2 Mart 2016

Düşlerimin Prensi 1. Cilt- Buse Gümüş- Yorum



Kitap Tanıtımı:

"Gerçekleşmeyeceğini bile bile kurulan düşler, insanın canını acıtmaktan başka bir işe yaramıyor."

 Aşkın hiç uğramadığına ve uğramayacağına emin olduğum bir durakta beklerken, hiç ummadığım bir anda düştüm aşkın içine. Hem de hiç olmayacak bir insanla; Mert Demiroğlu'yla… Üstelik bu öyle bir düşüştü ki, sadece üç saniye sürmüştü; ne olduğunu bile anlayamamıştım. Aşkın zor olduğunu biliyordum ama söz konusu Mert ise sadece zor değil, imkânsızdı benim için aşk. O, insanların düşündüğünden daha fazlasıydı. Düşünceli, nazik ve sevecendi. Onun masmavi gözlerinin derinliklerine düştüğümde, tutunduğum yine oydu. Yine de imkânsızdı işte. Mert ve ben sadece arkadaş olabilirdik, benim kalbim her ne kadar daha fazlasını istese de… Ancak hayatın benim için daha farklı planları olduğunu bilmiyordum; benim masalım henüz yazılmamıştı. Hepsinde olduğu gibi bu masalın da bir prensese ve bir prense ihtiyacı vardı. Benim masalım da Düşlerimin Prensi'ni bulduğumda başlayacaktı.

Kitap Yorumu:


Yeni yorumla merhaba :) Düşlerimin Prensi serisi, bana keyifli bir okuma oldu. Bugün, ilk kitabın yorumunu paylaşacağım :)

Kitabımız, ana karakter Rüya'nın üniversiteyi kazanması ile başlıyor. Genç ve toy olan kızımız okula gittiğinde, hemen ortamı tanımaya çalışıyor. Ve sevimli mi sevimli bir kızla yani Gizemle tanışıyor. Gizem'i aklınızda tutun, çünkü Rüya'nın en samimi arkadaşı olacak kendisi :)

Gizem ve Rüya, okullarına ve yeni çevrelerine alışmaya çalışırken, yeni bir arkadaş ediniyorlar! Bu arkadaş üst sınıflardan Figen. Figen ile birlikte gruplarına Figen'in erkek arkadaşı Gökhan da dahil oluyor. Boylelikle okula alışan ikilimiz, kendilerini bir anda bir partide bulurlar. Partinin sahibi ise, Rüya'nın okulda sıkça gördüğü yakışıklı Mert Demiroğlu'ndan başkası değildir.

Mert'in hayatına girmesiyle Rüya ve arkadaşları için macera başlayacaktır.

1 Mart 2016

Düşlerimin Prensi 1.Cilt- Buse Gümüş- Ön Okuma ve Çekiliş



Yepyeni bir turdan merhaba :) Burayı biraz ihmal ettim, ama bu süreçte çok güzel kitaplar okudum. Onlardan iki tanesi, Düşlerimin Prensi serisi. :) Yorumlarım ilerleyen günlerde burada olacak. Ama öncesinde kitap hakkında bilgi edinmek isterseniz ön okumamıza göz atın ve Facebook üzerinden çekilişimize katılın, sevgiler :)



11 Ocak 2016

Bir Masum Menekşe- Kathryn Kramer- Yorum




Kitap Tanıtımı:

Saklı bir tutkunun ardındaki kıvılcımlar aşkı tutuşturacak, maskelerin ardına saklansan bile…
  

Stephen Valentine, İngiltere kralından kendine ait toprakları istemek üzere saraya gider. Orada güzeller güzeli, menekşe gözlü, masumiyet timsali Madrigal ile karşılaşır ve aralarında muhteşem bir aşk doğar. Ancak Madrigal’ın baş düşmanının kızı olduğunu öğrenince Stephen’ın dünyası başına yıkılır. Madrigal ise çok sevdiği krala bir komplo kurulduğunu yanlışlıkla öğrenir ve kendini ozan kılığında yollarda bulur.
Masumiyetle şehvet, aşkla intikam,macerayla tutku bu yolda ona eşlik edecek…

Kitap Yorumu:


Turun son gününden merhabalar :) Uzun zamandır historical roman okumamıştım, bu anlamda iyi bir deneyim oldu kitap benim için. Hem de sık incelenen bir konu değildi kitap :) Hadi yorumuma bakalım :)

Ortaçağ dönemini anlatan roman, 1483 tarihi ile başlıyor. Ana kahramanlarımız Stephen Valentine ve Lady Madrigal.

Stephen, Güller Savaşı Dönemi'nde elindeki toprakları kaybeden biri. Venedik'te yaşıyor. Bir zaman sonra İngiltere'ye topraklarının hesabını sormaya gidiyor.

Madrigal ise, ailesini kaybetmiş bir kız. İngiltere Kralının himayesinde yaşıyor. Marifetli, sakin bir mizacı var. Lavta denen müzik aletini çalıyor, ve bu konuda gayet başarılı.




5 Ocak 2016

Tess'in Gözyaşları- Tears Of Tess- Yorum






Kitap Tanıtımı:


Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti. Bir adama satıldım!

Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıldönümlerini kutlamak için Tess Snow'u Meksika'ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi.

Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan'la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti.

Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, "Gözlerindeki karanlığı görüyorum," diyordu. "O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor."
Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.

"Şimdiye kadar yaptığınız tüm 'en iyi kitap' listelerini unutun ve bu kitabı en başa altın harflerle kazıyın. Yılın değil, yüzyılın en iyi kitabı."
-Lip Smackin Good Books-

Kitap Yorumu:

Merhaba! Arkadya Bitter etiketiyle geçtiğimiz günlerde raflarda yer bulan Tess'in Gözyaşları kitabının yorumuyla karşınızdayım.

Yoruma geçmeden önce, kitabın Dark kategorisinde yer aldığını, bu tarz içerikleri sevmeyenlerin kitabı araştırarak okumaya başlamalarını tavsiye ederim.

Kitabı Goodreads'te görmüş ve kapağına bayılmıştım. Uzunca bir dönem Q aşağı Q yukarı o kadar çok sohbet döndü ki, Q hakkında çok büyük bir beklentiye kapıldığımı belirtmeliyim. 

Tess Snow, üniversite öğrencisi bir genç kız. Brax adında bir sevgilisi var. Aslında görünüşte mutlu Tess, fakat sevgilisiyle olan ilişkisinde bazı farklı düşünceleri olan bir kız.

Tess ve Brax, Meksika'ya tatile giderler. Gezerlerken, bir kafeye girerler. Fakat Tess'in o an içine bazı kötü düşünceler dolar. Nitekim, Brax ölümüne dövülmüş bir şekilde yerde yatmaktadır. Tess ise bir grup tarafından kaçırılmıştır. Kaçırılma süreci boyunca pek çok kez şiddetin çoğu türüne maruz kalacaktır Tess, ve ilerleyen zamanlarda da satılacaktır.

Q Mercer, zengin mi zengin, hastalıklı mı hastalıklı esas erkeğimiz. Kendisinin ciddi anlamda ruhsal sorunları var bence. Neyse, kızımızın satıldığı kişi, tahmin edebileceğiniz üzere Q Mercer.

Zaten kendisi de en az Q kadar hastalıklı bir ruh olduğundan Tess ve Q birbirleriyle bir savaş içinde bulurlar kendilerini. Peki bu savaşı isyankar kızımız adını uzun bir süre Q'ya söylemeyen Tess mi, Tess'i dizginlemeye çalışan Q mu kazanacak?


Konudan kısaca bahsettikten sonra, öncelikle şiddet sahnelerinden bahsetmek istiyorum. Evet bazı yerlerde kanınızın donması muhtemel. Şahsen bazen derin soluklar alarak okuduğumu belirtmeliyim. Tess'in ve Q'nun geçmiş dönem travmalarının kitapta verilmesi güzel bir detaydı. Özellikle kitabın bölüm başlarında yer alan kuş isimlerinin ve Q'nun dövmesinin bağlandığı yerler güzeldi.

Kitabın dark oluşu bir parça okurken beni yorsa da, yine de kitabın oldukça akıcı olduğunu belirtmeliyim.

Kitabın sonunda yer alan müzik listesi ise benim fikrimce hoş bir detaydı. Kitaplardaki bu tarz detayları seviyorum. Çevirisini de oldukça başarılı buldum, ki çevirmeni oldukça deneyimli bir isim Arzu Sarı. 

Pek çok okurun aksine nedense ben Arkadya Bitter'in kapaklarını beğeniyorum. Seri bütünlüğü açısından yapılmış bu hareketi seri devamları çıktıkça göreceğiz :)

Başta da dediğim gibi türü okumaya alışkın olmayanlar ama yine de merak edenler kitabı araştırıp ya da ön okumasına göz atıp okuyunuz.

Okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum :)











Kitabın Yazarı: Pepper Winters
Çevirmen: Arzu Sarı
Yayınevi: Arkaya Bitter Yayınları
Sayfa Sayısı: 496
Basım Yılı: 2015 


Kitaba puanım 4/5.  (Aslında 3,5)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...